Duruşma Stratejisi Geliştirilmesi ve Tanık Sorgularının Planlanması
Duruşma, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin ortaya çıktığı asli evredir. CMK m.201 uyarınca müdafi ve vekil, tanıklara ve bilirkişilere doğrudan soru yöneltme hakkına sahiptir. Bu hakkın plansız kullanılması çoğu zaman aleyhe sonuç doğurduğundan; dosya analizine dayalı bir anlatı stratejisi, her tanık için hazırlanmış sorgu planı ve çelişki envanteri oluşturulması, savunmanın en teknik hazırlık aşamasını teşkil eder.
Ceza yargılamasında duruşma, yazılı evrakın okunmasından ibaret bir formalite değil; delillerin doğrudan doğruya mahkeme huzurunda tartışıldığı asli evredir. CMK m.217/1 uyarınca hâkim, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu ilke, duruşma hazırlığının neden yargılamanın en belirleyici aşaması olduğunu açıklar.
Duruşma stratejisinin ilk adımı, dosyanın bütün hâlinde analiz edilerek anlatı (teori) oluşturulmasıdır. Savunma tarafının, olayın nasıl gerçekleştiğine dair tutarlı, delillerle uyumlu ve hayatın olağan akışına uygun bir açıklaması bulunmalıdır. Salt iddiayı reddetmekten ibaret bir savunma, boşluğu iddia makamının anlatısıyla doldurur. Nitekim mahkemeler, birbiriyle yarışan iki anlatı arasında tercih yaparken tutarlılık ve delil desteği ölçütlerini esas alır.
İkinci adım çelişki envanterinin çıkarılmasıdır. Aynı tanığın kollukta, savcılıkta ve mahkemede verdiği beyanlar arasındaki farklar; tanıklar arasındaki uyumsuzluklar; beyanların fizikî delillerle, kamera görüntüleriyle, HTS kayıtlarıyla ve adli tıp raporlarıyla bağdaşmayan yönleri sistematik biçimde tablolaştırılmalıdır. Duruşmada bir çelişkiyi ortaya koymanın yolu, o beyanın tutanaktaki tam yerini ve satırını anında gösterebilmekten geçer.
Tanık sorgusunun planlanmasında, sorgunun amacına göre yöntem değişir. Kendi tanığınızı dinletirken açık uçlu sorularla tanığın anlatmasına imkân tanınır; karşı tarafın tanığını sorgularken ise kapalı uçlu, tek olguya odaklı ve cevabı önceden bilinen sorular tercih edilir. Duruşmada cevabını bilmediğiniz bir soruyu sormak, savunma açısından en sık yapılan ve en pahalıya mal olan hatadır.
Sorgunun yapısı da önem taşır. Tanığın güvenilirliğini sarsmayı amaçlayan sorgularda; tanığın olay anındaki konumu, görüş açısı, ışık ve mesafe koşulları, olayın süresi, taraflarla arasındaki husumet veya yakınlık ilişkisi, olaydan sonra kimlerle görüştüğü ve beyanını ne zaman verdiği gibi hususlar adım adım ortaya konulur. Bu tür bir sorgu, tanığa doğrudan “yalan söylüyorsun” demeden, mahkemenin kendi sonucuna varmasını sağlar.
CMK m.201 uyarınca doğrudan soru yöneltme hakkı; Cumhuriyet savcısı, müdafi ve vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukata tanınmıştır. Sanık ve katılan ise mahkeme başkanı aracılığıyla soru yöneltebilir. Yöneltilen soruya itiraz edilmesi hâlinde sorunun yerinde olup olmadığına mahkeme başkanı karar verir. Bu nedenle sorularınızın hukuka ve usule uygun biçimde formüle edilmesi, itiraz üzerine sorunun reddedilmesini önler.
Tanığın önceki beyanıyla çelişmesi hâlinde başvurulacak usul CMK m.213’te düzenlenmiştir: Tanığın duruşmadaki beyanıyla önceki ifadesi arasında çelişki bulunması hâlinde, evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır. Bu hükmün işletilmesi talebi duruşmada açıkça ileri sürülmeli ve tutanağa geçirilmelidir; aksi hâlde çelişki kayda geçmemiş sayılır ve kanun yolu aşamasında dayanak oluşturmaz.
Bilirkişi sorgusu ayrı bir uzmanlık gerektirir. Bilirkişiye yöneltilecek sorular; raporun dayandığı verilerin eksikliği, kullanılan yöntemin bilimsel geçerliliği, varsayımlarla tespitlerin ayrıştırılması ve sonucun alternatif açıklamalara kapalı olup olmadığı eksenlerinde kurgulanmalıdır. CMK m.68 uyarınca bilirkişinin duruşmada dinlenmesi talep edilebilir; ayrıca m.67/6 uyarınca taraflarca uzman görüşü alınarak dosyaya sunulabilir.
