Sosyal medya platformları, insanların düşüncelerini özgürce ifade edebildikleri ve geniş kitlelerle etkileşime girebildikleri en önemli mecralar hâline gelmiştir. Ancak bu özgürlük, başkalarının onur, şeref ve saygınlığına saldırma hakkı vermez. Günümüzde en sık işlenen bilişim suçlarından biri olan sosyal medyada hakaret, mağdurlar üzerinde derin psikolojik ve sosyal etkiler bırakabilmekte; dahası faillerin sahte hesaplar arkasına sığınması, hukuki süreci daha karmaşık bir hâle getirebilmektedir.
İnternet ortamında yapılan yorumlar, atılan tweetler veya paylaşılan videolar aracılığıyla bir kimseye hakaret edilmesi, Türk Ceza Kanunu kapsamında yaptırıma bağlanmıştır. Ne var ki, dijital ortamın getirdiği sözde anonimlik hissi, birçok kişiyi gerçek hayatta kuramayacağı cümleleri internette rahatça sarf etmeye itmektedir.
Hukuki süreçlerde en çok tartışılan konulardan biri, sarf edilen sözlerin ağır eleştiri mi yoksa hakaret mi olduğudur. Demokratik bir toplumda siyasilere, kamuoyuna mal olmuş kişilere veya kurumlara yönelik eleştirilerin sınırları daha geniş kabul edilse de, kişiyi küçük düşürücü, onur kırıcı ve şahsiyetini hedef alan ifadeler ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmez. Bir sözün hakaret sayılıp sayılmayacağı; söylendiği bağlama, hitap edilen kişiye ve toplumsal örfe göre yargı makamlarınca somut olay bazında değerlendirilir.
Hakaret suçunu işleyen kişilerin "Nasılsa beni bulamazlar" düşüncesiyle sahte isimler ve fotoğraflar kullanarak hesap açması oldukça yaygındır. Ancak hukuken ve teknik olarak sahte hesapların arkasındaki kişilerin tespiti mümkündür. Cumhuriyet Savcılıkları ve Siber Suçlarla Mücadele birimleri, IP adresleri, log kayıtları, açık kaynak araştırmaları ve ilgili platformlarla yapılan yazışmalar aracılığıyla faillerin gerçek kimliğine ulaşabilmektedir. Profilin sahte olması, suçun cezasız kalacağı anlamına gelmez; aksine, kimliği gizleme çabası failin suç kastını daha da belirgin hâle getirebilir.
Sosyal medya üzerinden hakarete uğrayan bir kişinin yapması gereken ilk iş, delilleri usulüne uygun şekilde güvence altına almaktır. Suç işleyen kişi, paylaşımını saniyeler içinde silebilir veya hesabını kapatabilir. Bu nedenle hakaret içeren paylaşımın yalnızca ekran görüntüsünün alınması yeterli olmayabilir. Paylaşımın yapıldığı URL adresinin (bağlantının), paylaşım tarihinin ve saatinin açıkça görüneceği şekilde kayıt altına alınması, gerekiyorsa e-tespit (noter onayı) gibi yollarla delillendirilmesi soruşturmanın selameti açısından büyük önem taşır.
Sosyal medyada hakaret suçu, kural olarak şikayete tabidir. Mağdurun, fiili ve faili öğrendiği tarihten itibaren altı ay içinde şikayet hakkını kullanması gerekir. Ceza davası sürecinin yanı sıra, mağdurun kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle hukuk mahkemelerinde manevi tazminat davası açma hakkı da bulunmaktadır. Ceza mahkemesinden çıkacak bir mahkumiyet kararı, tazminat davasının kazanılmasında en güçlü dayanaklardan biri olacaktır.
Klavye başında veya bir mobil uygulama üzerinden sarf edilen sözler, dijital dünyada kalmaz ve gerçek hayatta somut hukuki sonuçlar doğurur. Sosyal medya platformları bir hukuksuzluk alanı değildir. Hakarete maruz kalan kişilerin hukuki haklarını bilmesi ve zaman kaybetmeden doğru adımları atması, hem adaletin tecellisi hem de siber zorbalığın önüne geçilmesi bakımından kritik bir öneme sahiptir.
Sahte (fake) hesapların tespiti, sosyal medya üzerinden işlenen hakaret ve tehdit suçlarının savcılık şikayetleri ile manevi tazminat süreçlerinin takibi için bizimle iletişime geçebilirsiniz.