Kamu Barışına Karşı Suçlar

Kamu barışına karşı suçlar, TCK m.213 ilâ m.222 arasında düzenlenmiş olup toplumsal huzuru ve birlikte yaşama düzenini koruma altına alır. Halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit, suç işlemeye tahrik, suçu ve suçluyu övme, halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, kanunlara uymamaya tahrik, halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma ile suç işlemek amacıyla örgüt kurma bu kapsamdadır. Bu suçlarda ifade özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki dengenin doğru kurulması, savunmanın merkezinde yer alır.

Kamu barışına karşı suçlar, toplumun huzur ve güven içinde yaşama hakkını koruyan düzenlemelerdir. Ancak bu suçların büyük bir kısmı, doğrudan ifade ve düşünceyi açıklama özgürlüğünün sınırında yer aldığından, uygulanmalarında son derece dikkatli bir denge gözetilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, bu tür suçların geniş yorumlanmasının ifade özgürlüğü üzerinde caydırıcı etki (chilling effect) yaratacağı istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.

Halk Arasında Korku ve Panik Yaratmak Amacıyla Tehdit (TCK m.213), halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunan kişiyi iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Suçun silahla işlenmesi hâlinde, failin kimliğinin gizlenmesi suretiyle veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâllerinde ceza artırılır. Asılsız bomba ihbarları ve toplu ölüm tehditleri bu madde kapsamında değerlendirilmektedir.

Suç İşlemeye Tahrik (TCK m.214), suç işlemek için alenen tahrikte bulunan kişiyi altı aydan beş yıla kadar hapis cezasına bağlar. Halkın bir kısmını diğer bir kısmına karşı silahlandırarak birbirini öldürmeye tahrik eden kişi ise on beş yıldan yirmi dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Tahrik konusu suçların işlenmesi hâlinde, tahrik eden kişi bu suçlara azmettiren sıfatıyla cezalandırılır. Bu suçun oluşumu için tahrikin alenen yapılması ve belirli bir suçun işlenmesine yönelmesi gerekir; soyut ve genel nitelikteki söylemler bu kapsamda değerlendirilmez.

Suçu ve Suçluyu Övme (TCK m.215), işlenmiş olan bir suçu veya işlemiş olduğu suçtan dolayı bir kişiyi alenen öven kişiyi, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Maddeye 2013 yılında eklenen “açık ve yakın tehlike” şartı, bu suçun uygulama alanını önemli ölçüde daraltmıştır. Bu şart, Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatlarında geliştirilen ölçütlerin kanuna yansıması olup, salt övücü ifadelerin cezalandırılmasını engellemeyi amaçlar.

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik veya Aşağılama (TCK m.216), bu bölümün en çok tartışılan hükmüdür. Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kişi, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması hâlinde bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Maddenin ikinci fıkrası halkın bir kesimini aşağılamayı, üçüncü fıkrası ise halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamayı ayrıca yaptırıma bağlar. Üçüncü fıkrada da fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması aranır.

Bu maddede yer alan “açık ve yakın tehlike” ölçütü, uygulamada savunmanın en güçlü dayanağını oluşturur. Anayasa Mahkemesi kararlarında; ifadenin içeriği, kullanıldığı bağlam, muhatap kitlenin niteliği, ifadenin yayılma kapasitesi ve somut olaydaki koşullar bir bütün olarak değerlendirilerek gerçek bir tehlikenin doğup doğmadığının tespit edilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Soyut ve varsayımsal bir tehlike değerlendirmesiyle mahkûmiyet kurulması, ifade özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurur.

Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma (TCK m.217/A), 2022 yılında kanuna eklenen yeni bir düzenlemedir. Sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kişi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Failin suçu gerçek kimliğini gizleyerek veya bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlemesi hâlinde ceza yarı oranında artırılır. Bu suçun oluşumu için; bilginin gerçeğe aykırı olması, failin özel saikle hareket etmesi ve fiilin kamu barışını bozmaya elverişli bulunması unsurlarının birlikte gerçekleşmesi aranır.

Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurma (TCK m.220), kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla örgüt kuran veya yöneten kişiyi dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına bağlar; ancak örgütün varlığı için üye sayısının en az üç kişi olması ve örgütün amaç suçları işlemeye elverişli yapı, üye sayısı ile araç ve gerece sahip bulunması gerekir. Örgüte üye olanlar iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Örgüt üyesi olmamakla birlikte örgüt adına suç işleyenler ile örgüte bilerek ve isteyerek yardım edenler de örgüt üyesi olarak cezalandırılır.

