Tanık ve Mağdur Koruma Tedbirlerinin Denetimi
Tanık ve mağdurların korunması, ceza muhakemesinin meşru amaçlarından biridir. 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu, CMK m.58 ve m.236 ile 6284 sayılı Kanun bu alanda çeşitli tedbirler öngörür. Ancak her koruma tedbiri, savunma hakkı üzerinde bir kısıtlama doğurur. Bu nedenle tedbirlerin kanuni kapsam içinde kalıp kalmadığı, somut bir tehlikeye dayanıp dayanmadığı ve ölçülü olup olmadığı ayrı ayrı denetlenmelidir.
Ceza muhakemesinde mağdur ve tanıkların korunması, hem maddi gerçeğin ortaya çıkarılması hem de kişilerin güvenliği bakımından meşru bir amaçtır. Ancak bu amaç, sanığın adil yargılanma hakkıyla dengelenmek zorundadır. AİHM içtihatlarında, koruma tedbirlerinin savunma hakkını özünden yoksun bırakacak ölçüde kısıtlayamayacağı istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.
5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu, en kapsamlı tedbirleri öngörür: kimlik ve ilgili bilgilerin kayda alınarak gizli tutulması, duruşmada hazır bulunma hakkına sahip kişiler olmaksızın dinleme, ses veya görüntüsünün değiştirilerek özel ortamda dinlenmesi, kimlik ve ilgili bilgilerin değiştirilmesi, yurt içinde veya yurt dışında başka bir yere yerleştirme, fizikî koruma sağlanması gibi. Ancak Kanun m.3, bu tedbirlerin uygulanabileceği suçları sınırlı olarak saymıştır; bu kapsamın dışına çıkılması ilk itiraz başlığıdır.
CMK m.58 uyarınca, tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa kimliğin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. Ayrıca hazır bulunanların huzurunda dinlenmesi tanık için ağır tehlike teşkil edecekse, tanık duruşma salonu dışında dinlenebilir. Bu hükmün uygulanmasında somut tehlikenin ortaya konulması zorunludur; soyut endişe beyanları yeterli değildir.
CMK m.236, mağdurun dinlenmesine ilişkin özel usul kurallarını düzenler. İşlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir; maddi gerçeğin ortaya çıkarılması açısından zorunluluk arz eden hâller saklıdır. Cinsel suç mağduru çocukların beyanı, psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi eşliğinde ve Adli Görüşme Odalarında alınır.
Savunma bakımından bu tedbirlere yönelik itirazlar üç eksende kurgulanır. Birincisi kapsam denetimi: Tedbirin, kanunda öngörülen suç kataloğu ve kişi kapsamı içinde uygulanıp uygulanmadığı incelenmelidir. İkincisi gereklilik denetimi: Somut bir tehlikenin varlığı gerekçelendirilmiş midir? Üçüncüsü ölçülülük denetimi: Aynı amaca daha az kısıtlayıcı bir tedbirle ulaşılması mümkün müdür?
Özellikle sorgulama hakkının tümüyle ortadan kaldırılması kabul edilemez. Tanığın kimliği gizlense veya duruşma salonu dışında dinlense dahi, savunma tarafına soru yöneltme imkânı tanınmalıdır. Bu sorular hâkim aracılığıyla iletilebilir; ancak hiçbir soru sorulamaması, AİHS m.6/3-d’nin ihlali sonucunu doğurur. Bu talep her celsede açıkça ileri sürülmeli ve reddi hâlinde tutanağa geçirilmelidir.
Tekrar dinleme talebi bakımından da denge gözetilmelidir. CMK m.236 mağdurun bir defa dinlenmesini esas alır; ancak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunluluk bulunması hâlinde yeniden dinleme mümkündür. Savunma, beyanlar arasında esaslı çelişki bulunduğunu veya sonradan ortaya çıkan delillerin yeni sorular gerektirdiğini somut biçimde ortaya koyarak bu talebi ileri sürebilir.
6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirler ise farklı bir rejime tabidir. Uzaklaştırma, iletişim kurmama, konut tahsisi ve çocuklarla kişisel ilişkinin sınırlandırılması gibi tedbirler; delil aranmaksızın, beyan esas alınarak ve gecikmeksizin verilebilir. Bu tedbirlere karşı, kararın tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. Tedbirin süresinin, kapsamının veya gerekçesinin orantısız olduğu bu itirazda ileri sürülür.
