Cezanın Şahsileştirilmesi (TCK m.61) ve Son Savunma

Cezanın bireyselleştirilmesi, TCK m.61’de düzenlenen ve hâkimin temel cezayı alt ve üst sınırlar arasında belirlerken dikkate alacağı ölçütleri gösteren bir kurumdur. Suçun işleniş biçimi, kullanılan araçlar, işlendiği zaman ve yer, konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun yoğunluğu ile güttüğü amaç ve saik birlikte değerlendirilir. Buna TCK m.62 takdiri indirim, m.50 seçenek yaptırımlar, m.51 erteleme ve CMK m.231 HAGB kurumları eklenerek cezanın kişiye uyarlanması sağlanır.

Ceza hukukunda yaptırım, soyut bir tarifenin mekanik uygulaması değildir. Kanun koyucu her suç için alt ve üst sınır belirlemiş; bu aralık içinde somut cezanın tayinini hâkime bırakmıştır. TCK m.61, bu takdirin keyfî olmamasını sağlamak üzere hâkimin gözetmesi gereken ölçütleri sayar: suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığı ile failin güttüğü amaç ve saik.

Bu ölçütlerin her biri, savunma tarafından somut olgularla doldurulması gereken birer başlıktır. Örneğin “meydana gelen zararın ağırlığı” ölçütü bakımından zararın giderildiğine ilişkin belgeler; “failin güttüğü amaç ve saik” ölçütü bakımından olayın arka planındaki husumet zinciri veya zorunluluk hâline yaklaşan koşullar dosyaya yansıtılmalıdır. Salt “alt sınırdan ceza tayini talep ederiz” biçimindeki soyut bir beyan, mahkemeye takdirini gerekçelendirecek malzeme sunmaz.

Temel cezanın belirlenmesinden sonra sıra TCK m.62 takdiri indirim hükmüne gelir. Bu madde uyarınca fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde ceza altıda birine kadar indirilir. Maddenin ikinci fıkrası, takdiri indirim nedeni olarak failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkilerinin göz önünde bulundurulabileceğini belirtir. Uygulamada bu hüküm çoğu zaman “sanığın duruşmadaki iyi hâli” gibi kalıplaşmış bir ifadeyle geçiştirilmekte; oysa somut delillerle desteklenmesi hâlinde ciddi bir indirim aracına dönüşmektedir.

Son savunma dilekçesinde sunulabilecek destekleyici belgeler şunlardır: adli sicil kaydının temiz olduğuna dair belge, çalışma ve sosyal güvenlik kayıtları, sabit ikamet ve aile durumunu gösteren belgeler, bakmakla yükümlü olunan kişilere ilişkin kayıtlar, sağlık raporları, eğitim durumu belgeleri, varsa zararın giderildiğine dair ödeme belgeleri ve mağdurla uzlaşıldığına ilişkin beyanlar. Bu belgeler, mahkemeye failin kişiliği hakkında somut bir tablo sunar.

Kısa Süreli Hapis Cezasına Seçenek Yaptırımlar (TCK m.50) ayrıca talep edilmelidir. Bir yıl veya daha az süreli hapis cezası kısa süreli sayılır ve suçlunun kişiliğine, sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre; adli para cezasına, mağdurun zararının giderilmesine, bir eğitim kurumuna devama, belirli yerlere gitmekten yasaklanmaya, meslek veya sanatın yasaklanmasına, sürücü belgesinin geri alınmasına ya da kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya çevrilebilir.

Hapis Cezasının Ertelenmesi (TCK m.51), iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezasının ertelenebilmesine imkân tanır. Bunun için kişinin daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suçu işledikten sonraki yargılama sürecindeki pişmanlığı dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir kanaatin oluşması gerekir. Erteleme kararı, mağdurun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle giderilmesi koşuluna bağlanabilir.

Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması (CMK m.231), uygulamada en sık talep edilen kurumdur. Sanığa yüklenen suçtan dolayı yapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Koşulları; sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, mahkemece sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesidir. Ayrıca sanığın bu kurumun uygulanmasını kabul etmesi gerekir.

Bu kurumların birbirine göre önceliği ve etkileri farklıdır. HAGB hâlinde hüküm açıklanmadığından adli sicile işlenmez ve denetim süresi iyi hâlli geçirilirse dava düşer; bu yönüyle sanık bakımından en avantajlı sonuçtur. Erteleme hâlinde ise mahkûmiyet hükmü kurulmuş sayılır ve adli sicile işlenir; denetim süresi sonunda ceza infaz edilmiş sayılır. Seçenek yaptırıma çevirme hâlinde de mahkûmiyet mevcuttur. Bu nedenle taleplerin kademeli ve öncelik sırasına göre ileri sürülmesi gerekir.

