İmar Hukuku
İmar hukuku; yerleşim alanlarının planlı gelişimini, yapılaşmanın kamu yararı doğrultusunda düzenlenmesini ve kentleşmenin hukukî esaslara uygun yürütülmesini sağlayan, mülkiyet hakkı ile kamu düzeni arasındaki dengeyi tesis etmeye yönelik özel bir hukuk dalıdır.
İmar Hukukunun Mâhiyeti ve Kapsamı
İmar hukuku, yerleşim alanlarının planlı biçimde geliştirilmesi, yapılaşmanın kamu yararı doğrultusunda düzenlenmesi ve kentleşme süreçlerinin hukuki çerçevede denetlenmesi amacıyla şekillenmiş, teknik ve disiplinlerarası niteliği haiz bir hukuk dalıdır. Bu alan, yalnızca yapılaşma kurallarını belirlemekle kalmayıp, taşınmaz mülkiyeti ile kamusal düzen arasındaki hassas dengeyi de tesis etmeye matuftur. Şöyle ki, gerek anayasal mülkiyet hakkının sınırlandırılması gerekse kamu düzeninin tesisi açısından, imar hukukunun taşıdığı mâna, yalnızca bireyler yönünden değil, toplumsal refah açısından da mühimdir.
İmar Mevzuatının Kaynakları
İmar mevzuatı, 3194 sayılı İmar Kanunu başta olmak üzere, çeşitli yönetmelikler, genelgeler ve mahallî idare düzenlemeleriyle şekillenmektedir. Bu bağlamda, şehircilik ilkeleri, planlama teknikleri, yapılaşma standartları ve ruhsatlandırma süreçleri gibi hususlar, bu yasal düzenlemeler çerçevesinde tanzim edilmektedir. Mevzuatın lafzı kadar, uygulamada karşılaşılan uyuşmazlıkların çözümünde ortaya konan yargı içtihatları da bu alandaki hukuki rejimin tayininde belirleyici olmaktadır.
Planlamadan Ruhsata Uzanan Uyuşmazlık Alanları
Ancak imar hukukuna dair meseleler yalnızca planlama ve ruhsatlandırma düzeyinde kalmayıp, bu planlara itiraz, iptal, tadilat, uygulama imar planı farklılıkları, kamulaştırma ve yapı kayıt süreçleriyle de doğrudan ilintilidir. Bu noktada, idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında mahkemelerce yapılan hukuka uygunluk denetimi, hem kamu yararının varlığını hem de şehircilik esaslarına uygunluğu tetkik etmeyi gerektirir. Lakin kimi durumlarda plan tadilatları, bireysel yararları önceleyen keyfî düzenlemelere evrilmekte, bu da “kamu yararı” mefhumunu tartışmalı hâle getirmektedir.
Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma İzni İhtilafları
Bir diğer önemli husus da yapı ruhsatı ve yapı kullanma izni gibi belgelerin hukuka aykırı düzenlenmesiyle ilgili ihtilaflardır. Misal olarak, imar planına aykırı biçimde düzenlenmiş bir yapı ruhsatı, sonradan iptal edilse dahi inşa edilen yapının yıkılması ya da yapı kullanma izninin iptali gibi müessir sonuçlar doğurabilmektedir. Bu tür işlemler, hak sahiplerinin müktesep hak iddiasını gündeme getirse de, Yargıtay içtihatlarında müktesep hakkın oluşumu için işlemin açık, kesin ve kazanılmış olması gerektiği yönünde müttehit görüş hâkimdir.
İmar Affı ve Yapı Kayıt Belgesi Uygulamaları
İmar affı ve yapı kayıt belgesi uygulamaları da imar hukukunun güncel meseleleri arasında yer almaktadır. Her ne kadar bu düzenlemeler, fiilî durumun yasallaştırılması yoluyla idare ile vatandaş arasındaki uyuşmazlıkları bertaraf etmeyi hedeflese de, şehircilik ilkeleri açısından tartışmalı bir zemin doğurmaktadır. Bu itibarla, imar barışı kapsamında alınan belgelerin yapı maliklerine hukuken ne tür haklar tanıdığı, hangi hâllerde bu belgelere dayanılarak tapu tescili ya da yapı kullanma izni alınabileceği hususları, hukuk bürosu eliyle detaylı biçimde mütalaa edilmesi gereken konulardandır.
