Gizli Tanık Uygulamalarına İtiraz
Tanık koruma tedbirleri, 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu ve CMK m.58 çerçevesinde düzenlenmiştir. Tanığın kimliğinin gizlenmesi, ses veya görüntüsünün değiştirilerek dinlenmesi mümkündür. Ancak bu tedbirler savunma hakkıyla çatışır: AİHS m.6/3-d sanığa, aleyhindeki tanıkları sorgulama hakkını tanır. Yargıtay ve AYM içtihatlarına göre gizli tanık beyanı tek başına ve belirleyici delil olarak mahkûmiyete esas alınamaz.
Tanığın korunması ile savunma hakkı arasındaki denge, ceza muhakemesinin en hassas alanlarından biridir. CMK m.58/2 uyarınca tanık olarak dinlenecek kişilerin kimliklerinin ortaya çıkması kendileri veya yakınları açısından ağır bir tehlike oluşturacaksa, kimliğinin saklı tutulması için gerekli önlemler alınır. 5726 sayılı Tanık Koruma Kanunu ise kimlik değiştirme, ses ve görüntü değiştirerek dinleme gibi daha kapsamlı tedbirler öngörür.
Bu tedbirlerin uygulanabilmesi ilk olarak kapsam denetimine tabidir. 5726 sayılı Kanun m.3 uyarınca tanık koruma tedbirleri ancak; ağırlaştırılmış müebbet hapis, müebbet hapis ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen alt sınırı iki yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ve terör suçları bakımından uygulanabilir. Bu kapsam dışındaki dosyalarda gizli tanık uygulaması hukuka aykırıdır ve ilk itiraz başlığını oluşturur.
İkinci itiraz başlığı, tedbirin gerekliliğidir. Kimliğin gizlenmesi için somut bir tehlikenin varlığı ortaya konulmalıdır. Soyut bir endişe beyanı veya kalıplaşmış gerekçeler, savunma hakkının kısıtlanmasını haklı kılmaz. Tedbir kararının gerekçesiz olması veya tehlikenin somutlaştırılmaması, kararın hukuka aykırılığını doğurur.
Üçüncü ve en güçlü itiraz, sorgulama hakkına ilişkindir. AİHS m.6/3-d uyarınca her sanık, iddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek hakkına sahiptir. AİHM’in yerleşik içtihadına göre bu hakkın kısıtlanması hâlinde üç aşamalı bir test uygulanır: kısıtlamanın haklı bir gerekçesi var mıdır; söz konusu beyan mahkûmiyetin tek veya belirleyici dayanağı mıdır; ve bu kısıtlamayı dengeleyen yeterli usuli güvenceler sağlanmış mıdır. Bu üç ölçütün somut olayda tartışılması talep edilmelidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında da aynı yaklaşım benimsenmiştir: Gizli tanık beyanı tek başına ve belirleyici delil olarak mahkûmiyete esas alınamaz; bu beyanın dosyadaki maddi delillerle desteklenmesi gerekir. Bu nedenle savunmanın, gizli tanık beyanının hangi bağımsız delille doğrulandığını sorgulaması ve destekleyici delil bulunmadığını ortaya koyması belirleyici olur.
Dördüncü başlık, tanığın güvenilirliğinin denetlenmesidir. Kimliği gizlense dahi, tanığın olay hakkındaki bilgisinin kaynağı, olay anındaki konumu, taraflarla ilişkisi, beyanını ne zaman verdiği ve beyanları arasında çelişki bulunup bulunmadığı sorgulanabilir. CMK m.58/3 uyarınca hâkim, tanığın kimliğinin gizli tutulmasına karar verse dahi, savunma tarafına tanığa soru sorma imkânı tanınmalıdır; bu sorular hâkim aracılığıyla yöneltilebilir.
Beşinci başlık, tanığın menfaat ilişkisidir. Özellikle itirafçı konumundaki tanıklar bakımından, beyanın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma beklentisiyle verilip verilmediği sorgulanmalıdır. Kendisi hakkında yürütülen bir soruşturmada lehe sonuç elde etme beklentisi bulunan bir kişinin beyanı, güvenilirlik değerlendirmesinde özel bir dikkat gerektirir. Bu husus, savunma tarafından açıkça ileri sürülmeli ve tutanağa geçirilmelidir.