Son savunmanın hazırlanmasında dikkat edilmesi gereken bir diğer husus, esas hakkındaki mütalaaya cevap verilmesidir. İddia makamının hangi maddeden ceza talep ettiği, hangi nitelikli hâlleri uyguladığı ve hangi indirimleri kabul ettiği tek tek ele alınmalı; kabul edilmeyen indirim sebepleri bakımından somut gerekçeler sunulmalıdır. Bu belge aynı zamanda istinaf dilekçesinin iskeletini oluşturur.

Mahkemenin bu kurumlara ilişkin talepleri gerekçesiz reddetmesi bozma sebebidir. Anayasa m.141/3 ve CMK m.34 uyarınca bütün mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Yargıtay içtihatlarında, HAGB veya erteleme taleplerinin kalıplaşmış ifadelerle reddedilmesinin gerekçe yükümlülüğünü karşılamadığı istikrarlı biçimde belirtilmektedir. Bu nedenle ret gerekçesinin denetlenmesi ve yetersizse kanun yolunda ileri sürülmesi gerekir.

Netice itibariyle cezanın şahsileştirilmesi, mahkûmiyetin kaçınılmaz göründüğü dosyalarda savunmanın en etkili alanıdır. Aynı suçtan yargılanan iki kişi arasında, dosyaya yansıtılan kişisel ve sosyal koşullar ile talep edilen kurumların doğru kurgulanması nedeniyle yıllarca fark eden sonuçlar ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle son savunmanın, belgeli ve kademeli bir yapıda, uzman hukuki destekle hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

Cezanın Şahsileştirilmesi (TCK m.61) ve Son Savunma Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Cezanın alt sınırdan verilmesi nasıl sağlanır?

TCK m.61’deki ölçütlerin (suçun işleniş biçimi, zararın ağırlığı, kusurun yoğunluğu, güdülen amaç ve saik) fail lehine olacak biçimde somut olgularla dosyaya yansıtılması gerekir. Soyut bir alt sınır talebi yerine, her ölçüt için belge ve delil sunulması mahkemenin takdirini gerekçelendirir.

TCK m.62 takdiri indirim nedir?

Fail yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin varlığı hâlinde cezanın altıda birine kadar indirilmesidir. Failin geçmişi, sosyal ilişkileri, fiilden sonraki ve yargılama sürecindeki davranışları ile cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri bu kapsamda değerlendirilir.

HAGB ile erteleme arasındaki fark nedir?

HAGB’de hüküm açıklanmadığından adli sicile işlenmez ve denetim süresi iyi hâlli geçirilirse dava düşer. Ertelemede ise mahkûmiyet hükmü kurulur, adli sicile işlenir ve denetim süresi sonunda ceza infaz edilmiş sayılır. Bu nedenle HAGB sanık lehine daha avantajlıdır.

HAGB için hangi koşullar aranır?

Hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası olması, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmaması, yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması, zararın giderilmesi ve sanığın bu kurumun uygulanmasını kabul etmesi gerekir.

Kısa süreli hapis cezası neye çevrilebilir?

Bir yıl veya daha az süreli hapis cezası; adli para cezasına, mağdurun zararının giderilmesine, bir eğitim kurumuna devama, belirli yerlere gitmekten yasaklanmaya, meslek veya sanatın yasaklanmasına, sürücü belgesinin geri alınmasına ya da kamuya yararlı bir işte çalıştırmaya çevrilebilir (TCK m.50).

Zararın giderilmesi cezayı nasıl etkiler?

Zararın giderilmesi hem TCK m.61 kapsamında temel cezanın belirlenmesinde, hem m.62 takdiri indirimde, hem erteleme ve HAGB koşulları bakımından doğrudan etkilidir. Ayrıca malvarlığı suçlarında TCK m.168 etkin pişmanlık hükümleri uyarınca ciddi oranlarda indirim sağlar.

Mahkeme HAGB talebini gerekçesiz reddedebilir mi?

Hayır. Anayasa m.141/3 ve CMK m.34 uyarınca tüm kararların gerekçeli olması zorunludur. Yargıtay içtihatlarında HAGB veya erteleme taleplerinin kalıplaşmış ifadelerle reddedilmesinin gerekçe yükümlülüğünü karşılamadığı belirtilmekte olup bu husus bozma sebebidir.

Son savunmaya hangi belgeler eklenmelidir?

Adli sicil kaydı, çalışma ve sosyal güvenlik kayıtları, ikamet ve aile durumu belgeleri, bakmakla yükümlü olunan kişilere ilişkin kayıtlar, sağlık raporları, eğitim belgeleri ile zararın giderildiğine dair ödeme ve uzlaşma belgeleri sunulmalıdır.

Geri Git