İdare Hukuku

İdare hukuku, kamu gücünü kullanan idarenin işlem ve eylemlerinin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde denetlenmesini sağlayan, bireylerin haklarını korurken kamu yararını da gözeten ve yargı içtihatlarıyla şekillenen teknik bir hukuk dalıdır.

İdare Hukukunun Tarifi ve Kapsamı

İdare hukuku, kamu gücünü kullanan idari makamların işlem ve eylemlerinin hukuk devleti ilkesine uygunluğunu teminat altına alan bir disiplindir. Bu alan, yalnızca bireylerin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasına değil, aynı zamanda idarenin kamu yararı doğrultusunda etkin ve düzenli biçimde faaliyet göstermesine de hizmet eder. Hukuk bürosu pratiğinde idare hukuku uyuşmazlıklarının ekseriyetle karmaşık ve teknik boyutları bulunduğu izahtan varestedir. Misal olarak, bir kamu ihalesinin iptali ya da disiplin cezasına karşı açılan davalar, yalnızca maddi vakıaların değil, aynı zamanda mevzuatın tafsilâtla tetkik edilmesini gerektirir.

Hukuk Devleti Mefhumu ve Yargısal Denetim

İdare hukuku yargılamasının temel mefhumlarından biri “hukuk devleti”dir. Bu kavram, idarenin her türlü işlem ve eyleminin kanun ve yasa hükümlerine uygun olmasını, keyfîliğin bilâkis engellenmesini hedefler. Şöyle ki, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay içtihatları, idarenin sebep, konu ve maksat unsurlarında hukuka aykırılık hâlinde iptal kararı verilmesi gerektiğini istikrarlı şekilde ortaya koymuştur. Bu mülahaza, hukuk düzeninde adalet ve hakkaniyet dengesini temin eden bir güvence niteliği taşır.

Disiplin Cezalarında Ölçülülük Denetimi

Disiplin cezaları, memuriyetin sona erdirilmesi ya da kamu görevlilerine verilen diğer idari yaptırımlar bakımından idare hukukunun ayrı bir önem taşıdığı söylenebilir. Zira, bir disiplin cezası tesis edilirken ölçülülük ve orantılılık ilkeleri gözetilmediği takdirde, Bölge İdare Mahkemesi nezdinde yapılan istinaf incelemesinde kararın iptali netice itibarıyla kaçınılmaz olmaktadır. Bu itibarla, idare tarafından tesis edilen her türlü işlemin, hukuka uygunluk denetiminden geçeceği evvelden kabul edilmelidir.

Usule İlişkin Şartların Bağlayıcılığı

İdare hukuku uyuşmazlıklarında dava açma süresi, yetki ve ehliyet şartları, usule ilişkin kurallar müstesna olmayıp bilhassa dikkate alınmalıdır. Aksi hâlde, hak arama yolları tüketilmeden veya süresi içinde başvuru yapılmadan dava açılması hâlinde mahkemelerce davanın reddine karar verilmektedir. Burada avukat desteğinin önemi, yalnızca sürecin usule uygun şekilde yürütülmesinde değil, aynı zamanda müvekkilin menfaatlerinin korunmasında da belirginleşmektedir.

İdarenin Sorumluluğu

İdarenin sorumluluğu, hizmet kusuru ve kusursuz sorumluluk ilkeleriyle telâkki edilmektedir:

Danıştay kararlarında, hizmet kusurunun varlığı hâlinde idarenin tazminat yükümlülüğüne hükmedildiği müteaddiden görülmektedir. Bu noktada, zarar gören bireylerin haklarının korunması adına başvurabilecekleri hukuki yollar geniş bir yelpazede mevcuttur.

İdari Sözleşmeler

İdari sözleşmeler, kamu hizmeti yürütülürken özel hukuk kişilerinin de taraf olabildiği hukuki metinlerdir. Bu sözleşmeler, özel hukuk sözleşmelerinden farklı olarak kamu yararı önceliğiyle tesis edilir ve ihtilafen ortaya çıkan sorunlar idari yargının görev alanına girer. Şöyle ki, idari sözleşmelerde tek taraflı fesih yetkisi idareye tanınmış olmakla birlikte, bu yetkinin sınırları da mevzuat ve içtihatlarla çizilmiştir. Netice olarak, idarenin sözleşmeye aykırı davranışları yargı denetimine tabidir.

