Yabancı Sanıklar İçin Çeviri Hakkının Korunması
CMK m.202 uyarınca sanık veya mağdur, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmiyorsa; mahkeme tarafından atanan tercüman aracılığıyla duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktalar tercüme edilir. Bu hak, AİHS m.6/3-e ile de güvence altına alınmıştır ve ücretsizdir. Tercümanın yetersizliği veya tarafsızlığını yitirmesi hâlinde derhâl itiraz edilmesi, savunma hakkının etkin kullanımı bakımından zorunludur.
Adil yargılanma hakkının en temel bileşenlerinden biri, kişinin kendisine yöneltilen isnadı anladığı bir dilde öğrenmesi ve savunmasını aynı şekilde yapabilmesidir. Anayasa m.36, AİHS m.6/3-a ve m.6/3-e bu güvenceyi açıkça düzenler. İç hukukta ise CMK m.202, meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyen sanık veya mağdur bakımından tercüman atanmasını zorunlu kılar.
Maddenin kapsamı yalnızca yabancı uyruklu kişilerle sınırlı değildir. CMK m.202/4 uyarınca bu hüküm, iddianamenin okunması ve esas hakkındaki mütalaanın verilmesi üzerine sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabilme imkânını da içerir. Ayrıca engelli bireyler bakımından da benzer güvenceler geçerlidir; sağır ve dilsiz kişilerin dinlenmesinde CMK m.61 uyarınca işaret dili bilen bir tercüman görevlendirilir.
Tercümanlık hizmetinin ücretsiz olması esastır. CMK m.324/5 uyarınca Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri yargılama giderlerinden sayılmaz ve bu giderler Devlet Hazinesince karşılanır. Mahkûmiyet hâlinde dahi bu giderin sanığa yükletilmesi hukuka aykırıdır; bu husus hüküm denetlenirken mutlaka incelenmelidir.
Uygulamada en sık karşılaşılan sorun, tercümenin kapsamıdır. Kanun “duruşmadaki iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktaların” tercüme edileceğini öngörür. Ancak uygulamada bazı celselerde yalnızca soruların ve cevapların çevrilmesiyle yetinilmekte; tanık beyanları, bilirkişi açıklamaları, savcının mütalaası ve mahkemenin ara kararları çevrilmeyebilmektedir. Bu durum, sanığın yargılamayı takip edememesine ve savunma hakkının fiilen işlevsizleşmesine yol açar.
İkinci sorun tercümanın yeterliliğidir. Görevlendirilen kişinin ilgili dile ve hukuki terminolojiye hâkim olması gerekir. Özellikle az konuşulan dillerde, akraba bir lehçeyi bilen kişilerin tercüman olarak atanması ciddi anlam kayıplarına yol açmaktadır. Sanığın kendi lehçesini veya ana dilini anlamadığını beyan etmesi hâlinde bu beyan tutanağa geçirilmeli ve uygun tercüman talebi ileri sürülmelidir.
Üçüncü sorun tarafsızlıktır. CMK m.202/3 uyarınca tercüman, mahkeme tarafından atanır. Tercümanın taraflarla akrabalık, iş veya husumet ilişkisi bulunması hâlinde reddi gerekir; CMK m.69 uyarınca bilirkişiye ilişkin ret sebepleri tercüman bakımından da kıyasen uygulanır. Ayrıca kolluk görevlisinin veya dosyada tanık sıfatı bulunan bir kişinin tercümanlık yapması kabul edilemez.
Savunma hakkının etkinliği bakımından müdafi ile görüşmelerde tercüman bulunması da kritiktir. Sanık, müdafi ile serbestçe ve gizli biçimde görüşme hakkına sahiptir (CMK m.154). Ancak ortak bir dil bulunmadığında bu görüşmenin anlamı kalmaz. Bu nedenle savunma hazırlığı aşamasında tercüman temini talep edilmeli; mümkün değilse bu durum tutanağa geçirilerek savunmanın kısıtlandığı ileri sürülmelidir.
Belgelerin tercümesi de ayrı bir başlıktır. İddianame, gerekçeli karar ve tutukluluğa ilişkin kararlar gibi temel belgelerin sanığın anladığı dile çevrilmesi, isnadı öğrenme ve kanun yoluna başvurma haklarının kullanılabilmesi için zorunludur. AİHM içtihatlarında, kanun yolu süresinin işlemeye başlaması bakımından kararın anlaşılır biçimde tebliğ edilmiş olmasının arandığı vurgulanmaktadır.
