Türk İnfaz Hukuku Alanında Hükümlülerin Koşulları Hakkındaki Son Düzenlemeler
Avukat Dr. Tolga Ersoy | Ceza Hukuku | 23 Şubat 2017
22 Şubat 2017 tarih ve 29987 sayılı Resmi Gazete’de neşrolunan “Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” uyarınca, Türk İnfaz Hukuku alanında değişiklikler yapıldığı görülmektedir.
Yönetmeliğin 1. maddesi, 2/9/2012 tarihli ve 28399 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin m. 6/1/a hükmünde yer alan “cezalarının” ibaresi “cezaları on yıldan az olanlar bir ayını, on yıl ve yukarı olanlar ise” şeklinde değiştirilmiştir.
Yönetmeliğin 2. maddesi, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin m. 8/1/c hükmü “c) Haklarında iyi hal kararı verilse bile, 5275 sayılı Kanunun 44 üncü maddesinde sayılan eylemlerden dolayı toplam beş ve daha fazla hücreye koyma cezası alıp, son hücreye koyma cezasının kaldırılması üzerinden bir yıl geçmemiş olanlar,”şeklinde değiştirilmiştir.
Yönetmeliğin 3. maddesi, Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nin m. 13/1 ve 13/2 hükümleri ise “(1) Açık kurumda cezası infaz edilmekte iken; firar suçu hariç kınama dışında disiplin cezası verilmek suretiyle kapalı kuruma iade edilenler disiplin cezasının kaldırılma tarihinden itibaren, Yönetmelikte aranan diğer şartlara uyduğu takdirde açık kuruma ayrılabilir.” ve “(2) Açık kurumda cezası infaz edilmekte iken ilk kez firar edip yakalanan ve hücreye koyma disiplin cezası verilmek suretiyle kapalı kuruma iade edilen hükümlüler, disiplin cezasının kaldırılmasından itibaren Yönetmelikte aranan diğer şartlara uyduğu ve bir daha firar etmeyeceği değerlendirildiği takdirde açık kuruma ayrılabilir. Açık kurumdan ikinci kez firar eden hükümlüler hakkında ise bu Yönetmeliğin 8 inci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendi hükmü uygulanır.” şeklinde değiştirilmiştir.
İşbu yasal düzenlemeler uyarınca, cezası 10 yıldan az olan hükümlüler cezalarının 1 ayını kurumda iyi halli geçirmişlerse açık cezaevine gönderilecektir. Bu kapsamda hükümlüler 1 ay kapalı cezaevinde kalacak, sonra açık cezaevine gönderilecektir.
Cezaları 10 yılın üzerinde olan hükümlüler ise 1/10 unu kapalı cezaevinde geçireceklertir. Bu sürenin dolması akabinde açık cezaevine gönderileceklerdir.
Son yönetmelikle, açık cezaevine gönderilmeyecek olanların şartları ise şu şeklide yumuşatılarak değiştirilmiştir. Şöyle ki; bir hükümlü bir defa firar etmişse açığa gönderilecektir. Bir hükümlünün iki defa firar etmesi halinde açığa ayrılamayacaktır. Bir hükümlü açık cezaevinde iken disiplin cezası almışsa ve kapalıya gönderilmiş ise yönetmelik şartlarına uyması halinde açık cezaevinden ayrılacaktır.
Son düzenlemeler ışığında, Türk İnfaz Hukuku alanında hükümlülerin koşullarında iyileştirme yapıldığı görülmektedir.
Söz konusu değişikliklerin isabetle değerlendirilebilmesi için, Türk infaz hukukunun genel çerçevesinin hatırlanması gerekir. 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 1. maddesi, infazın amacını; öncelikle genel ve özel önlemeyi sağlamak, bu maksatla hükümlünün yeniden suç işlemesini engelleyici etkenleri güçlendirmek, toplumu suça karşı korumak ve hükümlünün yeniden sosyalleşmesini teşvik etmek olarak belirlemiştir. Açık ceza infaz kurumu rejimi, bu amacın en somut araçlarından biridir; zira hükümlünün dış dünyayla bağını koruyarak tahliye sonrası topluma uyumunu kolaylaştırmayı hedefler.
5275 sayılı Kanun’un 14. maddesi uyarınca açık ceza infaz kurumları, hükümlülerin iyileştirilmelerinde çalıştırılmaları ve meslek edindirilmelerine öncelik verilen, firara karşı engelleri ve dış güvenlik görevlisi bulunmayan, güvenlik bakımından kurum görevlilerinin gözetim ve denetimi ile yetinilen kurumlardır. Bu kurumlarda bulunmanın hükümlü bakımından doğurduğu sonuçlar son derece önemlidir: iş ve meslek edindirme faaliyetlerine katılma, ücret karşılığı çalışma, izin haklarından daha geniş biçimde yararlanma ve nihayet denetimli serbestlik tedbirinden istifade edebilme imkânı bu statüye bağlıdır.
