Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar
Vücut dokunulmazlığına karşı suçlar, TCK m.86 ilâ m.93 arasında düzenlenmiş olup bireyin beden bütünlüğünü, sağlığını ve fiziksel varlığını koruma altına alır. Kasten yaralama, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, taksirle yaralama, insan üzerinde deney ile organ ve doku ticareti bu grupta yer alır. Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek yaralanmalarda suç şikâyete tabi ve uzlaştırma kapsamında iken; kemik kırığı, duyu kaybı veya yüzde sabit iz gibi neticelerde soruşturma re’sen yürütülür ve ceza önemli ölçüde ağırlaşır.
Vücut dokunulmazlığına karşı suçlar, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan “kişinin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkı”nın ceza hukuku alanındaki karşılığıdır. Bu suç grubunda korunan hukuki değer yalnızca bedensel bütünlük değil, aynı zamanda kişinin ruh sağlığı ve fizyolojik işlevlerinin sağlıklı biçimde devamıdır. Nitekim TCK m.86 gerekçesinde, kişinin vücut dokunulmazlığına yönelen her türlü müdahalenin acı verici olup olmadığına bakılmaksızın cezalandırıldığı ifade edilmiştir.
Kasten Yaralama (TCK m.86), bir kimsenin vücuduna acı veren, sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan fiillerdir. Halk arasında “darp” olarak bilinen bu suçun temel şeklinde ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir. Fiilin kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif olması hâlinde ceza dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezasına indirilir ve suç şikâyete tabi hâle gelir. Bu tespit, adli muayene raporundaki “BTM ile giderilebilir / giderilemez” ibaresine göre yapılır; dolayısıyla adli rapora itiraz hakkının süresinde kullanılması savunma stratejisinin merkezinde yer alır.
Kasten yaralama suçunun nitelikli hâlleri TCK m.86/3’te sayılmıştır. Suçun üstsoya, altsoya, eşe, boşandığı eşe veya kardeşe karşı; beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı; kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle; kamu görevlisinin sahip bulunduğu nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle; silahla veya canavarca hisle işlenmesi hâllerinde ceza yarı oranında artırılır ve suç şikâyete tabi olmaktan çıkar. Uygulamada “silah” kavramı geniş yorumlanmakta; sopa, taş, şişe, bıçak gibi saldırı ve savunmada kullanılmaya elverişli her türlü nesne bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.
Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama (TCK m.87), failin kastının ötesinde ağır bir neticenin meydana gelmesi hâlinde uygulanır. Duyulardan veya organlardan birinin işlevinin sürekli zayıflaması, konuşmada sürekli zorluk, yüzde sabit iz, yaşamı tehlikeye sokan durum, gebe kadına karşı işlenip erken doğuma neden olma hâllerinde ceza bir kat artırılır. İşlevin tamamen yitirilmesi, iyileşme olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayata girme, yüzün sürekli değişikliği, çocuk düşürtme gibi daha ağır neticelerde ceza iki kat artırılır. Kemik kırığı veya çıkığı hâlinde ise ceza, kırığın hayat fonksiyonlarına etkisine göre (hafif, orta, ağır) yarısına kadar artırılır.
Burada kritik olan husus, TCK m.23’te düzenlenen netice sebebiyle ağırlaşmış suç kuralıdır: Failin bu ağır neticeden sorumlu tutulabilmesi için en azından taksirle hareket etmiş olması gerekir. Yani netice, failin fiiliyle nedensellik bağı içinde olmalı ve öngörülebilir nitelikte bulunmalıdır. Öngörülemeyen, tamamen istisnai gelişmelerden fail sorumlu tutulamaz. Bu nedenle adli tıp raporlarında yaralanmanın derecesi kadar, yaralanma ile fiil arasındaki illiyet bağının da ayrıntılı biçimde irdelenmesi gerekir.