İptal Davasında Davacı Sıfatı ve Süre Meselesi
İmar planlarının iptali davasında davacı sıfatı ve süre meselesi, bilhassa önem arz etmektedir. Planların ilanıyla birlikte başlayan süreler, her ne kadar kamu düzenine dair işlemler söz konusu olsa da, hak düşürücü niteliktedir. Bu noktada, ilgililerin “menfaat ihlali” temelinde dava açma hakkı bulunmakta; lakin bu menfaatin soyut değil, kişisel ve güncel bir zarar ihtimaline binâen somut biçimde ortaya konması gerekmektedir. Aksi hâlde mahkemeler davayı ehliyet yönünden reddetmekte; bu da hak arama özgürlüğü açısından telafisi güç neticeler doğurmaktadır.
Yargısal Denetimin Doğurduğu Neticeler
Yargısal denetim sürecinde ise, idare mahkemelerinin plan kararlarını iptal etmesi neticesinde tesis edilen işlemlerin, geri alınması ya da kaldırılması gibi müteaddiden sonuç doğurması mümkündür. Bu süreçte müktesep hak, kazanılmış statü, plan hiyerarşisi ve şehircilik ilkelerine uygunluk gibi kavramların her biri, ayrıntılı bir hukuki analiz gerektirir. Şehir plancısı, harita mühendisi ve diğer teknik uzmanların raporları bu tür dosyalarda hukukî değerlendirmenin ayrılmaz parçası hâline gelmektedir.
18. Madde Uygulamaları: Arsa ve Arazi Düzenlemeleri
İmar uygulamaları bağlamında, 18. madde uygulamaları olarak bilinen arsa ve arazi düzenlemeleri de sıklıkla uyuşmazlık konusu olmaktadır. Bu uygulamalar aşağıdaki ihtilaflara zemin hazırlamaktadır:
- Maliklerin taşınmazları üzerinde yapılan düzenlemelere muvafakat etmeden pay kaybına uğraması,
- Kamuya terk edilen alanların oranının mevzuatta öngörülen haddi aşması,
- Tescil işlemlerinde doğan teknik hata ve eksiklikler.
Hâliyle, bu tür durumlarda “eşitlik ilkesi” ve “ölçülülük ilkesi” çerçevesinde bir değerlendirme yapılması elzemdir.
Yürütmenin Durdurulması Talepleri
İmar hukukuna dair davalarda, yürütmenin durdurulması talepleri de önemli bir yer tutmaktadır. Zira telafisi güç ve imkânsız zararların önlenmesi amacıyla, mahkemelerin bu tür talepleri değerlendirirken kamusal yarar ile bireysel haklar arasında adil bir denge kurması gerekmektedir. Şöyle ki, mahkemece yapılacak ilk inceleme sonucunda, idari işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu yönünde bir kanaate varılması hâlinde, yürütmenin durdurulması kararına hükmedilmesi beklenmektedir.
Uzman Hukuki Desteğin Ehemmiyeti
Bu çerçevede, imar hukuku alanında uzmanlaşmış bir avukatın dosya bazında plan değişikliklerini, uygulama hatalarını ve yargı sürecini tetkik etmesi büyük önem arz etmektedir. Özellikle taşınmazın değeri, kentleşme baskısı, yatırım projeleri gibi parametrelerin devrede olduğu hâllerde, ihtilafen doğabilecek hak kayıplarının önüne geçilmesi için alanında tecrübeli bir avukatın görüşüne başvurulması, en makul yol olarak telâkki edilmelidir.
İmar hukuku yalnızca teknik bir planlama meselesi değil; hak, mülkiyet ve kamu yararı ekseninde şekillenen çok katmanlı bir hukuk alanıdır. Bu bağlamda, imar mevzuatına hâkimiyet, idari ve yargısal süreçlerin doğru yönetimi ve teknik detayların hukuka uygun biçimde yorumlanması, bireysel hakların korunması açısından elzemdir. Müstesna bilgi birikimi ve pratiğe dayalı hukukî mülâhaza gerektiren bu tür işlemlerde, uzman bir hukuk bürosu nezdinde istişare edilmesi, uzun vadede mülkiyet hakkı ve yatırım güvenliği açısından hayati bir katkı sağlayacaktır. İzahtan varestedir ki, teknik bilgi ile hukukî tetkikin kesişiminde yer alan bu alanda, profesyonel destek almak, hakikatin tecellisi ve adaletin temini bakımından mühimdir.