Altıncı başlık, doğrudan doğruyalık ilkesidir. CMK m.217/1 uyarınca hâkim kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Gizli tanığın duruşmada hiç dinlenmeksizin yalnızca soruşturma aşamasındaki tutanağının okunmasıyla yetinilmesi, bu ilkenin ihlalidir. Tanığın, kimliği gizli kalmak kaydıyla ses ve görüntü değiştirilerek duruşmada dinlenmesi talep edilmelidir.
İtirazların usulüne uygun ileri sürülmesi de kritiktir. Gizli tanık uygulamasına ilişkin itirazlar, tanığın dinlendiği celsede veya beyanın öğrenildiği aşamada yazılı ve gerekçeli biçimde sunulmalı; duruşmada sözlü ileri sürülüyorsa mutlaka tutanağa geçirilmelidir. Aksi hâlde istinaf ve temyiz aşamasında bu husus “yargılama sırasında tartışılmadığı” gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılabilir.
Netice itibariyle gizli tanık uygulaması, kanunun sınırlı hâllerde ve sıkı şartlarla öngördüğü istisnai bir tedbirdir. Kapsam denetimi, gereklilik ve ölçülülük tartışması, sorgulama hakkının etkin biçimde kullandırılması, beyanın maddi delillerle desteklenip desteklenmediğinin sorgulanması ve menfaat ilişkisinin ortaya konulması bu dosyalardaki savunmanın eksenlerini oluşturur.
Gizli Tanık Uygulamalarına İtiraz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Gizli tanık hangi suçlarda uygulanabilir?
5726 sayılı Kanun m.3 uyarınca ağırlaştırılmış müebbet, müebbet ve alt sınırı on yıl veya daha fazla hapis cezasını gerektiren suçlar ile örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen alt sınırı iki yıl veya daha fazla hapis gerektiren suçlar ve terör suçları bakımından uygulanabilir.
Gizli tanık beyanı tek başına mahkumiyet için yeterli midir?
Hayır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve AYM içtihatlarına göre gizli tanık beyanı tek başına ve belirleyici delil olarak mahkûmiyete esas alınamaz; bu beyanın dosyadaki bağımsız maddi delillerle desteklenmesi gerekir.
Savunma gizli tanığa soru sorabilir mi?
Evet. Kimliği gizli tutulsa dahi savunma tarafına tanığa soru yöneltme imkânı tanınmalıdır; bu sorular hâkim aracılığıyla iletilebilir. AİHS m.6/3-d uyarınca sanığın aleyhindeki tanıkları sorgulama hakkı, tümüyle ortadan kaldırılamaz.
AİHM gizli tanık konusunda hangi testi uygular?
Üç aşamalı bir test uygulanır: kısıtlamanın haklı bir gerekçesi bulunup bulunmadığı, söz konusu beyanın mahkûmiyetin tek veya belirleyici dayanağı olup olmadığı ve bu kısıtlamayı dengeleyen yeterli usuli güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı incelenir.
İtirafçı tanığın beyanı nasıl değerlendirilir?
İtirafçı konumundaki tanığın beyanı, etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanma beklentisiyle verilmiş olabileceğinden özel bir güvenilirlik denetimi gerektirir. Bu menfaat ilişkisi savunma tarafından açıkça ileri sürülmeli ve tutanağa geçirilmelidir.
Gizli tanık duruşmada dinlenmeli midir?
Evet. CMK m.217/1 uyarınca hâkim ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayanabilir. Soruşturma tutanağının okunmasıyla yetinilmesi doğrudan doğruyalık ilkesinin ihlalidir; tanığın ses ve görüntüsü değiştirilerek duruşmada dinlenmesi talep edilmelidir.
Gizli tanık kararına itiraz edilebilir mi?
Evet. Tedbirin kapsam dışı bir suçta uygulandığı, somut tehlikenin ortaya konulmadığı veya kararın gerekçesiz olduğu ileri sürülerek itiraz edilebilir. İtirazın tanığın dinlendiği celsede veya beyanın öğrenildiği aşamada yazılı ve gerekçeli sunulması gerekir.
İtiraz edilmezse sonradan ileri sürülebilir mi?
Güçleşir. Gizli tanık uygulamasına ilişkin itirazlar süresinde ileri sürülmez ve tutanağa geçirilmezse, istinaf ve temyiz aşamasında bu husus yargılama sırasında tartışılmadığı gerekçesiyle değerlendirme dışı bırakılabilir.