Duruşma öncesinde müvekkilin hazırlanması da stratejinin parçasıdır. Ancak burada kesin bir hukuki ve etik sınır bulunur: Müvekkile ne söyleyeceği öğretilemez; yalnızca duruşmanın işleyişi, kendisine yöneltilebilecek soruların türü, susma hakkının kapsamı ve sonuçları ile beyanın hukuki etkileri hakkında bilgilendirme yapılır. Bu sınırın aşılması, yalan tanıklığa azmettirme veya delil karartma sorumluluğu doğurabilir.
Duruşma sırasında tutulacak celse notlarının önemi de göz ardı edilmemelidir. Her beyanın tutanağa doğru geçirilip geçirilmediği anlık olarak denetlenmeli, eksik veya hatalı kayıt hâlinde derhâl düzeltme talebinde bulunulmalıdır. Duruşma tutanağı, istinaf ve temyiz incelemesinde mahkemenin önündeki tek kayıt olduğundan, tutanağa geçmeyen bir beyan hukuken var sayılmaz.
Netice itibariyle duruşma başarısı, duruşma salonundaki doğaçlama yeteneğinden değil; öncesinde yapılan analiz, planlama ve provadan doğar. Anlatının kurgulanması, çelişkilerin haritalanması, her tanık için ayrı sorgu planı hazırlanması ve usul hükümlerinin zamanında işletilmesi bu hazırlığın bileşenleridir. Bu teknik hazırlık, ceza yargılamasının sonucunu çoğu zaman esasa ilişkin tartışmalardan daha fazla etkilemektedir.
Duruşma Stratejisi Geliştirilmesi ve Tanık Sorgularının Planlanması Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Duruşmada avukat tanığa doğrudan soru sorabilir mi?
Evet. CMK m.201 uyarınca Cumhuriyet savcısı ile müdafi veya vekil sıfatıyla duruşmaya katılan avukat; tanıklara, bilirkişilere ve duruşmaya çağrılmış diğer kişilere doğrudan soru yöneltebilir. Sanık ve katılan ise mahkeme başkanı aracılığıyla soru yöneltir.
Tanık önceki ifadesiyle çelişirse ne yapılır?
CMK m.213 uyarınca tanığın duruşmadaki beyanı ile önceki ifadesi arasında çelişki bulunması hâlinde, evvelce alınmış ifadesi okunarak çelişkinin giderilmesine çalışılır. Bu talebin duruşmada açıkça ileri sürülmesi ve tutanağa geçirilmesi gerekir.
Duruşma öncesi tanıkla görüşülebilir mi?
Tanığa ne söyleyeceğinin öğretilmesi hukuka aykırıdır ve yalan tanıklığa azmettirme sorumluluğu doğurabilir. Ancak tanığın duruşma usulü, kendisine sorulabilecek soruların türü ve yasal yükümlülükleri hakkında bilgilendirilmesi meşrudur.
Cevabını bilmediğim soruyu sormak neden risklidir?
Karşı tarafın tanığına cevabı önceden bilinmeyen bir soru yöneltmek, savunma aleyhine yeni bir olgunun dosyaya girmesine yol açabilir. Bu nedenle karşı tanık sorgusunda kapalı uçlu, tek olguya odaklı ve cevabı dosyadan doğrulanabilen sorular tercih edilir.
Bilirkişinin duruşmada dinlenmesi istenebilir mi?
Evet. CMK m.68 uyarınca bilirkişinin duruşmada açıklama yapmak üzere dinlenmesi talep edilebilir. Ayrıca CMK m.67/6 uyarınca taraflar, kendi seçtikleri uzmandan bilimsel mütalaa (uzman görüşü) alarak dosyaya sunabilir.
Duruşma tutanağına geçmeyen beyan sonradan kullanılabilir mi?
Hayır. Duruşma tutanağı, istinaf ve temyiz incelemesinde mahkemenin önündeki tek kayıttır. Tutanağa geçirilmeyen bir beyan veya itiraz hukuken var sayılmaz; bu nedenle her itirazın tutanağa geçirilmesi talep edilmelidir.
Savunma neden bir anlatıya ihtiyaç duyar?
Salt iddiayı reddeden bir savunma, olayın nasıl gerçekleştiğine dair boşluğu iddia makamının anlatısına bırakır. Mahkemeler yarışan anlatılar arasında tutarlılık ve delil desteği ölçütleriyle tercih yaptığından, savunmanın da delillerle uyumlu ve hayatın olağan akışına uygun bir açıklaması bulunmalıdır.
Tanığın güvenilirliği nasıl sorgulanır?
Tanığın olay anındaki konumu, görüş açısı, mesafe ve ışık koşulları, olayın süresi, taraflarla husumet veya yakınlık ilişkisi, beyanını ne zaman ve kimlerle görüştükten sonra verdiği gibi hususlar adım adım sorgulanır. Böylece mahkemenin kendi değerlendirmesini yapması sağlanır.