Görev Suçlarında Soruşturma İzni ve Yetki İtirazı
4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun, kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar bakımından soruşturma yapılabilmesini yetkili idari merciin iznine bağlar. Ancak zimmet, irtikap, rüşvet, işkence ve zor kullanma yetkisinin aşılması gibi suçlar bu rejimden muaftır. İzin verilmemesi kararlarına karşı on gün içinde Bölge İdare Mahkemesine itiraz edilebilir.
Kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar bakımından öngörülen soruşturma izni rejimi, kamu hizmetinin sürekliliğini ve görevlilerin asılsız isnatlarla işlevsiz kalmasını önlemeyi amaçlar. 4483 sayılı Kanun m.1 uyarınca bu Kanun; Devletin ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürüttükleri kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri ifa eden memurlar ve diğer kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar hakkında uygulanır.
Kanunun en kritik hükmü, istisnaları düzenleyen m.2’dir. Anılan madde uyarınca; ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli, disiplin hükümleri, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu kapsamındaki suçlar ile TCK m.94 ve m.95’teki işkence ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış işkence suçları ve m.256’daki zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu bu Kanun kapsamı dışındadır. Bu suçlarda Cumhuriyet savcısı doğrudan soruşturma yürütür.
3628 sayılı Kanun kapsamına giren suçlar geniş bir alanı kapsar: zimmet, irtikap, rüşvet, görevi kötüye kullanma niteliğindeki bazı fiiller, haksız mal edinme, mal kaçırma veya gizleme ile bu Kanun’un 17. maddesinde sayılan diğer suçlar. Bu nedenle bir isnadın 4483 sayılı Kanun kapsamında mı yoksa 3628 sayılı Kanun kapsamında mı değerlendirileceğinin doğru tespiti, soruşturmanın hiç başlamaması ile doğrudan yürütülmesi arasındaki farkı belirler.
İzin süreci şöyle işler: Cumhuriyet başsavcılığı, bir kamu görevlisi hakkındaki ihbar veya şikâyeti izin vermeye yetkili mercie gönderir. Yetkili merci, ön inceleme yaptırarak izin verilmesine veya verilmemesine karar verir. Bu karar, Cumhuriyet başsavcılığına ve hakkında inceleme yapılan memura bildirilir. 4483 sayılı Kanun m.7 uyarınca yetkili merciin, ön inceleme raporunun kendisine ulaştığı tarihten itibaren otuz gün içinde karar vermesi gerekir; bu süre zorunlu hâllerde on beş günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir.
İzin verilmemesi kararına itiraz, şikâyetçi bakımından en önemli hukuki yoldur. 4483 sayılı Kanun m.9 uyarınca soruşturma izni verilmesine ilişkin karara karşı hakkında inceleme yapılan kamu görevlisi; izin verilmemesine ilişkin karara karşı ise Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi itiraz yoluna başvurabilir. İtiraz süresi, kararın tebliğinden itibaren on gündür. İtirazı inceleyecek merci, kararın niteliğine göre Bölge İdare Mahkemesi veya Danıştay İkinci Dairesidir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
Bu on günlük süre, uygulamada en sık kaçırılan hak düşürücü sürelerden biridir. Şikâyetçinin, izin verilmemesi kararının kendisine tebliğ edilip edilmediğini takip etmesi ve süresinde itiraz dilekçesini sunması gerekir. Süre geçtikten sonra yapılan itiraz reddedilir ve soruşturma yolu fiilen kapanır.
Kamu görevlisi bakımından ise savunma, ön inceleme aşamasında başlar. 4483 sayılı Kanun m.6 uyarınca ön inceleme ile görevlendirilen kişi, hakkında inceleme yapılan memurun ifadesini de almak suretiyle yetkisi dâhilinde bulunan gerekli bilgi ve belgeleri toplar. Bu aşamada sunulacak yazılı savunma, olayın hukuki niteliğini ve görev ilişkisini açıklayan belgelerle desteklenmelidir; zira izin verilmemesi kararı, sürecin en erken aşamada sonlanmasını sağlar.
Görev suçu ile kişisel suç ayrımı da ayrıca tartışılmalıdır. İzin rejimi yalnızca görev sebebiyle işlenen suçlar bakımından uygulanır. Kamu görevlisinin görevinden bağımsız olarak, kişisel husumet veya özel ilişkileri nedeniyle işlediği fiiller bu kapsamda değildir ve doğrudan soruşturulur. Bu ayrımın hatalı yapılması hâlinde; ya izin alınmaksızın yürütülen soruşturma hukuka aykırı hâle gelir ya da izin rejimine tabi olmayan bir dosya gereksiz yere idari süzgece takılır.