Örgüt suçlarında en kritik ayrım, bir yapılanmanın suç örgütü mü yoksa iştirak hâlinde suç işleyen kişi topluluğu mu olduğudur. Yargıtay içtihatlarında örgütün varlığı için; hiyerarşik yapı, süreklilik, üyeler arasında sıkı veya gevşek bağlılık, amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gereç ile belirsiz sayıda suç işleme kararlılığı aranmaktadır. Belirli bir suçu işlemek üzere geçici olarak bir araya gelen kişiler arasında bu unsurlar bulunmadığından, yalnızca iştirak hükümleri uygulanır. Bu ayrım, cezayı yıllar ölçeğinde değiştirdiğinden savunmanın odak noktasını oluşturur.

Etkin Pişmanlık (TCK m.221), örgüt suçlarında önemli bir imkân sunar. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçu nedeniyle soruşturmaya başlanmadan ve örgütün amacı doğrultusunda suç işlenmeden önce, örgütü dağıtan veya verdiği bilgilerle örgütün dağılmasını sağlayan kurucu veya yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz. Örgüt üyesinin, örgütün faaliyeti çerçevesinde herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin, gönüllü olarak örgütten ayrıldığını ilgili makamlara bildirmesi hâlinde de hakkında cezaya hükmolunmaz.

Netice itibariyle kamu barışına karşı suçlar, ifade özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki hassas dengenin en yoğun biçimde tartışıldığı alandır. Bu dosyalarda; ifadenin bağlamı içinde bütünsel olarak değerlendirilmesi, “açık ve yakın tehlike” şartının gerçekleşip gerçekleşmediğinin somut olgularla tartışılması, AYM ve AİHM içtihatlarının dosyaya yansıtılması ve örgüt suçlarında iştirak ile örgütlülük ayrımının doğru kurulması belirleyicidir. Bu nedenle sürecin anayasa hukuku ve insan hakları içtihadına hâkim bir ceza avukatı tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.

Kamu Barışına Karşı Suçlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu ne zaman oluşur?

TCK m.216/1 uyarınca suçun oluşması için, halkın farklı özelliklere sahip bir kesimini diğer kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden ifadenin, kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike ortaya çıkarması gerekir. Soyut ve varsayımsal tehlike değerlendirmesiyle mahkûmiyet kurulamaz.

Açık ve yakın tehlike ölçütü nasıl değerlendirilir?

Anayasa Mahkemesi kararlarına göre; ifadenin içeriği, kullanıldığı bağlam, muhatap kitlenin niteliği, ifadenin yayılma kapasitesi ve somut olaydaki koşullar bir bütün olarak değerlendirilerek gerçek bir tehlikenin doğup doğmadığı tespit edilir. Bu değerlendirme yapılmadan verilen mahkûmiyet, ifade özgürlüğünün ihlali sonucunu doğurur.

Dezenformasyon suçunun unsurları nelerdir?

TCK m.217/A uyarınca suçun oluşması için; yayılan bilginin gerçeğe aykırı olması, failin sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle hareket etmesi ve fiilin kamu barışını bozmaya elverişli bulunması unsurlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Ceza bir yıldan üç yıla kadar hapistir.

Suç örgütü ile iştirak arasındaki fark nedir?

Örgütün varlığı için hiyerarşik yapı, süreklilik, üyeler arasında bağlılık, amaç suçları işlemeye elverişli araç ve gereç ile belirsiz sayıda suç işleme kararlılığı aranır. Belirli bir suçu işlemek üzere geçici olarak bir araya gelen kişiler arasında bu unsurlar bulunmadığından yalnızca iştirak hükümleri uygulanır.

Suç işlemek amacıyla örgüt kurmanın cezası nedir?

Örgüt kuran veya yöneten kişi TCK m.220 uyarınca dört yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır; örgütün en az üç kişiden oluşması ve amaç suçları işlemeye elverişli yapıya sahip olması gerekir. Örgüte üye olanlar ise iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.

Örgüt suçlarında etkin pişmanlık uygulanır mı?

Evet. TCK m.221 uyarınca soruşturmaya başlanmadan ve amaç suç işlenmeden önce örgütü dağıtan veya dağılmasını sağlayan kurucu ve yöneticiler hakkında cezaya hükmolunmaz. Örgüt üyesinin, herhangi bir suçun işlenişine iştirak etmeksizin gönüllü olarak örgütten ayrıldığını bildirmesi hâlinde de ceza verilmez.

Suçu övmek her hâlde cezalandırılır mı?

Hayır. TCK m.215 uyarınca işlenmiş bir suçu veya suç işlemiş bir kişiyi alenen övme fiilinin cezalandırılabilmesi için, bu nedenle kamu düzeni açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması gerekir. Bu şart, salt övücü ifadelerin cezalandırılmasını engellemek amacıyla kanuna eklenmiştir.

Asılsız bomba ihbarı suç mudur?

Evet. Halk arasında endişe, korku ve panik yaratmak amacıyla hayat, sağlık, vücut veya cinsel dokunulmazlık ya da malvarlığı bakımından alenen tehditte bulunmak TCK m.213 uyarınca iki yıldan dört yıla kadar hapis cezasını gerektirir. Failin kimliğini gizlemesi hâlinde ceza artırılır.

Geri Git