Açık kuruma ayrılmanın belki de en kritik sonucu, denetimli serbestlik ile kurduğu bağdır. 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesi uyarınca, açık ceza infaz kurumunda cezasının son dönemini geçirmekte olan veya açık kuruma ayrılma şartları oluşan hükümlüler, koşullu salıverilme tarihlerine belirli bir süre kala, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle cezalarının infazına devam edebilmektedir. Dolayısıyla açık kuruma ayrılma tarihinin öne çekilmesi, fiilen kurumda geçirilecek süreyi doğrudan kısaltan bir sonuç doğurmaktadır. İncelenen yönetmelik değişikliğinin pratik önemi de esasen buradan kaynaklanmaktadır.
Açık kuruma ayrılmada belirleyici olan bir diğer ölçüt iyi hâl değerlendirmesidir. 5275 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca hükümlünün toplum içinde yeniden yaşama uyum sağlamaya hazır olup olmadığı; kurum içindeki tutum ve davranışları, eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılımı, iş ve meslek edinme çabaları, kurum düzenine uyumu, aile ve toplumla ilişkileri ile varsa aldığı disiplin cezaları birlikte gözetilerek idare ve gözlem kurulu tarafından değerlendirilir. Bu değerlendirmenin olumsuz sonuçlanması hâlinde açık kuruma ayrılma talebi reddedilebileceğinden, karara karşı itiraz yolunun işletilmesi önem taşır.
Yönetmelik değişikliğinin disiplin cezalarına ilişkin boyutu da bu çerçevede anlam kazanmaktadır. 5275 sayılı Kanun’un 44. maddesinde düzenlenen ve en ağır disiplin yaptırımı olan hücreye koyma cezası, hem iyi hâl değerlendirmesini hem de açık kuruma ayrılmayı doğrudan etkiler. Kanun’un 48. maddesi ise disiplin cezalarının kaldırılmasını düzenlemekte olup, cezanın türüne göre belirlenen sürelerin iyi hâlle geçirilmesi hâlinde cezanın infaz edilmiş sayılmasına karar verilebilmektedir. Bu nedenle disiplin cezalarına karşı süresinde itiraz edilmesi ve koşulları oluştuğunda kaldırılma talebinde bulunulması, hükümlünün infaz takvimini doğrudan etkileyen bir hukuki faaliyettir.
Firar hâline ilişkin düzenlemenin yumuşatılması ise, ölçülülük ilkesi bakımından isabetli bir tercih olarak değerlendirilebilir. Önceki uygulamada tek bir firar eylemi, hükümlünün infaz süresinin tamamında açık kurum imkânından yoksun kalması sonucunu doğurabilmekteydi. Yeni düzenleme, ilk firar bakımından değerlendirme yapılmasına ve hükümlünün bir daha firar etmeyeceği kanaatinin oluşması hâlinde açık kuruma ayrılabilmesine imkân tanıyarak, yaptırımın sürekli ve mutlak bir hak yoksunluğuna dönüşmesini engellemektedir. İkinci firar hâlinde ise daha katı rejimin sürdürülmesi, kurumun güvenlik boyutunu gözeten dengeli bir çözüm teşkil etmektedir.
Bu noktada önemli bir hususun altını çizmek gerekir: İnfaz mevzuatı, ceza mevzuatına kıyasla çok daha sık değişikliğe uğrayan bir alandır. İşbu makaleye konu 2017 tarihli yönetmelik değişikliğinden sonra da, gerek 5275 sayılı Kanun’da gerek Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği’nde çeşitli düzenlemeler yapılmış; bilhassa 2020 yılında 7242 sayılı Kanun ile koşullu salıverilme oranları, denetimli serbestlik süreleri ve açık kuruma ayrılma ölçütleri bakımından kapsamlı değişikliklere gidilmiştir. Bu nedenle somut bir dosyada infaz hesabı yapılırken, hükmün kesinleşme tarihi ile suç tarihi birlikte gözetilerek yürürlükteki güncel mevzuatın ve varsa geçiş hükümlerinin esas alınması zorunludur.