İmar Hukuku Alanında Sunduğumuz Hizmetler
İmar Hukuku alanında Hukuk Büromuzca sunulan hizmetler şu şekildedir:
İmar Planı İptal Davalarının Hazırlanması ve Takibi
İmar planları, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı binâen hazırlanması gereken düzenleyici idari işlemler olup, bu planların hukuka aykırı hazırlanması hâlinde iptali için idare mahkemelerinde dava açılması gerekmektedir. Bu noktada imar hukuku uzmanı bir avukat nezdinde yapılan mülâhaza ve hukukî tetkik, planın iptal edilmesi suretiyle müvekkilin haklarının korunmasına zemin hazırlar. Şöyle ki; plan değişiklikleri çoğu zaman parsel bazlı menfaat ilişkilerine dayalı olarak ve kamu yararı mefhumundan uzak biçimde tesis edilebilmekte, bu da müktesep hakları ihlal etmekte ve adalet duygusunu zedelemektedir. Hukuk bürosu tarafından hazırlanacak dilekçelerde planın şehircilik esaslarına, planlama tekniklerine ve üst ölçekli planlara uygun olup olmadığı tafsilâtla incelenir. Bilhâssa, plan değişikliğinin sosyal donatı alanlarını azaltması, yapı yoğunluğunu artırması ya da çevresel değerleri göz ardı etmesi hâlinde, dava açılması hem bireysel hakların hem de kamu düzeninin temini açısından zaruridir.
Nazım İmar Planlarına İtiraz ve İptal Davaları (1/5000 ve Üstü)
1/5000 ve daha üst ölçekli nazım imar planlarına yönelik itirazların yapılması, lejant revizyonu ve diğer idari başvuruların hazırlanması ve bu işlemlerden kaynaklanan iptal davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: Nazım imar planları, yerleşim alanlarının bütüncül ve dengeli biçimde gelişmesini sağlamak üzere hazırlanan, arazi kullanım kararlarını belirleyen düzenleyici idari işlemlerdir. Bu planlara karşı yapılan itirazlar, özellikle planın şehircilik ilkelerine, üst ölçekli planlara ve kamu yararına uygunluğu bakımından önem arz etmektedir. Şöyle ki; lejant değişiklikleri ve kullanım kararlarında yapılan revizyonlar, çoğu zaman bireylerin mülkiyet haklarını etkileyebildiği gibi kamu yararına aykırı sonuçlar da doğurabilmektedir. Bu bağlamda, hazırlanan itiraz dilekçeleri, plan kararlarının hukuka uygunluğunu tartışmaya açmakta; gerekli hâllerde bu işlemlerden kaynaklanan iptal davaları açılmakta ve yargı süreci takip edilmektedir. Binâen, hukuka aykırı planların iptali, gerek bireysel hakların korunması gerekse adaletin tesisi açısından mühimdir.
Çevre Düzeni Planlarına Karşı Davalar (1/25000 ve Üstü)
1/25000 ve daha üst ölçekli çevre düzeni planlarına karşı açılacak iptal ve tam yargı davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: Çevre düzeni planları, daha geniş coğrafi alanları kapsayan ve arazi kullanım kararlarını üst ölçekli düzlemde belirleyen, stratejik nitelikte düzenleyici idari işlemlerdir. Bu planlara karşı, plan kararlarının kamu yararı, çevresel sürdürülebilirlik, bölgesel planlama ilkeleri ve anayasal mülkiyet hakları ile çelişmesi hâlinde iptal ve tam yargı davaları açılması mümkündür. Hukuki değerlendirme neticesinde; plan kararlarının telâkki edilen maksat ve gerçeklikten uzak olup olmadığının tespiti, bilimsel veriler ve mukarrerat ışığında tetkik edilmekte, dava dilekçeleri bu doğrultuda kaleme alınmaktadır.
