Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar
Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, TCK m.299 ilâ m.301 arasında düzenlenmiştir. Cumhurbaşkanına hakaret, devletin egemenlik alametlerini aşağılama ile Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, devletin kurum ve organlarını aşağılama suçları bu kapsamdadır. Bu suçların soruşturulması ve kovuşturulması Adalet Bakanlığının iznine bağlıdır. İfade özgürlüğü ile devlet saygınlığının korunması arasındaki dengenin AYM ve AİHM içtihatları çerçevesinde kurulması, bu dosyaların merkezinde yer alır.
Bu suç grubu, devletin manevi kişiliğini, egemenlik sembollerini ve anayasal organlarının saygınlığını koruma altına alır. Ancak bu koruma, doğası gereği ifade ve düşünceyi açıklama özgürlüğünün sınırında yer aldığından, uygulanmasında son derece dikkatli bir denge gözetilmesi gerekir. Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında, demokratik bir toplumda devlet kurumlarının ve kamusal figürlerin eleştiriye karşı geniş bir tahammül yükümlülüğü altında olduğu istikrarlı biçimde vurgulanmaktadır.
Cumhurbaşkanına Hakaret (TCK m.299), Cumhurbaşkanına hakaret eden kişiyi bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Suçun alenen işlenmesi hâlinde verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Bu izin şartı, soruşturmanın değil kovuşturmanın koşulu olduğundan; savcılık izin alınmaksızın soruşturma yürütebilir, ancak kamu davası açabilmesi için iznin alınmış olması gerekir. İznin bulunmaması hâlinde mahkemece durma kararı verilir.
Bu suçta belirleyici olan, ifadenin eleştiri sınırını aşarak hakaret niteliği kazanıp kazanmadığıdır. Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru kararlarında, siyasi nitelikli ifadelerin korunması gerektiği; ağır, sert ve rahatsız edici olsa dahi kamusal tartışmaya katkı sunan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı vurgulanmaktadır. AİHM ise Türkiye aleyhine verdiği kararlarda, devlet başkanlarına özel koruma sağlayan cezai düzenlemelerin çağdaş demokratik anlayışla bağdaşmadığını, bu kişilerin de diğer siyasetçiler gibi genel hakaret hükümlerine tabi olması gerektiğini belirtmiştir. Bu içtihatların dosyaya usulüne uygun biçimde yansıtılması, savunmanın temel ekseni olmalıdır.
Devletin Egemenlik Alametlerini Aşağılama (TCK m.300), Türk Bayrağını alenen yakan, yırtan veya sair surette aşağılayan kişiyi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına bağlar. Maddede, Türk Bayrağı ifadesinden Anayasada belirlenen beyaz ay yıldızlı al bayrağın anlaşılacağı; ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Devletinin egemenlik alameti olarak kullanılan her türlü işaretin de bu kapsamda değerlendirileceği belirtilmiştir. İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu suçların yabancı bir ülkede bir Türk vatandaşı tarafından işlenmesi hâlinde verilecek ceza üçte bir oranında artırılır.
Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin Kurum ve Organlarını Aşağılama (TCK m.301), Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Devletin yargı organlarını alenen aşağılayan kişiyi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Devletin askerî veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi de aynı ceza ile cezalandırılır. Maddenin üçüncü fıkrası, eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını açıkça hükme bağlamıştır. Bu fıkra, savunma bakımından doğrudan kanuni bir dayanak teşkil eder.
TCK m.301’in dördüncü fıkrası uyarınca bu suçtan dolayı soruşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır. Burada m.299’dan farklı olarak izin, soruşturmanın koşuludur; izin alınmaksızın soruşturma işlemi dahi yapılamaz. 2008 yılında yapılan değişiklikle getirilen bu izin şartı, maddenin uygulama sıklığını önemli ölçüde azaltmış ve keyfî soruşturmaların önüne geçilmesini amaçlamıştır.
Şu soru sıklıkla sorulmaktadır: Sosyal medyada yapılan bir paylaşım bu suçları oluşturur mu? Cevaben belirtmek gerekir ki, aleniyet unsuru bakımından paylaşımın herkese açık olması yeterlidir. Ancak suçun oluşumu için aleniyet tek başına yetmez; ifadenin aşağılama veya hakaret niteliği taşıması gerekir. Bu değerlendirmede; ifadenin kullanıldığı bağlam, paylaşımın bütünü içindeki anlamı, tarihî veya güncel bir olaya gönderme yapıp yapmadığı, mizah veya ironi unsuru taşıyıp taşımadığı ve muhatap kitlenin niteliği birlikte ele alınmalıdır. Paylaşımın bir kısmının bağlamından koparılarak değerlendirilmesi, isabetsiz nitelendirmelere yol açan en sık karşılaşılan hatadır.
Bu dosyalarda usul hukuku bakımından dikkat edilmesi gereken hususlar vardır. Öncelikle izin şartının gerçekleşip gerçekleşmediği denetlenmelidir; izin alınmaksızın yürütülen işlemler hukuka aykırıdır. İkinci olarak, dijital delillerin elde edilme usulü irdelenmelidir: Paylaşımın gerçekten şüpheliye ait bir hesaptan yapılıp yapılmadığı, hesabın ele geçirilmiş olma ihtimali, IP kayıtlarının somut bağlantıyı ortaya koyup koymadığı ve CMK m.134 kapsamındaki incelemelerin hâkim kararına dayanıp dayanmadığı ayrı ayrı sorgulanmalıdır.
