Rızanın Ceza Sorumluluğuna Etkisi
TCK m.26/2 uyarınca kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı kimseye ceza verilmez. Ancak bu hüküm sınırsız değildir: Yaşam hakkı ve vücut bütünlüğünün ağır ihlali gibi alanlarda rıza sorumluluğu kaldırmaz. Rızanın geçerliliği; ehliyet, özgür irade, aydınlatılmış olma ve fiilden önce açıklanmış bulunma şartlarına bağlıdır.
Ceza hukukunda rıza, kimi suçlar bakımından suçun tipikliğini ortadan kaldıran, kimi suçlar bakımından ise hukuka aykırılığı gideren bir kurumdur. Konut dokunulmazlığının ihlali veya hırsızlık gibi suçlarda rıza, suçun kanuni tanımındaki “rızaya aykırılık” unsurunu ortadan kaldırdığından fiil hiç suç oluşturmaz. Kasten yaralama gibi suçlarda ise fiil tipik olmakla birlikte, TCK m.26/2 uyarınca hukuka uygun hâle gelebilir.
TCK m.26/2’nin uygulanabilmesi için hakkın, kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği nitelikte olması gerekir. Malvarlığı hakları, konut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği, haberleşme gizliliği ve cinsel özgürlük bu kapsamdadır. Buna karşılık yaşam hakkı üzerinde mutlak tasarruf yetkisi bulunmaz; bu nedenle mağdurun rızası, kasten öldürme suçunda sorumluluğu kaldırmaz. Nitekim TCK m.84 intihara yönlendirmeyi ayrıca suç olarak düzenlemiştir.
Vücut bütünlüğü bakımından ise durum kademelidir. Basit düzeydeki müdahalelere rıza geçerli sayılabilirken; ağır ve kalıcı zarar doğuran, kişinin beden bütünlüğünü esaslı biçimde ortadan kaldıran fiillere rıza, kamu düzeni ve ahlaka aykırılık nedeniyle geçersiz kabul edilir. Örneğin organ veya doku alınmasına ilişkin rıza, TCK m.91 ve 2238 sayılı Kanun’daki sıkı şekil şartlarına uyulmadıkça sorumluluğu kaldırmaz.
Rızanın geçerlilik şartları dört başlıkta toplanır. Birincisi ehliyet: Rızayı açıklayan kişinin fiilin anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğine sahip olması gerekir; çocuklar ve akıl hastaları bakımından bu yetenek bulunmayabilir. İkincisi özgür irade: Cebir, tehdit, hile veya iradeyi sakatlayan başka bir etki altında verilen rıza geçersizdir. Üçüncüsü aydınlatılmış olma: Kişinin fiilin niteliği ve olası sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmiş bulunması aranır. Dördüncüsü zamanlama: Rızanın fiilden önce veya fiil sırasında açıklanmış olması gerekir; sonradan verilen onay (icazet) kural olarak sorumluluğu kaldırmaz.
Tıbbi müdahaleler bu alanın en tipik uygulama örneğidir. Bir tıbbi müdahalenin hukuka uygun sayılması için; endikasyonun bulunması, hastanın aydınlatılmış onamının alınması, müdahalenin tıp biliminin kabul ettiği kurallara (lex artis) uygun yapılması ve yetkili kişi tarafından gerçekleştirilmesi gerekir. Matbu ve içeriği hastaya açıklanmamış onam formları, rızayı hukuken geçersiz kılabilir ve hekimin kasten yaralama suçundan sorumluluğunu doğurabilir.
Sportif faaliyetler bakımından da rıza tartışması yürütülür. Sporcunun, oyunun kurallarına uygun biçimde gerçekleşen ve sporun doğasında bulunan risklere rıza gösterdiği kabul edilir. Ancak oyun kurallarının kasten ve ağır biçimde ihlal edilmesi suretiyle gerçekleştirilen fiiller bu rızanın kapsamı dışında kalır ve kasten yaralama suçunu oluşturur.
Cinsel suçlar bakımından rızanın kapsamı özel kurallara tabidir. On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocukların rızası hukuken geçersizdir; bu hâlde TCK m.103 uyarınca çocuğun cinsel istismarı suçu oluşur. On beş-on sekiz yaş arası çocuklarla cebir, tehdit ve hile olmaksızın gerçekleşen ilişki ise TCK m.104 kapsamında ayrı bir suç teşkil eder ve şikâyete tabidir.