Uygulama İmar Planları ve Plan Revizyonu (1/1000)
1/1000 ölçekli uygulama imar planları ve plan revizyonu başvurularının hazırlanması ve bu planlara karşı itirazların yapılması ile bu planlardan kaynaklanan iptal ve tam yargı davaları açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: Uygulama imar planları, parsel bazında yapılaşma hakkı tanıyan, doğrudan bireylerin mülkiyet haklarını etkileyen ve yapılaşma koşullarını belirleyen en alt düzeydeki planlardır. Bu planların hazırlanması ve revizyonuna ilişkin başvuruların yapılması, teknik ve hukuki yönleri itibarıyla detaylı bir değerlendirmeyi gerektirir. Ayrıca, bu planlara karşı yapılan itirazlar ve sonrasında açılan iptal veya tam yargı davaları, içtihat ve planlama ilkeleri ışığında hazırlanmakta ve takip edilmektedir. Bilhâssa planın yapı yoğunluğunu, kat yüksekliğini ya da fonksiyonunu değiştirmesi gibi hâllerde, bu işlemlerin hukuka aykırılığı mefhum kazandığı takdirde, açılacak davalar neticesinde mülkiyet hakkının korunması ve şehircilik düzeninin tesisi mümkün hâle gelmektedir.
Parselasyon İşlemlerine Karşı İptal Davaları (İmar Kanunu m. 18)
İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemlerine karşı açılacak iptal davaları açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: İmar uygulaması niteliğindeki parselasyon işlemleri, taşınmazların düzenlenmesine yönelik olarak yapılan kamusal müdahaleler olup, hak sahiplerinin taşınmazları üzerindeki tasarruflarını doğrudan etkileyebilmektedir. Bu çerçevede, İmar Kanunu’nun 18. maddesi mucibince yapılan uygulamalar, çoğu zaman eşitlik ve ölçülülük ilkelerine aykırılık, kamuya terk oranlarının yüksekliği ya da teknik hata gibi nedenlerle iptale konu olabilmektedir. Hukuk bürosu tarafından yapılan tafsilatlı inceleme neticesinde, hak sahiplerinin müktesep hakları ile planlama ilkeleri arasında doğabilecek ihtilafen giderilmesi amacıyla dava açılmakta; süreç boyunca teknik raporlar, bilirkişi değerlendirmeleri ve içtihatlar ışığında etkin bir temsil sağlanmaktadır. Bu hizmetin neticesinde, tapu iptali, yeniden düzenleme veya zararların tazmini gibi müteaddiden hukukî sonuç doğabilmektedir.
Kamulaştırma Davalarının Takibi
Kamulaştırma davalarının takibi: Kamulaştırma işlemleri, kamu hizmeti amacıyla özel mülkiyete ait taşınmazlara idare tarafından el konulması sürecidir ve bu işlemler hem Anayasa’nın mülkiyet hakkı koruması hem de Kamulaştırma Kanunu hükümleri çerçevesinde sıkı denetime tâbidir. Şöyle ki; kamulaştırmanın usule uygun yapılmaması, bedel tespitinin hakkaniyete aykırı belirlenmesi, taşınmazın gerçekten kamu yararına alınıp alınmadığı gibi hususlar, sıklıkla iptal ve bedel tespiti davalarına konu olmaktadır. Konuyla ilgili yapılacak mülâhaza ve tetkik ile işlemin hukukî dayanağı sorgulanmakta, gerektiğinde yürütmenin durdurulması ya da tazminat talepli davalar ikame edilmektedir. Bu itibarla, kamulaştırma işleminin iptali, bedelin yeniden tespiti veya kamulaştırmasız el atma gibi müstesna durumlarda hak sahiplerinin adalet duygusunun zedelenmemesi adına etkin bir hukuki süreç yürütülmektedir.
İmar Mevzuatından Kaynaklanan Diğer Dava ve İşler ile Bilgilendirme Hizmeti
İmar mevzuatından kaynaklanan diğer dava ve işlerin takibi ve mevzuat ile ilgili bilgilendirme hizmeti sunulması: İmar hukukuna dair uyuşmazlıklar yalnızca planlara karşı açılan davalarla sınırlı olmayıp; yapı ruhsatı, yıkım kararı, iskan işlemleri, yapı kayıt belgeleri, yapı denetim raporları, aykırı yapılaşma cezaları gibi pek çok idari işleme yönelik hukuki süreçleri de kapsamaktadır. Bu doğrultuda hukuk bürosu tarafından sunulan danışmanlık ve bilgilendirme hizmeti, bireylerin ve yatırımcıların güncel mevzuat hakkında doğru yönlendirilmesini, hak ve yükümlülükleri bakımından bilinçli hareket etmesini sağlar. Bu hizmet, uygulamada sıkça karşılaşılan hata ve eksikliklerin önüne geçilmesine imkân tanımakta, bilhâssa yeni projelerin planlama ve ruhsatlandırma süreçlerinde önleyici hukukî destek sunmaktadır. Bu çerçevede verilen düzenli bilgi akışı, yatırım güvenliği, mülkiyet hakkının korunması ve mevzuata uyum açısından telâkki edilmesi gereken hayati bir unsurdur.