İdare Hukukunun Alt Dalları

İmar hukuku, çevre hukuku, kamulaştırma ve kamu ihalesi gibi alt dallar, idare hukukunun pratikte en sık karşılaşılan alanlarıdır. Bu konularda açılan davalarda, Bölge İdare Mahkemesi’nin istinaf tetkiki sürecinde, maddi vakıalar ile hukuki değerlendirmelerin birbirine tevilen uyarlanması icap etmektedir. Mahkemeler, ekseriyetle kamu yararı mefhumunu öne çıkararak karar tesis etse de bireysel hakları göz ardı etmemek adına hassas bir denge kurmaktadır.

Vergi Hukukunun İdare Hukuku İçindeki Yeri

Vergi hukuku da idare hukuku şemsiyesi altında değerlendirilir. Burada idare ile mükellefler arasındaki ilişki, kamu gücü kullanılarak kurulduğu için, uyuşmazlıkların çözümü idari yargı organlarının yetkisine bırakılmıştır. İdarenin vergi salma yetkisini kötüye kullanması hâlinde mükelleflerin dava açma hakkı saklıdır. Nitekim Danıştay’ın tetkik ettiği dosyalarda, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı tarhiyatların iptali yoluna gidildiği müşahede edilmektedir.

Eşitlik İlkesi ve Düzenleyici İşlemlerin Denetimi

İdare hukukunun temel ilkelerinden biri olan eşitlik, bireylerin idare karşısında eşit muamele görmesini teminat altına alır. Yasa önünde eşitlik ilkesi, kamu hizmetlerinin sunumunda keyfî ayrımların yapılmasını yasaklar. Hal böyle iken, uygulamada ortaya çıkan eşitsizlikler karşısında idari yargı mercilerinin müdahalesi, adalet duygusunun somutlaşmasını sağlamaktadır. Bu durum, hukuk bürosu pratiğinde sıkça karşılaşılan dava konularından biridir.

İdarenin düzenleyici işlemleri de yargısal denetime tabidir. Yönetmelikler, tebliğler ve genelgeler, kanuna ve üst normlara aykırı oldukları takdirde iptal edilebilmektedir. Bölge İdare Mahkemeleri, bilhassa düzenleyici işlemlerin kanun hiyerarşisi içinde üst normlara aykırılığını mülâhaza ederek karar tesis etmektedir. Bu çerçevede, idarenin normlar hiyerarşisine uygun davranması hukuk devleti ilkesinin tabii bir gereğidir.

İçtihadın Gelişimi ve Hukuki Destek İhtiyacı

İdare hukukunun gelişimi, doktrindeki mülahazalar ile yargı içtihatlarının karşılıklı etkileşimi sonucunda ilerlemektedir. Mukarreratın ekseriyetle bireysel hakların korunması yönünde evrildiği, hukuk devleti ilkesinin ise en güçlü dayanak noktası hâline geldiği görülmektedir. Bu doğrultuda, idarenin işlem ve eylemlerinin her daim yargısal denetime açık olduğu gerçeği, hak arama özgürlüğünün teminatıdır.

İdare hukuku alanında çıkan uyuşmazlıkların doğru mülahaza edilmesi, yalnızca mevzuatın bilinmesiyle sınırlı kalmayıp, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarının da tafsilâtla tetkik edilmesini gerektirir. Bu alanın teknik ve karmaşık mâhiyeti, bireylerin haklarını korumak için bu alanda tecrübeli bir avukatın desteği almalarının akılcı bir tercih olduğunu ortaya koymaktadır. Zira, hukuki sürecin doğru tevili ve müvekkil lehine en uygun neticenin elde edilmesi, uzman bilgi ve deneyimle mümkündür. Bu itibarla, idare hukuku uyuşmazlıklarının profesyonel destek olmaksızın takip edilmesi, çoğu zaman telafisi güç neticelere yol açabilir.