İnfaza ilişkin düzenlemelerde kural olarak derhâl uygulama ilkesi geçerli olmakla birlikte, kanun koyucunun getirdiği geçiş hükümleri suç tarihine göre farklı rejimlerin uygulanmasını gerektirebilmektedir. Bu sebeple hükümlü lehine olan bir değişiklikten yararlanılıp yararlanılamayacağı hususu, her dosya bakımından ayrıca hesaplanmalı; gerektiğinde hükmü veren mahkemeden veya infaz hâkimliğinden bu yönde karar talep edilmelidir.
Açık kuruma ayrılma, nakil, disiplin cezası ve infaz hesabına ilişkin işlem ve kararlara karşı başvurulacak merci ise 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu ile belirlenmiştir. Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü ve tutuklular hakkında yapılan işlemlere veya bunlarla ilgili faaliyetlere karşı infaz hâkimliğine şikâyet yoluna başvurulur; şikâyet, işlemin öğrenildiği tarihten itibaren on beş gün ve her hâlde işlemin yapıldığı tarihten itibaren otuz gün içinde yapılmalıdır. İnfaz hâkimliği kararlarına karşı ise bir hafta içinde ağır ceza mahkemesine itiraz edilebilir.
Netice itibariyle, incelenen yönetmelik değişikliği ile açık kuruma ayrılma ölçütlerinin yumuşatılması, hükümlülerin infaz koşulları bakımından olumlu bir gelişme teşkil etmiştir. Bununla birlikte infaz hukukunun dinamik yapısı gözetildiğinde, her somut olayda güncel mevzuatın, geçiş hükümlerinin ve hükümlünün kişisel durumunun birlikte değerlendirilmesi; olumsuz kararlara karşı infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi nezdindeki başvuru yollarının süresinde işletilmesi gerekmektedir.
Türk İnfaz Hukuku Alanında Hükümlülerin Koşulları Hakkındaki Son Düzenlemeler Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
İnfaz koruma ve cezaevi koşullarında son değişiklikler nelerdir?
Yeni düzenlemelerle hükümlülerin açık ceza infaz kurumlarına ayrılma süreleri esnetilmiş, denetimli serbestlik süreleri yeniden düzenlenmiş ve iyi halli hükümlülere elektronik haberleşme kolaylıkları (görüntülü görüşme vb.) sağlanmıştır.
Denetimli serbestlik süresi uzatıldı mı?
Geçici kanun maddeleriyle (Covid-19 izinleri sonrası) belli suçlar (terör, cinsel suçlar, kasten öldürme hariç) için denetimli serbestlik süresinde lehe genişletmeler yapılarak birçok hükümlünün cezasını dışarıda tamamlamasına olanak tanınmıştır.
İyi hal değerlendirmesi nasıl yapılır?
Hükümlülerin cezaevindeki davranışları, eğitim programlarına katılımı ve disiplin cezası alıp almaması Gözlem ve Sınıflandırma Merkezleri tarafından düzenli kurullarla değerlendirilerek iyi hal raporu verilir.
Koşullu salıverilme (Şartlı Tahliye) nedir?
Hapis cezasının kanunla belirlenen bir kısmını (örneğin 1/2 veya 2/3) cezaevinde "iyi halli" olarak geçiren hükümlünün, cezasının kalan kısmını dışarıda (denetimli veya denetimsiz) çekmek üzere erken tahliye edilmesidir.
Denetimli serbestlik süresi ne kadardır?
Mevcut infaz yasasına göre kural olarak koşullu salıverilmesine 1 yıl (bazı geçici maddelerle suç tarihlerine göre 3 yıla kadar çıkabilen) kalan iyi halli hükümlüler, açık cezaevinden denetimli serbestlik yoluyla tahliye edilebilirler.
Her suçta cezaevinde kalma süresi (infaz oranı) aynı mıdır?
Hayır. Kasten öldürme, cinsel saldırı, uyuşturucu ticareti ve terör suçlarında infaz oranı 2/3 (hatta 3/4) gibi yüksek oranlardır. Geri kalan genel suçlarda ise cezanın 1/2'si (yarısı) kapalı/açık cezaevinde infaz edilir.
Hükümlünün "İyi Halli" olup olmadığına kim karar verir?
Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu, hükümlünün cezaevindeki davranışlarını, disiplin cezası alıp almadığını, iyileştirme programlarına katılıp katılmadığını (puanlama sistemiyle) değerlendirerek iyi hal raporu düzenler.
Açık cezaevine ayrılma şartları nelerdir?
Aldığı ceza miktarı düşük olanlar doğrudan açık cezaevine gönderilebilir. Yüksek ceza alanlar ise kapalı cezaevinde infazlarının belli bir süresini (kanundaki oranları) iyi halli geçirdikten sonra açık cezaevine ayrılma hakkı kazanırlar.