Yapı Ruhsatı ve Kullanma İzinlerine İlişkin İptal ve Tazminat Davaları
Yapı Ruhsatı ve Kullanma İzinlerine İlişkin İptal ve Tazminat Davaları: Yapı ruhsatı ya da yapı kullanma izni işlemlerinin hukuka aykırı biçimde tesis edilmesi hâlinde, bu işlemlere karşı iptal ve/veya tazminat davaları açılması, mülk sahiplerinin zararlarının telafisi açısından önem arz etmektedir. Şöyle ki; bazı hâllerde idare, imar planına aykırı şekilde yapı ruhsatı düzenlemekte, bu ruhsata güvenerek inşaat yapan kişi ise daha sonra yıkım tehdidi ve yaptırımlarla karşılaşmaktadır. Bu gibi durumlarda, ruhsatın iptaliyle birlikte kişiye tanınan kazanılmış hakların değerlendirilmesi gerekir. Bu hizmet kapsamında ruhsat işleminin hukukî dayanaktan yoksun olup olmadığını tetkik edilerek, zararların karşılanması adına tam yargı davası açılması için gerekli hazırlıkları yapılmaktadır. Netice itibarıyla, mülkiyet hakkı gibi temel hakların korunması amacıyla sunulan bu hizmet, hukuka uygun olmayan işlemlere karşı etkili bir başvuru yoludur.
Yapı Kayıt Belgesine Dayalı Tapu ve Kat İrtifakı İşlemlerinin Takibi
Yapı Kayıt Belgesine Dayalı Tapu ve Kat İrtifakı İşlemlerinin Takibi: İmar Barışı düzenlemeleri kapsamında alınan yapı kayıt belgeleri, belirli şartların sağlanması hâlinde mülkiyetin kazanılmasına imkân tanımaktadır. Ancak bu süreçte tapuya tescil, kat mülkiyeti kurulması, belediyeden görüş alınması gibi birçok teknik ve hukukî işlem süreci söz konusu olduğundan, avukat desteğiyle yürütülmesi gereklidir. Mâna itibarıyla yapı kayıt belgesi, bir yapılaşmanın hukuka uygunluğu yönünden mutlak bir hak doğurmasa da, mülkiyetin tesisinde önemli bir belgedir. Bu alanda sunulan hizmetler içinde, yapı kayıt belgesinin iptali riskine karşı önleyici tedbirlerin alınması, idareyle yazışmaların mevzuata uygun yürütülmesi ve gerekli hâllerde tapu iptali davalarının açılması da yer alır.
Bilirkişi Raporlarının Tetkiki ve İtiraz Sürecinin Yürütülmesi
İmar Hukukuna İlişkin Bilirkişi Raporlarının Tetkiki ve İtiraz Sürecinin Yürütülmesi: İmar hukukuna dair davalarda bilirkişi raporları, mahkemelerce hüküm kurulmasında belirleyici rol oynamakta olup, bu raporların içeriği, dayandığı teknik ve hukukî gerekçeler, tarafların haklarını doğrudan etkileyebilmektedir. Bilhâssa plan iptali, ruhsat iptali veya 18. madde uygulamalarına ilişkin dosyalarda düzenlenen bilirkişi raporlarının tafsilâtla tetkik edilmesi, raporun çelişkili, eksik veya mevzuata aykırı olması hâlinde etkili bir itiraz dilekçesi hazırlanması, imar hukuku alanında sunulan avukatlık hizmetinin ayrılmaz bir parçasıdır. Şöyle ki, bilirkişi raporları bazen hatalı saptamalara, sübjektif kanaatlere dayanabilmekte; bu da adaletin tecellisini sekteye uğratmaktadır. Bilirkişi görüşünün maddi vakıaya uygunluğu, kanun hükümleri, içtihatlar ile örtüşüp örtüşmediğini değerlendirilerek; gerekirse ikinci bir bilirkişi incelemesi talep edilmektedir.