İdare Hukuku Alanında Sunduğumuz Hizmetler

İdare Hukuku bağlamında, büromuzca sunulan hukuki hizmetler şu şekildedir:

İdarenin Sorumluluğu ve Tazminat (Tam Yargı) Davaları

İdarenin sorumluluğu ve tazminat (tam yargı) davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: İdarenin hizmet kusurundan veya kusursuz sorumluluk mefhumundan kaynaklanan zararlarda, tam yargı davası açılması suretiyle bireylerin haklarının korunması mümkündür. Şöyle ki, idarenin işlem ve eylemlerinden doğan zararların tazmini, hukuk devleti ilkesinin tabiî bir neticesi olup, mevzuat uyarınca açılan bu davalar Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay içtihatlarının ışığında tetkik edilmekte ve müteaddiden idarenin sorumluluğu kabul edilmektedir. Lakin, dava dilekçesinin tafsilâtla hazırlanması, sürelere riayet edilmesi ve zararların hukuki bağlamda doğru telâkki edilmesi önem arz eder. Avukat desteği, bu davaların mülâhaza edilerek ilâm ile sonuçlandırılmasında zaruri bir imkân sağlar.

Hukuka Aykırı İdari İşlemlerin İptali Davaları

Hukuka aykırı idari işlemlerin iptaline ilişkin davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: İptal davası, idare hukuku uygulamasında bilhâssa sık başvurulan yargı yoludur. Kanun ve yasa hükümlerine aykırı tesis edilen idari işlemler, iptal davasına konu edilerek adalet önünde denetime tabi tutulur. Bu davalarda amaç, işlemin doğurduğu sonuçların ortadan kaldırılmasıdır. Halbuki, işlemin yetki, şekil, sebep, konu veya maksat unsurlarından herhangi birinde hukuka aykırılık bulunması hâlinde, mahkemeler işlemin iptaline hükmeder. Hukuk bürosu pratiğinde, bu davaların takibi için mevzuatın tafsilâtla tetkiki ve mukarreratın tevilen uygulanması gerekmektedir. Bu itibarla, bireylerin haklarının korunması adına iptal davaları hayati mâhiyet arz eder.

İdari Sözleşmelerden Kaynaklanan Davalar

İdari sözleşmelerden davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: İdari sözleşmeler, kamu hizmeti yürütülürken idare ile özel kişiler arasında akdedilen ve kamu yararı önceliği ile tesis edilen hukuki metinlerdir. Misal olarak, yap-işlet-devret sözleşmeleri veya imtiyaz sözleşmeleri bu kategoride telâkki edilir. Ancak, idare tarafından sözleşme hükümlerine aykırı davranılması hâlinde ihtilafen doğan uyuşmazlıklar idari yargı mercilerinde dava konusu yapılır. Burada avukat desteği, sözleşmenin hukuki mâna ve mahiyetinin doğru mülâhaza edilmesi için elzemdir. Binâen, idari sözleşmelere ilişkin davalar ekseriyetle kamu yararı ile bireysel hakların çatıştığı noktada şekillenmekte olup, yargı organları bu davaları tafsilâtla tetkik ederek adaletin tesisine çalışmaktadır.

Belediye Kanunu’ndan Kaynaklanan İdari Davalar

Belediye Kanunu’ndan kaynaklanan idari davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: Belediyelerin tesis ettiği imar kararları, ruhsat işlemleri veya idari yaptırımlar, Belediye Kanunu mucibince denetime tabi tutulabilir. Bu davalar, belediyelerin kamu gücü kullanarak tesis ettiği işlemlerin, kanun ve yasa hükümlerine uygun olup olmadığının tetkik edilmesiyle sonuçlanır. Hâliyle, belediye kararları bireylerin mülkiyet hakları ile doğrudan ilişkili olduğundan, iptal veya tam yargı davaları açılması sıklıkla karşılaşılan bir durumdur. Bu meyanda, hukuk bürosu uygulamasında avukat aracılığıyla yapılan başvurular, dava sürecinin usulüne uygun yürütülmesi açısından büyük önem taşır.

İdari Para Cezalarına İtiraz ve İptal Davaları

İdari para cezalarına itiraz ve iptal davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: İdari para cezaları, kamu düzeninin korunması amacıyla idare tarafından müteaddiden uygulanmaktadır. Ancak, bu cezaların dayandığı mevzuat hükümlerine aykırı ya da ölçüsüz olması hâlinde iptal davaları açılabilir. Şöyle ki, kanuni dayanağı bulunmayan veya orantısız biçimde verilen cezalar, mahkemeler nezdinde hukuka aykırı telâkki edilerek iptal edilmektedir. İptal davalarının netice itibarıyla bireylerin haklarının korunması yönünde müspet sonuç vermesi için, avukat desteği ile sürecin tafsilâtla yönetilmesi izahtan varestedir.

