Günlük hayatta trafikte yaşanan bir tartışmada, işyerindeki bir gerginlikte veya WhatsApp üzerinden yapılan bir mesajlaşmada sarf edilen öfkeli sözler, hukuki boyutta ciddi sonuçlar doğurabilmektedir. Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 125. maddesinde düzenlenen hakaret suçu, kişilerin şeref, haysiyet ve saygınlığını korumayı amaçlar. Ancak her kötü veya kırıcı söz hukuken hakaret sayılmamaktadır. Küfür ile kaba söz arasındaki ayrım, ceza yargılamasının temelini oluşturur.
Bireylerin birbirine küfür etmesi, aşağılayıcı lakaplar takması veya asılsız ithamlarda bulunması, ceza hukukunda doğrudan yaptırıma tabidir. Hakaret suçunun temel şekli, üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılmaktadır. Sürecin detayları ise eylemin nasıl gerçekleştirildiğine göre farklılık gösterir.
Kanun, hakaret suçunun iki farklı şekilde işlenebileceğini belirtmiştir:
Hakaret davalarında en sık karşılaşılan savunma, söylenen sözün ağır eleştiri veya kaba söz niteliğinde olduğu yönündedir. Yargıtay kararlarına göre; muhatabı rahatsız edici, nezaket dışı ve kırıcı her söz hakaret suçunu oluşturmaz. Örneğin, bir tartışma esnasında söylenen "Terbiyesiz", "Saygısız", "Nankör", "Beceriksiz", "Karaktersiz" gibi ifadeler Yargıtay tarafından genellikle "kaba söz ve ağır eleştiri" kapsamında değerlendirilmekte ve bu sözler nedeniyle ceza verilmemektedir. Suçun oluşabilmesi için kişinin şeref ve haysiyetini açıkça rencide edecek boyutta bir saldırı olması şarttır.
Bir kişiye doğrudan yüzüne karşı veya telefon/mesaj yoluyla hakaret edilebileceği gibi, kişinin bulunmadığı bir ortamda arkasından da hakaret edilebilir. Buna "gıyapta hakaret" denir. Ancak TCK m.125 uyarınca, gıyapta hakaret suçunun cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek (iletişim kurarak) işlenmesi zorunludur. Yani arkanızdan edilen bir küfrün suç sayılabilmesi için, failin bu sözleri size değil, en az üç farklı kişiye söylemiş veya duyurmuş olması gerekir.
Tartışmalarda sıkça görülen bir durum da tarafların birbirlerine karşılıklı olarak küfür etmesidir. TCK m. 129'a göre, hakaret suçunun karşılıklı olarak işlenmesi halinde mahkeme, olayın mahiyetine göre taraflardan birine veya her ikisine verilecek cezayı üçte birine kadar indirebileceği gibi, tamamen ceza vermekten de vazgeçebilir. Benzer şekilde, hakaret suçunun "haksız bir fiilin" (örneğin fiziksel bir saldırının veya önceye dayalı bir haksızlığın) yarattığı öfke ile işlenmesi durumunda haksız tahrik indirimleri uygulanır, hatta ceza verilmeyebilir.
Kamu görevlisine görevinden dolayı edilen hakaretler hariç olmak üzere, basit hakaret suçu şikayete tabidir. Hakarete uğrayan kişinin, olayı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 6 ay içinde şikayetçi olması gerekir. Hakaret suçu, Ceza Muhakemesi Kanunu kapsamında "uzlaştırmaya" tabi suçlardandır. Soruşturma aşamasında savcılık dosyayı doğrudan mahkemeye göndermez; öncelikle bir uzlaştırmacı atanır. Taraflar özür dileme, belirli bir miktar maddi tazminat ödenmesi veya bir kuruma bağış yapılması şartıyla anlaşırlarsa, şüpheli hakkında dava açılmaz ve siciline işlemez.
Öfke kontrolünün kaybedildiği anlarda söylenen bir söz veya atılan bir mesaj, kişileri sanık kürsüsüne taşıyabilmektedir. Sarf edilen ifadenin kaba söz mü yoksa hakaret mi olduğunun tespiti, karşılıklı hakaret/tahrik hükümlerinin değerlendirilmesi ve uzlaştırma sürecinin doğru yönetilmesi, ciddi hak kayıplarının önüne geçer. Gerek mağduriyetin giderilmesi gerekse haksız suçlamalara karşı etkin bir savunma yapılması için alanında uzman bir ceza avukatından destek almak her zaman en güvenli yoldur.
Yüz yüze, mesaj yoluyla veya gıyabınızda onur kırıcı sözlere, küfre veya asılsız ithamlara maruz kaldıysanız; ya da hakkınızda haksız yere hakaret davası açıldıysa, suç duyurusu, savunma, uzlaştırma ve manevi tazminat süreçleri için avukatlarımızla iletişime geçebilirsiniz.