Rızanın kapsamı ve sınırı da titizlikle belirlenmelidir. Belirli bir fiil için verilen rıza, o fiilin sınırlarını aşan davranışları kapsamaz. Örneğin bir görüntünün çekilmesine rıza gösterilmesi, o görüntünün üçüncü kişilerle paylaşılmasına veya yayımlanmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez; aksi hâlde TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşur. Aynı şekilde rıza, açıklandıktan sonra her zaman geri alınabilir.
Savunma bakımından rıza iddiası, somut delillerle desteklenmelidir. Yazılı onam belgeleri, mesajlaşma içerikleri, ses ve görüntü kayıtları, tanık beyanları ve tarafların önceki ilişki biçimi bu kapsamda değerlendirilir. Buna karşılık mağdur vekili bakımından; rızanın hiç bulunmadığı, cebir veya tehdit altında alındığı, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği ya da rızanın kapsamının aşıldığı yönündeki argümanlar öne çıkar.
Netice itibariyle rıza, ceza sorumluluğunu kaldırabilen güçlü bir kurumdur; ancak uygulanabilirliği hakkın niteliğine, rızanın geçerlilik şartlarına ve kapsamına sıkı biçimde bağlıdır. Hangi hukuki değerler üzerinde rızanın etkili olduğunun doğru belirlenmesi, geçerlilik şartlarının denetlenmesi ve kapsam aşımının tespit edilmesi, hem savunma hem de mağdur temsili bakımından teknik bir değerlendirme gerektirir.
Rızanın Ceza Sorumluluğuna Etkisi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Mağdurun rızası her suçta sorumluluğu kaldırır mı?
Hayır. TCK m.26/2 uyarınca rıza, ancak kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği haklar bakımından sorumluluğu kaldırır. Yaşam hakkı üzerinde mutlak tasarruf yetkisi bulunmadığından, rıza kasten öldürme suçunda sorumluluğu kaldırmaz.
Geçerli bir rızanın şartları nelerdir?
Rızayı açıklayan kişinin fiilin anlam ve sonuçlarını algılama ehliyetine sahip olması, rızanın cebir, tehdit veya hile bulunmaksızın özgür iradeyle verilmesi, kişinin fiilin niteliği ve sonuçları hakkında aydınlatılmış olması ve rızanın fiilden önce ya da fiil sırasında açıklanmış bulunması gerekir.
Sonradan verilen onay sorumluluğu kaldırır mı?
Kural olarak hayır. Rızanın fiilden önce veya fiil sırasında açıklanmış olması gerekir. Fiil gerçekleştikten sonra verilen onay (icazet), oluşmuş olan suçu ortadan kaldırmaz; yalnızca şikâyete tabi suçlarda şikâyetten vazgeçme sonucu doğurabilir.
Tıbbi müdahalede onam alınmazsa ne olur?
Aydınlatılmış onam alınmaksızın yapılan tıbbi müdahale hukuka aykırı hâle gelir ve hekimin kasten yaralama suçundan sorumluluğunu doğurabilir. Matbu ve içeriği hastaya açıklanmamış onam formları rızayı hukuken geçersiz kılabilir.
Çocuğun rızası geçerli midir?
On beş yaşını tamamlamamış veya fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocukların cinsel nitelikli fiillere rızası hukuken geçersizdir; TCK m.103 uyarınca çocuğun cinsel istismarı suçu oluşur. On beş-on sekiz yaş arası için TCK m.104 ayrı bir düzenleme getirir.
Fotoğraf çekilmesine izin vermek paylaşıma da izin midir?
Hayır. Rıza, verildiği fiille sınırlıdır. Görüntünün çekilmesine rıza gösterilmesi, üçüncü kişilerle paylaşılmasına veya yayımlanmasına rıza gösterildiği anlamına gelmez; aksi hâlde TCK m.134 kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçu oluşur.
Sporda meydana gelen yaralanmalarda rıza geçerli midir?
Sporcunun, oyunun kurallarına uygun biçimde gerçekleşen ve sporun doğasında bulunan risklere rıza gösterdiği kabul edilir. Ancak oyun kurallarının kasten ve ağır biçimde ihlali suretiyle gerçekleştirilen fiiller rızanın kapsamı dışında kalır ve kasten yaralama suçunu oluşturur.
Rıza geri alınabilir mi?
Evet. Rıza, açıklandıktan sonra her zaman geri alınabilir. Geri alma anından itibaren devam eden fiiller hukuka aykırı hâle gelir; bu nedenle rızanın hangi ana kadar devam ettiğinin somut delillerle tespiti önem taşır.