Taksirle Yaralama (TCK m.89), dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranış sonucu bir başkasının bedensel bütünlüğüne zarar verilmesidir. Trafik kazaları, iş kazaları ve tıbbi uygulama hataları bu suçun uygulamadaki başlıca görünümleridir. Suçun bilinçli taksir hâli dışındaki biçimleri şikâyete tabidir ve uzlaştırma kapsamındadır. Bilinçli taksir hâlinde ise suç re’sen soruşturulur ve ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
İnsan Üzerinde Deney (TCK m.90), bilimsel bir deneyin kanunun aradığı şartlara uyulmaksızın insan üzerinde gerçekleştirilmesini cezalandırır. Deneyle ilgili olarak yetkili kurul veya makamlardan izin alınmış olması, deneyin insan sağlığı üzerinde öngörülebilir zararlı ve kalıcı bir etki bırakmaması, katılan kişinin yazılı ve bilgilendirilmiş rızasının bulunması ve bu rızanın maddi veya manevi bir menfaat karşılığı olmaması gerekir. Çocuklar üzerinde bilimsel deney yapılması ise ayrıca ve daha ağır biçimde cezalandırılır.
Organ veya Doku Ticareti (TCK m.91), hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın kişiden organ alınmasını, ölüden hukuka aykırı olarak organ veya doku alınmasını, bunların satın alınmasını, satılmasını, saklanmasını, nakledilmesini ve bu amaçla organ ya da doku teminine yönelik ilan veya reklam verilmesini yaptırıma bağlar. Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi ağırlaştırıcı sebep teşkil eder. Zaruret hâli bulunan ve kendi organını veren kişi bakımından ise TCK m.92 uyarınca cezada indirim yapılabileceği veya ceza verilmeyebileceği düzenlenmiştir.
Bu suç grubunda sıkça sorulan bir soru şudur: Karşılıklı kavgada her iki taraf da yaralanmışsa hukuki durum ne olur? Cevaben ifade etmek gerekir ki tarafların her biri hem şüpheli hem de mağdur sıfatını taşıyabilir. Bu hâlde TCK m.29 haksız tahrik hükümleri ile m.25 meşru müdafaa değerlendirmesi ayrı ayrı yapılır. Kavganın nasıl başladığı, ilk haksız hareketin kimden geldiği ve karşılıklı darbelerin şiddeti; kamera görüntüleri, adli muayene raporları ve tanık beyanları üzerinden tespit edilir. Failin belirlenemediği iştirak hâlinde işlenen yaralama durumunda ise TCK m.88 ve iştirak hükümleri gündeme gelir.
Uzlaştırma kurumu bu alanda özel bir yere sahiptir. Basit yaralama (TCK m.86/2), taksirle yaralama ve şikâyete tabi diğer yaralama fiilleri CMK m.253 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Uzlaştırma teklifinin usulüne uygun yapılmaması veya uzlaştırma yoluna hiç başvurulmaksızın kamu davası açılması, bozma sebebi teşkil eden önemli bir usul eksikliğidir.
Yaralama fiillerinde ceza sorumluluğunun yanında tazminat sorumluluğu da doğar. Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan zararlar ve manevi tazminat, Türk Borçlar Kanunu m.54 ve m.56 uyarınca talep edilebilir. Ceza davasında mahkûmiyet kararı verilmesi, hukuk davası bakımından maddi olgunun tespiti yönünden bağlayıcı olduğundan iki sürecin eşgüdüm içinde yürütülmesi önem arz eder.
Netice itibariyle vücut dokunulmazlığına karşı suçlarda dosyanın kaderini belirleyen en kritik unsur adli tıp raporudur. Raporun “basit tıbbi müdahale ile giderilebilir mi”, “yaşamsal tehlike doğurmuş mudur”, “kemik kırığı varsa hayat fonksiyonlarına etkisi hangi derecededir”, “yüzde sabit iz oluşmuş mudur” sorularına verdiği cevaplar suçun vasfını ve cezanın miktarını doğrudan değiştirir. Bu nedenle rapora itiraz sürelerinin kaçırılmaması, gerektiğinde Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan yeni rapor talep edilmesi ve uzman görüşü sunulması, hem müşteki hem de şüpheli bakımından profesyonel hukuki desteği zorunlu kılmaktadır.
Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Basit yaralama ile nitelikli yaralama arasındaki fark nedir?
Ayrım, adli muayene raporundaki tespitle yapılır. Yaralanma basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikteyse suç TCK m.86/2 kapsamında şikâyete tabi basit yaralamadır. Kemik kırığı, duyu kaybı, yüzde sabit iz veya yaşamsal tehlike gibi neticeler varsa TCK m.87 uyarınca ceza bir veya iki kat artırılır ve suç re’sen soruşturulur.
Darp raporu ne kadar süre içinde alınmalıdır?
Darp raporunun olaydan hemen sonra, izler henüz tazeyken alınması esastır. Gecikme hâlinde morluk ve şişliklerin kaybolması ispat bakımından ciddi güçlük doğurur. Rapor, adli tabiplikten ya da devlet hastanelerinin acil servislerinden alınabilir; kolluğa başvuru yapılarak da adli muayene talep edilebilir.
Yaralama suçunda uzlaştırma uygulanır mı?
Şikâyete tabi yaralama fiilleri (basit yaralama ve bilinçli taksir dışındaki taksirle yaralama) CMK m.253 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır. Ancak suç; silahla, eşe, üstsoya, altsoya veya kamu görevlisine karşı görevi nedeniyle işlenmişse ya da neticesi sebebiyle ağırlaşmışsa uzlaştırma uygulanmaz.
Yüzde sabit iz kalması cezayı nasıl etkiler?
Yüzde sabit iz oluşması TCK m.87/1 uyarınca neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama hâlidir ve ceza bir kat artırılır. İzin yüzün sürekli değişikliğine neden olacak derecede ağır olması hâlinde ise ceza iki kat artırılır. İzin sabit sayılması için yaranın iyileşme sürecinin tamamlanmış olması ve altı aylık süre sonunda kontrol muayenesi yapılması gerekir.
Kavgada karşılıklı yaralanma olursa ne olur?
Her iki taraf da hem şüpheli hem mağdur sıfatını taşır ve haklarında ayrı ayrı soruşturma yürütülür. İlk haksız hareketin kimden geldiği tespit edilerek haksız tahrik indirimi ya da meşru müdafaa değerlendirmesi yapılır. Failin belirlenemediği toplu kavgalarda TCK m.88 ve iştirak hükümleri uygulanır.
İş kazası sonucu yaralanmada kim sorumlu tutulur?
Taksirle yaralama suçundan; iş güvenliği tedbirlerini almakla yükümlü işveren, işveren vekili, iş güvenliği uzmanı, işyeri hekimi ve varsa kusuru bulunan diğer görevliler ayrı ayrı sorumlu tutulabilir. Kusur dağılımı bilirkişi raporlarıyla belirlenir; 6331 sayılı Kanun kapsamındaki yükümlülüklerin ihlali bu değerlendirmede esas alınır.
Organ ticareti suçunun cezası nedir?
Hukuken geçerli rızaya dayalı olmaksızın kişiden organ alan kişi TCK m.91 uyarınca beş yıldan dokuz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Organ veya doku satın alan, satan, saklayan, nakleden ya da bu amaçla ilan veya reklam veren kişiler de cezalandırılır; suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi cezayı ağırlaştırır.
Yaralama nedeniyle tazminat talep edilebilir mi?
Evet. Tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zararlar maddi tazminat; çekilen acı ve elem ise manevi tazminat talebine konu edilebilir. Bu talepler ceza davasından bağımsız olarak hukuk mahkemelerinde ileri sürülür.