Ulaşım Araçlarına veya Sabit Platformlara Karşı Suçlar

Ulaşım araçlarına veya sabit platformlara karşı suçlar, TCK m.223 ve m.224’te düzenlenmiş olup kara, deniz, hava ve demiryolu ulaşım araçlarının güvenliğini koruma altına alır. Ulaşım araçlarının kaçırılması veya alıkonulması ile kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgede kurulmuş sabit platformların zapt edilmesi bu kapsamdadır. Suçun cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi cezayı önemli ölçüde ağırlaştırır; fiilin bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ayrıca 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu hükümleri uygulanır.

Ulaşım araçlarına yönelen suçlar, yalnızca araç içindeki kişilerin değil, ulaşım güvenliğine duyulan toplumsal güvenin de ihlali anlamına gelir. Bu suçlar, uluslararası hukukta da özel düzenlemelere konu olmuş; Türkiye’nin taraf olduğu Tokyo (1963), Lahey (1970) ve Montreal (1971) Sözleşmeleri ile Denizde Seyir Güvenliğine Karşı Yasadışı Eylemlerin Önlenmesine Dair Roma Sözleşmesi bu alanda uluslararası bir çerçeve oluşturmuştur. TCK m.223 ve m.224, bu uluslararası yükümlülüklerin iç hukuktaki karşılığını teşkil eder.

Ulaşım Araçlarının Kaçırılması veya Alıkonulması (TCK m.223), cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla kara ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişiyi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Suçun deniz veya demiryolu ulaşım araçları hakkında işlenmesi hâlinde ceza iki yıldan beş yıla kadar hapse yükselir. Cebir veya tehdit kullanılarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi ise beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Maddenin dördüncü fıkrası önemli bir ağırlaştırıcı sebep öngörür: Bu fiiller işlenirken kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur. Yani araç kaçırma fiili sırasında yolcuların veya mürettebatın hürriyetinden yoksun bırakılması hâlinde, TCK m.109 uyarınca ayrı bir suç oluşur ve gerçek içtima kuralı uygulanır. Bu düzenleme, uçak veya otobüs kaçırma olaylarında toplam cezanın önemli ölçüde artmasına yol açar.

Maddenin beşinci fıkrası ise, bu suçların işlenmesi sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağını öngörür. Böylece araç kaçırma fiili sırasında meydana gelen yaralanmalar bağımsız bir sorumluluk kaynağı hâline gelir.

Kıta Sahanlığında veya Münhasır Ekonomik Bölgedeki Sabit Platformların İşgali (TCK m.224), Türkiye’nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişiyi beş yıldan on beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Bu fiiller işlenirken kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur. Petrol ve doğal gaz arama platformları ile enerji üretim tesisleri bu hükmün tipik uygulama alanını oluşturur.

Bu suçlarda cebir ve tehdit unsurunun doğru tespiti belirleyicidir. Kanun, cebir veya tehdidin yanında “hukuka aykırı başka bir davranış” ifadesine de yer vererek suçun kapsamını genişletmiştir. Bu ifade uyarınca; aracın teknik işletim sistemine müdahale edilmesi, sürücünün hile ile yanıltılması veya aracın kontrolünün teknolojik yöntemlerle ele geçirilmesi de suçu oluşturabilir. Özellikle bağlantılı araç teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte, siber müdahale yoluyla araç kontrolünün ele geçirilmesi bu kapsamda değerlendirilebilecek bir görünüm biçimi hâline gelmiştir.

Şu soru pratikte önem taşır: Otobüs veya taksi şoförünü tehdit ederek güzergâhı değiştirtmek bu suçu oluşturur mu? Cevaben belirtmek gerekir ki, TCK m.223/1 uyarınca cebir veya tehdit kullanarak kara ulaşım aracını gitmekte olduğu yerden başka yere götürmek suçu oluşturur. Ancak burada dikkat edilmesi gereken nokta, fiilin ulaşım güvenliğini hedef alması gerektiğidir. Sırf sürücüye yönelen ve aracın güzergâhını etkilemeyen tehdit fiilleri ise TCK m.106 kapsamında değerlendirilir.

Bu suçların terör suçları ile ilişkisi ayrıca değerlendirilmelidir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 4. maddesi, TCK m.223/2, 3 ve 4 ile m.224’te yer alan suçların, Kanun’un 1. maddesinde belirtilen amaçlar doğrultusunda suç işlemek üzere kurulmuş bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde terör suçu sayılacağını öngörür. Bu nitelendirme; cezanın yarı oranında artırılması, infaz rejiminin ağırlaşması, tutuklama ve gözaltı sürelerinin uzaması ile yargılamanın özel yetkili mahkemelerde görülmesi gibi kapsamlı sonuçlar doğurur.