İmar Davaları

İmar davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: İmar planlarının, ruhsat işlemlerinin veya yapı yıkım kararlarının hukuka aykırılığı hâlinde açılan davalar, idare hukukunun en yoğun alanlarından biridir. Bilhâssa mülkiyet hakkına müdahale eden bu işlemler, yargı mercilerince tafsilâtla tetkik edilmekte ve Danıştay içtihatlarına binâen adalet ilkesi doğrultusunda değerlendirilmektedir. Lakin, imar davaları teknik ve karmaşık yönleri itibarıyla uzmanlık gerektirmekte, hukuk bürosu ve avukat desteği olmaksızın takip edilmesi çoğu zaman telafisi güç sonuçlar doğurmaktadır.

İhale Hukukuna İlişkin İhtilaflar ve İhale Davaları

İhale hukukuna ilişkin ihtilaflar ve ihale davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: İhale sürecinde eşitlik, rekabet ve şeffaflık ilkelerinin ihlali hâlinde açılacak davalar, kamu ihalelerinin denetlenmesinde hayati rol oynar. Misal olarak, ihalenin mevzuata aykırı biçimde iptal edilmesi veya değerlendirme kriterlerinin tarafsız uygulanmaması durumunda, yargı organları nezdinde dava açılması mümkündür. İhale hukukunda ihtilafen doğan uyuşmazlıklar, bilâkis bireysel hakların kamu yararı karşısında sınandığı alanlardandır. Bu itibarla, avukat aracılığıyla yapılacak başvurular, mülâhaza ve tetkik sürecinde hukuki hakikatin ortaya çıkmasını sağlar.

Kamulaştırma ile İlgili Davalar

Kamulaştırma ile ilgili davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: Kamulaştırma, mülkiyet hakkına en doğrudan müdahalelerden biridir. Yasa ve kanun hükümlerine aykırı biçimde gerçekleştirilen kamulaştırmalar veya bedel tespiti hususunda doğan uyuşmazlıklar, iptal ve tam yargı davalarının konusunu oluşturur. Halbuki, kamulaştırma sürecinde idare çoğu zaman kamu yararı mefhumunu öne sürmekte, ancak bireylerin mülkiyet haklarını göz ardı edebilmektedir. Bu hâlde, hukuk bürosu pratiğinde avukat aracılığıyla yürütülen davalar, mülkiyetin korunmasına imkân sağlar. Netice itibarıyla, Danıştay içtihatları kamulaştırma işlemlerinde hukuki güvenlik ilkesinin bilâkis ihmal edilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.

Memurların Tabi Olduğu İdari Yaptırımlara Karşı Davalar

Memurların tabi olduğu idari yaptırımlara karşı iptal ve tam yargı davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: Kamu görevlilerine yönelik disiplin cezaları, görevden uzaklaştırma veya diğer idari yaptırımlar, mevzuat hükümlerine aykırı tesis edildiği takdirde iptal ve tam yargı davalarına konu edilir. Şöyle ki, ölçülülük ve orantılılık ilkelerine riayet edilmediği hâllerde, Bölge İdare Mahkemesi nezdinde açılan davalar neticesinde işlemler iptal edilmektedir. Bu itibarla, memurların haklarının korunması adına avukat desteği ile yürütülen yargısal süreçler, hem bireysel menfaatlerin hem de adalet ilkesinin tesisi bakımından önem taşır.

Öğrencilerin Tabi Olduğu İdari Yaptırımlara Karşı Davalar

Öğrencilerin tabi olduğu idari yaptırımlara karşı iptal ve tam yargı davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: Öğrencilere yönelik disiplin cezaları, okuldan uzaklaştırma veya kayıt silme işlemleri, idari yargı denetimine tabi olan yaptırımlardır. Bu yaptırımlar, kanun ve yasa hükümlerine aykırı tesis edildiği hâlde, iptal ve tam yargı davalarıyla denetlenir. Bilhâssa öğrencilerin eğitim hakkı, Anayasal düzeyde güvence altına alınmış olup, hukuka aykırı disiplin yaptırımları yargı mercilerince müteaddiden iptal edilmektedir. Hâliyle, bu davaların hukuk bürosu ve avukat aracılığıyla takip edilmesi, hakların korunması bakımından zaruri bir imkân teşkil eder.