Plan Hiyerarşisi ve Planlar Arası Uyum
İmar hukukunun temel yapı taşlarından biri, planların birbirine kademeli biçimde bağlı olmasıdır. Alt ölçekli bir plan, üst ölçekli planın kararlarına aykırı düzenleme getiremez; getirdiği takdirde, bu aykırılık tek başına iptal sebebi teşkil eder.
- Mekânsal strateji ve çevre düzeni planları: Bölgesel ölçekte arazi kullanım kararlarının genel çerçevesini tayin eder.
- Nazım imar planı (1/5000): Yerleşme bölgelerinin gelişme yönünü, yoğunluğunu ve ana ulaşım sistemini gösterir.
- Uygulama imar planı (1/1000): Parsel ölçeğinde yapı nizamı, kat adedi, çekme mesafeleri ve emsal gibi somut yapılaşma şartlarını belirler.
Bu hiyerarşinin bozulması hâlinde, uygulama imar planına dayanılarak tesis edilen ruhsat işlemleri de hukukî dayanağını kaybeder. Hâliyle bir uyuşmazlıkta yalnızca son işleme değil, o işlemin dayandığı bütün plan silsilesine yönelik tetkik yapılması icap etmektedir.
Aykırı Yapılaşma ve İdari Yaptırımlar
Ruhsatsız yahut ruhsat ve eklerine aykırı yapılaşma hâlinde idare, birbirini takip eden bir yaptırım silsilesi işletmektedir. Bu safhaların her biri müstakil birer idari işlem olduğundan, her birine karşı ayrı ayrı ve süresi içinde dava açılması gerekir.
Yapı Tatil Tutanağı ve Mühürleme
Aykırılığın tespiti hâlinde, yapı yerine asılan tutanakla inşaat faaliyeti durdurulur. Bu tutanak, sonraki bütün yaptırımların hukukî dayanağını teşkil ettiğinden, tebliğ usulüne ve içeriğindeki tespitlerin somutluğuna yöneltilecek itirazlar belirleyici olabilmektedir.
Yıkım ve İdari Para Cezası Kararları
Verilen süre içinde aykırılığın giderilmemesi hâlinde, encümen kararıyla yıkım ve idari para cezası yaptırımları tesis edilir. Bu kararlar neticeleri itibarıyla geri döndürülemez mâhiyette olduğundan, dava dilekçesinde yürütmenin durdurulması talebinin tafsilâtla gerekçelendirilmesi hayatî ehemmiyeti hâizdir.
Sorumluluğun Şahsîliği
Aykırı yapılaşmadan doğan sorumluluk; yapı sahibi, müteahhit, fenni mesul ve yapı denetim kuruluşu arasında paylaştırılabilmektedir. Bu itibarla, kendisine yaptırım tatbik edilen kişinin, fiilin hangi safhasından hukuken mesul olduğunun ortaya konması, savunmanın esasını teşkil eder.
Kamulaştırmasız El Atma Hâlleri
İdarenin, usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi tesis etmeksizin taşınmaza müdahalesi, uygulamada iki ayrı görünüm arz etmektedir:
- Fiilî el atma: Taşınmazın bedeli ödenmeksizin fiilen işgal edilmesi, üzerinden yol geçirilmesi yahut kamu tesisi inşa edilmesidir. Malik, taşınmaz bedelinin tahsilini yahut el atmanın önlenmesini talep edebilir.
- Hukukî el atma: Taşınmazın imar planında yol, yeşil alan, okul yeri gibi kamusal bir fonksiyona ayrılmasına rağmen, makul süre içinde kamulaştırma yapılmamasıdır. Bu hâl, mülkiyet hakkının fiilen kullanılamaz kılınması neticesini doğurur.
Her iki hâlde de mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunîlik, meşru amaç ve ölçülülük ölçütlerini taşıyıp taşımadığı tetkik edilir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları, tazminatın makul bir sürede ve gerçek değer üzerinden ödenmemesini müstakil bir ihlal sebebi olarak telâkki etmektedir.