Yabancı uyruklu sanıklar bakımından ayrıca konsolosluk bildirimi gündeme gelir. Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi m.36 uyarınca, yakalanan veya tutuklanan yabancının talebi hâlinde durumun ilgili ülke konsolosluğuna bildirilmesi ve konsolosluk yetkilileriyle görüşmesine imkân tanınması gerekir. Bu bildirimin yapılmaması, savunma hakkının ihlali olarak ileri sürülebilir.
Tercüme hatalarının sonradan tespiti hâlinde, ilgili celse tutanağının ses kaydıyla karşılaştırılması talep edilebilir. CMK m.219 uyarınca duruşmanın ses ve görüntü kaydı alınabilir; SEGBİS kayıtlarının incelenmesi, tercüme sırasında meydana gelen anlam kaymalarının ortaya konulmasını sağlar. Tespit edilen hataların düzeltilmesi ve gerekirse ilgili işlemin yenilenmesi istenmelidir.
Netice itibariyle çeviri hakkı, biçimsel bir formalite değil savunma hakkının önkoşuludur. Tercümanın yeterliliği ve tarafsızlığı, tercümenin kapsamı, temel belgelerin çevrilmesi ve müdafi görüşmelerinde dil desteği sağlanması ayrı ayrı denetlenmelidir. Bu güvencelerdeki eksikliklerin süresinde ve tutanağa geçirilerek ileri sürülmesi, hem yargılamanın sağlıklı yürümesini hem de olası bir hak ihlali iddiasının korunmasını sağlar.
Yabancı Sanıklar İçin Çeviri Hakkının Korunması Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tercüman hakkı kimler için geçerlidir?
CMK m.202 uyarınca meramını anlatabilecek ölçüde Türkçe bilmeyen sanık veya mağdur için tercüman atanır. Bu hak yabancı uyruklularla sınırlı olmayıp, Türk vatandaşı olmakla birlikte Türkçeyi yeterince bilmeyen kişileri ve engelli bireyleri de kapsar.
Tercüman ücreti sanığa yükletilir mi?
Hayır. CMK m.324/5 uyarınca Türkçe bilmeyen ya da engelli olan şüpheli, sanık, mağdur veya tanık için görevlendirilen tercümanın giderleri yargılama giderlerinden sayılmaz ve Devlet Hazinesince karşılanır. Mahkûmiyet hâlinde dahi sanığa yükletilemez.
Duruşmanın tamamı çevrilmek zorunda mıdır?
Kanun, iddia ve savunmaya ilişkin esaslı noktaların tercüme edileceğini öngörür. Ancak tanık beyanları, bilirkişi açıklamaları ve savcının mütalaası gibi yargılamanın seyrini belirleyen hususların çevrilmemesi, sanığın yargılamayı takip edememesine ve savunma hakkının işlevsizleşmesine yol açar.
Tercümanın yetersiz olduğunu düşünüyorsam ne yapmalıyım?
Durum derhâl beyan edilmeli ve bu beyanın tutanağa geçirilmesi istenmelidir. Sanığın kendi lehçesini veya ana dilini anlamadığını belirtmesi hâlinde uygun tercüman görevlendirilmesi talep edilmelidir; aksi hâlde savunma hakkı fiilen kısıtlanmış olur.
Tercüman reddedilebilir mi?
Evet. CMK m.69 uyarınca bilirkişiye ilişkin ret sebepleri tercüman bakımından da kıyasen uygulanır. Taraflarla akrabalık, iş veya husumet ilişkisi bulunan kişiler ile dosyada tanık sıfatı taşıyan ya da kolluk görevlisi olan kişiler tercümanlık yapamaz.
Gerekçeli karar sanığın diline çevrilmeli midir?
İddianame, gerekçeli karar ve tutukluluğa ilişkin kararlar gibi temel belgelerin sanığın anladığı dile çevrilmesi, isnadı öğrenme ve kanun yoluna başvurma haklarının kullanılabilmesi için gereklidir. AİHM içtihatlarında kanun yolu süresinin işlemesi bakımından kararın anlaşılır biçimde tebliği aranmaktadır.
Müdafi ile görüşmede tercüman sağlanır mı?
Savunma hazırlığı için müdafi ile ortak bir dilde iletişim kurulamıyorsa tercüman temini talep edilmelidir. Bu sağlanamıyorsa durum tutanağa geçirilerek savunmanın kısıtlandığı ileri sürülmelidir; zira CMK m.154 uyarınca müdafi ile serbest görüşme hakkı esastır.
Yabancı sanığın konsolosluğa bildirim hakkı var mıdır?
Evet. Konsolosluk İlişkileri Hakkında Viyana Sözleşmesi m.36 uyarınca yakalanan veya tutuklanan yabancının talebi hâlinde durum ilgili ülke konsolosluğuna bildirilmeli ve konsolosluk yetkilileriyle görüşmesine imkân tanınmalıdır.