Karayolları Trafik Davaları

Karayolları Trafik davalarının açılması ve takip edilerek neticelendirilmesi: Trafik idaresi tarafından verilen idari para cezaları, araç çekme işlemleri veya sürücü belgesi iptali gibi işlemler, hukuka aykırı oldukları takdirde iptal davasına konu edilebilir. Misal olarak, kanuna aykırı biçimde verilen sürücü belgesi iptali işlemleri, mahkemelerce tafsilâtla tetkik edilerek iptal edilmektedir. Bu meyanda, avukat desteği, trafik davalarının mülâhaza edilip hakların korunması adına bilâkis önemlidir. Bu itibarla, hukuk bürosu pratiğinde Karayolları Trafik davaları, adaletin somutlaşması bakımından geniş bir uygulama alanına sahiptir.

İdari Yargı Düzeninde Görevli ve Yetkili Merciler

İdari uyuşmazlıkların hangi yargı yerinde görüleceği hususu, davanın esasına girilmezden evvel çözüme kavuşturulması gereken bir usulî meseledir. Görevsiz yahut yetkisiz mahkemede ikame edilen davalar, dosyanın merciine tevdii ile neticelenmekte, bu ise sürecin uzamasına sebebiyet vermektedir.

Yetki bakımından ise kural, dava konusu işlemi tesis eden idarî merciin bulunduğu yerdeki mahkemenin yetkili sayılmasıdır. Şu kadar ki, taşınmaza ilişkin davalarda taşınmazın bulunduğu yer, kamu görevlilerine ilişkin ihtilaflarda ise görev yapılan yer mahkemesi gibi müstesna yetki kuralları mevzuatta ayrıca düzenlenmiştir.

Dava Ehliyeti ve Menfaat Şartı

İdari davanın dinlenebilmesi, davacının ihlal edildiğini ileri sürdüğü menfaatinin güncel, meşru ve şahsî olmasına bağlıdır. İptal davalarında menfaat mefhumu, tam yargı davalarına nispetle daha geniş telâkki edilmekte; sübjektif bir hakkın ihlali aranmaksızın, işlemle ilgililik bağının kurulması kâfi görülmektedir.

Menfaat Bağının Tespiti

Danıştay içtihadı, menfaat şartını dar yorumlamaktan imtina ederek, hak arama hürriyetinin özüne dokunulmamasını gözetmektedir. Misal olarak, bir imar planının iptali talebiyle açılan davada, plan sahasında taşınmazı bulunan kişiler yanında, planın doğrudan tesiri altında kalan komşu parsel malikleri de menfaat sahibi kabul edilebilmektedir.

Mesleki Kuruluşların ve Derneklerin Dava Hakkı

Meslek odaları, sendikalar ve kamu yararına çalışan dernekler, tüzüklerinde yazılı gayelerle ilgili bulunan düzenleyici işlemler bakımından dava açma ehliyetini hâizdir. Bu husus, kolektif menfaatlerin yargısal himayesi bakımından müstesna bir imkân teşkil etmektedir.

İdari Dava Dilekçesinin Unsurları

İdari yargıda yazılı yargılama usulü cârî olduğundan, dava dilekçesi iddianın bütününü ihtiva eden temel beyan hüviyetindedir. Dilekçenin mevzuatta aranan unsurları taşımaması, dilekçe reddi kararına ve dolayısıyla sürecin uzamasına yol açar.

Dilekçede Bulunması Gereken Hususlar

Tam yargı davalarında ileri sürülen tazminat miktarının, yargılama safhasında bir defaya mahsus olmak üzere ıslah edilebilmesi mümkündür. Lakin bu imkânın usulüne uygun kullanılmaması, zamanaşımı def'i ile karşılaşılması neticesini doğurabileceğinden, tafsilâtla mülâhaza edilmesi icap eder.

Tahkikat Safhası: Bilirkişi, Keşif ve Ara Kararlar

İdari yargıda tahkikat, esas itibarıyla dosya üzerinden yürütülür. Bununla birlikte mahkeme, re'sen araştırma ilkesi uyarınca tarafların talebi olmaksızın da delil toplayabilir; idareden bilgi ve belge isteyebilir, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırabilir.

Bilhâssa imar, kamulaştırma ve vergi uyuşmazlıklarında bilirkişi raporu, kararın temelini teşkil eden delil hüviyetini kazanmaktadır. Bu itibarla rapora karşı yapılacak itirazların; teknik verilere, mevzuat hükümlerine ve yerleşik içtihada dayandırılarak, kanunî süresi içinde sunulması hayatî ehemmiyeti hâizdir. Aksi hâlde, eksik yahut hatalı bir rapor üzerinden tesis edilen hükmün kanun yolu safhasında bertaraf edilmesi müşkül hâle gelir.