Bazı meslek grupları bakımından özel soruşturma usulleri geçerlidir. Hâkim ve savcılar bakımından 2802 sayılı Kanun, avukatlar bakımından 1136 sayılı Avukatlık Kanunu m.58 ve m.59, milletvekilleri bakımından yasama dokunulmazlığına ilişkin anayasal hükümler, üniversite öğretim elemanları bakımından 2547 sayılı Kanun m.53 ayrı usuller öngörür. Bu nedenle kişinin statüsüne göre hangi usulün uygulanacağının doğru belirlenmesi zorunludur.
İzin alındıktan sonra yürütülen soruşturmada da yetki itirazları gündeme gelebilir. İznin kapsamı dışına çıkılarak, izin verilmemiş bir fiil hakkında soruşturma yürütülmesi hukuka aykırıdır. Aynı şekilde, izin veren merciin yetkili olup olmadığı da denetlenmelidir; yetkisiz merci tarafından verilen izin geçersizdir ve bu husus yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.
Netice itibariyle görev suçlarında izin rejimi, hem şikâyetçi hem kamu görevlisi bakımından sürecin kaderini belirleyen bir usul mekanizmasıdır. İsnadın hangi kanun kapsamında değerlendirileceğinin doğru tespiti, on günlük itiraz süresinin kaçırılmaması, ön inceleme aşamasında etkili savunma sunulması ve iznin kapsamının denetlenmesi bu dosyalardaki başlıca hukuki faaliyetlerdir.
Görev Suçlarında Soruşturma İzni ve Yetki İtirazı Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Hangi suçlarda soruşturma izni gerekmez?
4483 sayılı Kanun m.2 uyarınca ağır cezayı gerektiren suçüstü hâli, 3628 sayılı Kanun kapsamındaki suçlar (zimmet, irtikap, rüşvet, haksız mal edinme vb.) ile TCK m.94-95 işkence suçları ve m.256 zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması suçu izin rejiminden muaftır.
Soruşturma izni verilmezse ne yapılabilir?
4483 sayılı Kanun m.9 uyarınca Cumhuriyet başsavcılığı veya şikâyetçi, kararın tebliğinden itibaren on gün içinde itiraz edebilir. İtirazı Bölge İdare Mahkemesi veya kararın niteliğine göre Danıştay İkinci Dairesi inceler; itiraz üzerine verilen kararlar kesindir.
İtiraz süresi kaçırılırsa ne olur?
On günlük süre hak düşürücüdür. Süre geçtikten sonra yapılan itiraz reddedilir ve soruşturma yolu fiilen kapanır. Bu nedenle şikâyetçinin kararın tebliğini takip etmesi ve süresinde itiraz dilekçesini sunması zorunludur.
Yetkili merci ne kadar sürede karar vermelidir?
4483 sayılı Kanun m.7 uyarınca yetkili merci, ön inceleme raporunun kendisine ulaştığı tarihten itibaren otuz gün içinde karar vermek zorundadır. Bu süre, zorunlu hâllerde on beş günü geçmemek üzere bir defa uzatılabilir.
Görev suçu ile kişisel suç nasıl ayrılır?
İzin rejimi yalnızca görev sebebiyle işlenen suçlarda uygulanır. Kamu görevlisinin görevinden bağımsız olarak kişisel husumet veya özel ilişkileri nedeniyle işlediği fiiller bu kapsamda değildir ve doğrudan soruşturulur.
Ön inceleme aşamasında savunma yapılabilir mi?
Evet. 4483 sayılı Kanun m.6 uyarınca ön inceleme ile görevlendirilen kişi, hakkında inceleme yapılan memurun ifadesini almak zorundadır. Bu aşamada sunulacak belgeli yazılı savunma, sürecin en erken aşamada sonlanmasını sağlayabilir.
Hâkim ve savcılar için de aynı usul mü geçerlidir?
Hayır. Hâkim ve savcılar bakımından 2802 sayılı Kanun, avukatlar bakımından 1136 sayılı Kanun m.58-59, üniversite öğretim elemanları bakımından 2547 sayılı Kanun m.53 ayrı soruşturma usulleri öngörür. Kişinin statüsüne göre uygulanacak usul belirlenmelidir.
İznin kapsamı aşılırsa ne olur?
İzin verilmemiş bir fiil hakkında soruşturma yürütülmesi hukuka aykırıdır. Ayrıca izin veren merciin yetkili olup olmadığı da denetlenmelidir; yetkisiz merci tarafından verilen izin geçersiz olup bu husus yargılamanın her aşamasında ileri sürülebilir.