Süreler ve Başvuru Takviminin Takibi
İmar uyuşmazlıklarında hak kaybının en sık sebebi, esasa ilişkin bir zaafiyet değil, sürelerin ihmalidir. Bu sebeple aşağıdaki hususların titizlikle takibi icap eder:
- Planların askı süresi içinde itiraz edilmesi ve itirazın kayda alındığına dair belgenin muhafazası,
- İtirazın reddi yahut sükût hâlinde, dava açma süresinin hangi tarihten başladığının doğru tespiti,
- Bireysel işlemlerde tebliğ tarihinin ve tebligat usulünün denetlenmesi,
- Düzenleyici işlemlerin uygulanması üzerine, işlemle birlikte düzenlemeye karşı da dava açılabileceği imkânının gözetilmesi.
Netice itibarıyla imar hukuku, mevzuatın sık tebeddül ettiği, teknik verinin hukukî nitelendirmeyle iç içe geçtiği ve usulî kaidelerin esasa doğrudan müessir olduğu bir alandır. Hukuk büromuz; plan askı süreçlerinin takibinden itiraz dilekçelerinin tanzimine, bilirkişi raporlarının tetkikinden kanun yollarına müracaata değin sürecin bütün safahatında müvekkillerine tafsilâtlı ve sürekli hukukî destek sunmaktadır.
İmar Hukuku Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Belediyenin yıkım kararına karşı dava açılabilir mi?
Evet, kaçak yapı (ruhsatsız veya ruhsata aykırı) gerekçesiyle encümen tarafından verilen yıkım ve para cezası kararlarına karşı, tebliğden itibaren 60 gün içinde İdare Mahkemesinde yürütmeyi durdurma talepli iptal davası açılabilir.
İmar planı değişikliğinden dolayı mağdur olan kişi ne yapabilir?
Taşınmazının değeri düşen veya imar durumu değiştirilen (örneğin konut alanından yeşil alana alınan) kişi, plan değişikliğinin askıya çıktığı veya kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren İdare Mahkemesine planın iptali davası açabilir.
Kamulaştırmasız el atma (fiili el atma) nedir?
Belediye veya devletin, hiçbir yasal kamulaştırma işlemi yapmadan veya bedel ödemeden özel mülkiyete ait bir arsaya yol, park vb. yaparak fiilen el koymasıdır. Tapu sahibi, bedel tazminatı (müdahalenin men'i) davası açarak güncel rayiç bedeli talep edebilir.
İmar planının iptali için kimler dava açabilir?
İmar planından (nazım veya uygulama imar planı) kişisel, meşru ve güncel bir menfaati ihlal edilen herkes (taşınmaz sahibi, bölge sakini, ilgili odalar vb.) iptal davası açabilir.
Kaçak (ruhsatsız) yapı için yıkım ve ceza kararına itiraz nasıl yapılır?
Belediye encümeni tarafından verilen idari para cezası ve yıkım kararlarının tebliğinden itibaren 60 gün içinde (veya bazı cezalarda 30 gün içinde) İdare Mahkemesinde iptal ve yürütmeyi durdurma davası açılmalıdır.
İmar barışından (yapı kayıt belgesi) faydalanan yer yıkılabilir mi?
Geçerli ve iptal edilmemiş bir Yapı Kayıt Belgesi (İmar Barışı belgesi) bulunan yapılar hakkında alınan yıkım ve para cezası kararları iptal edilir. Ancak belge sonradan yalan beyan (örneğin uydu görüntüsüyle tarihin tutmaması) sebebiyle idarece iptal edilirse bina yıkılabilir.
Belediye yapı ruhsatı vermezse ne yapmalıyım?
Gerekli tüm yasal projelere ve imar durumuna uygun başvuru yapılmasına rağmen idare (belediye) ruhsat başvurusunu haksız yere reddederse veya süresi içinde cevap vermezse (zımni ret), İdare Mahkemesinde ruhsat talebinin reddi işleminin iptali davası açılır.
Kamulaştırmasız el atma davalarına hangi mahkeme bakar?
İdarenin fiili (doğrudan dozerle girip) el atması durumunda dava Asliye Hukuk Mahkemesinde (Adli Yargı) açılır. Ancak idarenin hukuki el atması (örneğin arsanızı imar planında parka/okula ayırıp yıllarca işlem yapmaması) durumunda tazminat davası İdare Mahkemesinde açılır.