Yargı yetkisi bakımından da bu suçlar özellik arz eder. TCK m.13 uyarınca, ulaşım araçlarının kaçırılması ve sabit platformların işgali suçları, vatandaş veya yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmiş olsa dahi Türkiye’de re’sen soruşturulup kovuşturulabilen suçlar arasında sayılmıştır. Bu düzenleme, evrensellik ilkesinin iç hukuktaki yansıması olup, uluslararası sözleşmelerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini amaçlar. Ayrıca TCK m.8 uyarınca Türk deniz ve hava araçlarında işlenen suçlar da Türkiye’de işlenmiş sayılır.

Bu dosyalarda delil değerlendirmesi teknik bir nitelik taşır. Araç seyir kayıtları (takograf, uçuş veri kaydedicisi ve kokpit ses kaydedicisi, AIS ve VDR verileri), telsiz ve kule haberleşme kayıtları, GPS ve baz istasyonu konum verileri, kamera görüntüleri, yolcu ve mürettebat beyanları ile araç teknik inceleme raporları belirleyici olur. Hava araçları bakımından Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ve ilgili uluslararası kuruluşların kaza-olay inceleme raporları da dosyaya kazandırılmalıdır.

Netice itibariyle ulaşım araçlarına ve sabit platformlara karşı suçlar, uygulamada sık karşılaşılmamakla birlikte, gerçekleştiğinde çok sayıda kişinin hayatını tehlikeye atan ve uluslararası boyut taşıyan ağır suçlardır. Bu dosyalarda fiilin hangi ulaşım aracı bakımından işlendiği, cebir ve tehdit unsurunun gerçekleşip gerçekleşmediği, hürriyetten yoksun kılma ve yaralama suçlarıyla içtima ilişkisi ile terör niteliğinin bulunup bulunmadığı ayrı ayrı irdelenmelidir. Bu değerlendirmelerin ceza ve uluslararası hukuka hâkim bir avukat tarafından yapılması büyük önem taşır.

Ulaşım Araçlarına veya Sabit Platformlara Karşı Suçlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Uçak kaçırmanın cezası nedir?

Cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla hava ulaşım aracının hareket etmesini engelleyen veya bu aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götüren kişi TCK m.223/3 uyarınca beş yıldan on yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Fiil sırasında kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi hâlinde ayrıca cezaya hükmolunur.

Otobüs veya taksinin güzergahını zorla değiştirtmek suç mudur?

Evet. Cebir veya tehdit kullanarak kara ulaşım aracının hareket etmesini engellemek veya aracı gitmekte olduğu yerden başka yere götürmek TCK m.223/1 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Aracın güzergâhını etkilemeyen ve sırf sürücüye yönelen tehdit ise TCK m.106 kapsamında değerlendirilir.

Bu suçlar terör suçu sayılır mı?

3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m.4 uyarınca TCK m.223/2, 3 ve 4 ile m.224’teki suçların bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde bu fiiller terör suçu sayılır. Bu nitelendirme cezanın artırılması, infaz rejiminin ağırlaşması ve usul kurallarının değişmesi sonucunu doğurur.

Yolcuların rehin alınması ayrıca cezalandırılır mı?

Evet. TCK m.223/4 uyarınca bu fiiller işlenirken kişilerin hürriyetinin tahdit edilmesi dolayısıyla ayrıca cezaya hükmolunur. Yani araç kaçırma fiili sırasında yolcuların veya mürettebatın hürriyetinden yoksun bırakılması hâlinde TCK m.109 uyarınca ayrı bir suç oluşur.

Sabit platformun işgali suçunun cezası nedir?

Türkiye’nin kıta sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde kurulmuş sabit bir platformu cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla ele geçiren, zapteden veya kontrolü altına alan kişi TCK m.224 uyarınca beş yıldan on beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Yurt dışında işlenen bu suçlar Türkiye’de yargılanabilir mi?

Evet. TCK m.13 uyarınca ulaşım araçlarının kaçırılması ve sabit platformların işgali suçları, vatandaş veya yabancı tarafından yabancı ülkede işlenmiş olsa dahi Türkiye’de re’sen soruşturulup kovuşturulabilir. Bu, evrensellik ilkesinin iç hukuktaki yansımasıdır.

Aracın teknik sistemine siber müdahale bu suçu oluşturur mu?

Kanun, cebir veya tehdidin yanında “hukuka aykırı başka bir davranış” ifadesine de yer verdiğinden, aracın teknik işletim sistemine müdahale edilerek kontrolünün ele geçirilmesi bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Ayrıca TCK m.243 ve m.244 uyarınca bilişim suçlarından da sorumluluk doğabilir.

Bu dosyalarda hangi deliller belirleyicidir?

Araç seyir kayıtları (takograf, uçuş veri ve kokpit ses kaydedicisi, AIS ve VDR verileri), telsiz ve kule haberleşme kayıtları, GPS ve baz istasyonu konum verileri, kamera görüntüleri, yolcu ve mürettebat beyanları ile teknik inceleme raporları belirleyici olur.

Geri Git