Yargılama Giderleri ve Vekâlet Ücreti

İdari davalarda yargılama giderleri, kural olarak haksız çıkan taraf üzerinde bırakılır. Davanın kısmen kabulü hâlinde giderler, kabul ve ret oranına göre taksim edilir. Ayrıca, kendisini vekil ile temsil ettiren taraf lehine, tarifede gösterilen nispette vekâlet ücretine hükmolunur.

Netice itibarıyla idare hukuku, mevzuatın sürekli tebeddül ettiği, içtihadın belirleyici rol oynadığı ve usulî kaidelerin esasa müessir olduğu bir alandır. Hukuk büromuz; başvuru safhasından itibaren sürelerin takibi, dilekçelerin tanzimi, delillerin ikamesi ve kanun yollarına müracaat dâhil olmak üzere, sürecin bütün safahatında müvekkillerine tafsilâtlı ve sürekli hukukî destek sunmaktadır.

İdare Hukuku Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

İdare Hukuku davalarında hukuki süreç nasıl işler?

İdare Hukuku davaları, ilgili kanunlarımızda düzenlenen özel usul ve esaslara göre yürütülür. Bu tür uyuşmazlıklarda delillerin usulüne uygun toplanması, dava açma sürelerinin kaçırılmaması ve iddiaların sağlam hukuki temellere oturtulması davanın seyri açısından çok önemlidir. Hukuk büromuz bu karmaşık süreçte müvekkillerine kapsamlı ve profesyonel hukuki temsil hizmeti sunmaktadır.

İdare Hukuku konusunda uzman avukat desteği almak zorunlu mudur?

Türk hukuk sisteminde kural olarak (bazı istisnai ceza davaları hariç) avukatla temsil zorunluluğu bulunmasa da, İdare Hukuku alanındaki teknik detaylar, katı süre sınırları ve sürekli güncellenen Yargıtay/Danıştay içtihatları göz önüne alındığında, telafisi imkansız hak ve maddi kayıplar yaşamamak adına alanında tecrübeli bir avukattan destek alınması şiddetle tavsiye edilir.

İdare Hukuku davası ortalama ne kadar sürer?

İdare Hukuku ile ilgili hukuki yargılama süreçlerinin süresi; ilgili mahkemenin iş yüküne, toplanacak delillerin (özellikle bilirkişi incelemesi, keşif veya tanık dinlenmesi) niteliğine ve tebligat süreçlerine göre değişiklik göstermektedir. Avukatlarımız süreci en hızlı ve etkin şekilde sonuçlandırmak için gerekli tüm hukuki müdahaleleri zamanında yapmaktadır.

İdari işlemin iptali davası açma süresi kaç gündür?

Kural olarak, idari işlemin (kararın) ilgilisine tebliğ edildiği tarihi izleyen günden itibaren Danıştay ve İdare Mahkemelerinde dava açma süresi 60 gündür.

Yürütmenin durdurulması (YD) kararı nedir?

İdari işlemin uygulanması halinde "telafisi güç veya imkansız zararlar doğacaksa" ve işlem "açıkça hukuka aykırıysa", mahkemenin nihai karara kadar idari işlemin durdurulmasına karar vermesidir.

Tam yargı davası ile iptal davası arasındaki fark nedir?

İptal davası hukuka aykırı bir idari işlemin ortadan kaldırılması (silinmesi) için açılır. Tam yargı davası ise idarenin işlem veya eylemi (örneğin idarenin kazısı sonucu evin çökmesi) yüzünden uğranılan maddi/manevi zararın tazmini (tazminat) için açılır.

İdareye ön başvuru yapmadan (dilekçe vermeden) dava açılabilir mi?

Tam yargı (tazminat) davalarında dava açmadan önce idareye başvurarak zararın tazmini istenmesi (ön karar) zorunludur. Ancak sadece iptal davalarında bazı istisnalar hariç doğrudan dava açılabilir.

Zımni ret nedir?

İdareye (devlet kurumuna) yapılan bir başvuruya kanuni süre olan 30 gün (önceden 60 gündü) içinde hiçbir cevap verilmemesi (sessiz kalınması) durumunda başvurunun "reddedilmiş (zımni ret)" sayılması ve dava açma süresinin başlamasıdır.

Geri Git