Bu suçlarda zamanaşımı ve lehe hükümlerin uygulanması da değerlendirilmelidir. Öngörülen ceza miktarları itibarıyla dava zamanaşımı süresi sekiz yıldır. Ayrıca TCK m.299 ve m.301 kapsamındaki suçlarda hükmolunan ceza miktarına göre; hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231), cezanın ertelenmesi (TCK m.51) ve kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar (TCK m.50) uygulanabilir. Bu kurumların koşullarının oluşup oluşmadığının duruşmada ayrıntılı biçimde tartışılması gerekir.
İç hukuk yollarının tüketilmesi hâlinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolu açıktır. AYM, ifade özgürlüğüne yönelik müdahalelerde; müdahalenin kanuniliği, meşru amaca dayanıp dayanmadığı ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı yönünden üç aşamalı bir inceleme yapmaktadır. Özellikle üçüncü aşamada, derece mahkemelerinin ifade özgürlüğü ile korunan menfaat arasında ilgili ve yeterli bir gerekçeyle denge kurup kurmadığı denetlenmektedir. Gerekçesiz veya kalıplaşmış gerekçeyle kurulan mahkûmiyet hükümleri, bu denetimde ihlal kararıyla sonuçlanmaktadır.
Netice itibariyle bu suç grubu, ifade özgürlüğünün sınırlarının en yoğun biçimde tartışıldığı alanlardan biridir. Bu dosyalarda; izin şartının usulüne uygun biçimde yerine getirilip getirilmediği, ifadenin bağlamı içinde bütünsel olarak değerlendirilmesi, TCK m.301/3’teki eleştiri istisnasının ileri sürülmesi, AYM ve AİHM içtihatlarının somut olayla bağlantı kurularak dosyaya yansıtılması ve dijital delillerin güvenilirliğinin sorgulanması belirleyici olmaktadır. Bu nedenle sürecin anayasa hukuku ve insan hakları içtihadına hâkim bir ceza avukatı tarafından yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Devletin Egemenlik Alametlerine ve Organlarının Saygınlığına Karşı Suçlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Cumhurbaşkanına hakaret suçunun cezası nedir?
Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi TCK m.299 uyarınca bir yıldan dört yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Suçun alenen işlenmesi hâlinde verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması Adalet Bakanının iznine bağlıdır.
Bu suçlarda Adalet Bakanlığı izni nasıl işler?
TCK m.299’da izin kovuşturmanın koşuludur; savcılık izin almaksızın soruşturma yürütebilir ancak kamu davası açamaz. TCK m.301’de ise izin soruşturmanın koşuludur; izin alınmaksızın soruşturma işlemi dahi yapılamaz. İznin bulunmaması hâlinde mahkemece durma kararı verilir.
Eleştiri bu suçları oluşturur mu?
Hayır. TCK m.301/3 eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamalarının suç oluşturmayacağını açıkça hükme bağlamıştır. AYM ve AİHM içtihatlarında da ağır, sert ve rahatsız edici olsa dahi kamusal tartışmaya katkı sunan ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamında kaldığı vurgulanmaktadır.
Türk Bayrağını aşağılamanın cezası nedir?
Türk Bayrağını alenen yakan, yırtan veya sair surette aşağılayan kişi TCK m.300 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. İstiklal Marşını alenen aşağılayan kişi ise altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına çarptırılır.
Sosyal medya paylaşımı bu suçları oluşturur mu?
Paylaşımın herkese açık olması aleniyet unsurunu karşılar; ancak bu tek başına yeterli değildir. İfadenin aşağılama veya hakaret niteliği taşıması gerekir. Değerlendirmede paylaşımın bağlamı, bütünü içindeki anlamı, mizah veya ironi unsuru taşıyıp taşımadığı birlikte ele alınmalıdır.
Bu suçlarda HAGB veya erteleme uygulanabilir mi?
Evet. Hükmolunan ceza miktarının iki yıl veya altında olması hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması (CMK m.231), cezanın ertelenmesi (TCK m.51) ve kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar (TCK m.50) uygulanabilir. Bu kurumların koşullarının duruşmada tartışılması gerekir.
Hesabımın ele geçirildiğini iddia edebilir miyim?
Evet. Paylaşımın gerçekten şüpheliye ait hesaptan yapılıp yapılmadığı, hesabın ele geçirilmiş olma ihtimali, IP kayıtlarının somut bağlantıyı ortaya koyup koymadığı ve CMK m.134 kapsamındaki incelemelerin hâkim kararına dayanıp dayanmadığı ayrı ayrı sorgulanmalıdır.
Mahkumiyet hâlinde Anayasa Mahkemesine başvurulabilir mi?
Evet. İç hukuk yolları tüketildikten sonra otuz gün içinde AYM’ye bireysel başvuru yapılabilir. AYM; müdahalenin kanuniliğini, meşru amaca dayanıp dayanmadığını ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğunu inceler. Gerekçesiz veya kalıplaşmış gerekçeyle kurulan hükümler ihlal kararıyla sonuçlanabilmektedir.