Tedbir kararlarına aykırılık hâlinde zorlama hapsi uygulanır. 6284 sayılı Kanun m.13 uyarınca tedbir kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi hâlinde, fiili bir suç oluştursa bile ayrıca üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulma kararı verilir; tekrarı hâlinde süre artırılır. Bu kararlara karşı da itiraz yolu açıktır ve aykırılığın gerçekten gerçekleşip gerçekleşmediği somut delillerle tartışılmalıdır.
Netice itibariyle koruma tedbirleri, kanunun meşru amaçlarla öngördüğü araçlardır; ancak sınırsız değildir. Kapsam, gereklilik ve ölçülülük denetiminin yapılması, sorgulama hakkının korunması, tekrar dinleme taleplerinin gerekçelendirilmesi ve 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirlere süresinde itiraz edilmesi, savunma hakkının etkinliği bakımından zorunludur. Bu denge, ancak her iki tarafın haklarına hâkim bir hukuki değerlendirmeyle kurulabilir.
Tanık ve Mağdur Koruma Tedbirlerinin Denetimi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Tanık koruma tedbirleri hangi suçlarda uygulanır?
5726 sayılı Kanun m.3 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen alt sınırı iki yıl veya daha fazla hapis gerektiren suçlar ve terör suçları bakımından uygulanabilir.
Mağdur kaç kez dinlenebilir?
CMK m.236 uyarınca işlenen suçun etkisiyle psikolojisi bozulmuş çocuk veya mağdur, bu suça ilişkin soruşturma veya kovuşturmada tanık olarak bir defa dinlenebilir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması bakımından zorunluluk arz eden hâller bu kuralın istisnasıdır.
Çocuk mağdurun beyanı nasıl alınır?
Cinsel suç mağduru çocukların beyanı; psikoloji, psikiyatri, tıp veya eğitim alanında uzman bir kişi eşliğinde, Çocuk İzlem Merkezleri veya Adli Görüşme Odalarında ve kural olarak tek seferde alınır. Bu usule aykırılık beyanın güvenilirliğini tartışmaya açar.
Koruma tedbiri savunma hakkını tamamen kısıtlayabilir mi?
Hayır. AİHM içtihatlarına göre koruma tedbirleri savunma hakkını özünden yoksun bırakacak ölçüde kısıtlayamaz. Tanığın kimliği gizlense dahi savunmaya soru yöneltme imkânı tanınmalıdır; hiçbir soru sorulamaması AİHS m.6/3-d ihlali doğurur.
Tedbir kararına nasıl itiraz edilir?
Kapsam denetimi (kanuni suç kataloğu), gereklilik denetimi (somut tehlikenin gerekçelendirilmesi) ve ölçülülük denetimi (daha az kısıtlayıcı bir tedbirin yeterliliği) eksenlerinde gerekçeli itiraz sunulur. İtirazın süresinde yapılması ve tutanağa geçirilmesi gerekir.
6284 sayılı Kanun tedbirlerine itiraz süresi nedir?
Tedbir kararının tefhim veya tebliğinden itibaren iki hafta içinde aile mahkemesine itiraz edilebilir. Bu tedbirler delil aranmaksızın ve beyan esas alınarak verilebildiğinden, itirazda tedbirin süresinin, kapsamının veya gerekçesinin orantısızlığı ileri sürülür.
Tedbir kararına aykırılığın yaptırımı nedir?
6284 sayılı Kanun m.13 uyarınca tedbir kararının gereklerine aykırı hareket edilmesi hâlinde, fiil bir suç oluştursa bile ayrıca üç günden on güne kadar zorlama hapsine tabi tutulma kararı verilir; tekrarı hâlinde bu süre artırılır.
Mağdurun yeniden dinlenmesi istenebilir mi?
Evet, ancak gerekçelendirilmesi gerekir. Beyanlar arasında esaslı çelişki bulunduğunun veya sonradan ortaya çıkan delillerin yeni sorular gerektirdiğinin somut biçimde ortaya konulması hâlinde, maddi gerçeğin ortaya çıkarılması zorunluluğuna dayanılarak tekrar dinleme talep edilebilir.