Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler

Bir fiilin suç teşkil etmesi, failin mutlaka cezalandırılacağı anlamına gelmez. TCK m.24 ilâ m.34 arasında düzenlenen hukuka uygunluk sebepleri ile kusurluluğu kaldıran veya azaltan hâller; kanunun hükmü ve amirin emri, meşru savunma, zorunluluk hâli, hakkın kullanılması, ilgilinin rızası, cebir ve tehdit, hata, yaş küçüklüğü, akıl hastalığı, sağır ve dilsizlik ile geçici nedenler başlıkları altında toplanır. Buna TCK m.29 haksız tahrik eklenir.

Ceza sorumluluğunun doğması için fiilin yalnızca tipe uygun olması yetmez; ayrıca hukuka aykırı olması ve failin kusurlu bulunması gerekir. Türk Ceza Kanunu bu üç aşamalı yapıyı benimsemiş ve m.24 ilâ m.34 arasında sorumluluğu kaldıran veya azaltan hâlleri düzenlemiştir. Savunmanın görevi, somut olayda bu hâllerden hangisinin gerçekleştiğini tespit ederek delillerle ortaya koymaktır.

Meşru Savunma (TCK m.25/1), uygulamada en sık ileri sürülen hukuka uygunluk sebebidir. Gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hâl ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmez. Burada üç unsur aranır: saldırının haksız ve hâlen mevcut olması, savunmanın zorunlu olması ve saldırıyla orantılı bulunması.

Zorunluluk Hâli (TCK m.25/2), gerek kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup bilerek neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşuluyla işlenen fiillerden dolayı faile ceza verilmemesini öngörür. Meşru savunmadan farkı, burada bir insan saldırısı değil bir tehlike durumunun bulunmasıdır.

Sınırın Aşılması (TCK m.27) ayrı bir öneme sahiptir. Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın kast olmaksızın aşılması hâlinde, fiil taksirle işlendiğinde de cezalandırılıyorsa taksirli suç için öngörülen ceza indirilerek hükmolunur. Maddenin ikinci fıkrası daha da önemlidir: Meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez. Bu hüküm, savunmanın orantısız kaldığı dosyalarda dahi beraat sonucu doğurabilir.

Hakkın Kullanılması ve İlgilinin Rızası (TCK m.26) uyarınca, hakkını kullanan kimseye ceza verilmez. Ayrıca kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen fiilden dolayı da kimseye ceza verilmez. Bu hüküm; tıbbi müdahaleler, sportif faaliyetler, basın özgürlüğü kapsamındaki haber verme hakkı ve avukatlık görevinden doğan iddia ve savunma dokunulmazlığı bakımından uygulama alanı bulur.

Kanunun Hükmü ve Amirin Emri (TCK m.24) uyarınca kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez. Yetkili bir merciden verilip yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri uygulayan sorumlu olmaz; ancak konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez, aksi takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur. Bu kural Anayasa m.137 ile de güvence altına alınmıştır.

Cebir, Şiddet, Korkutma ve Tehdit (TCK m.28) hâlinde, karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet ya da muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç işleyen kimseye ceza verilmez. Bu hâlde fiilin dolaylı faili olarak cebir, şiddet, korkutma veya tehdidi kullanan kişi sorumlu tutulur.

Hata (TCK m.30) dört ayrı hâli düzenler. Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlarda hataya düşen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz. Bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hâllerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır. Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır. İşlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi cezalandırılmaz.

Kusurluluğu Etkileyen Kişisel Hâller de ayrıca değerlendirilmelidir. TCK m.31 yaş küçüklüğünü üç kademede düzenler: fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur; on iki-on beş yaş arasında algılama yeteneği ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı araştırılır; on beş-on sekiz yaş arasında ise ceza indirilerek uygulanır. TCK m.32 akıl hastalığını, m.33 sağır ve dilsizliği, m.34 ise geçici nedenler ile alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olmayı düzenler.

Haksız Tahrik (TCK m.29), kusurluluğu azaltan en önemli hâldir. Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla, müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir; diğer hâllerde ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir. Bu indirimin uygulanabilmesi için olayın öncesindeki husumet zincirinin ve mağdurun haksız fiilinin dosyaya eksiksiz yansıtılması gerekir.

Netice itibariyle bu hâller, savunmanın kademeli yapısının temelini oluşturur. Öncelikle hukuka uygunluk sebepleri (meşru savunma, zorunluluk hâli, hakkın kullanılması, rıza), ardından kusurluluğu kaldıran hâller (cebir, hata, akıl hastalığı, yaş küçüklüğü), son olarak kusurluluğu azaltan haksız tahrik ve takdiri indirim sırasıyla ileri sürülmelidir. Her bir hâlin kendine özgü unsurları bulunduğundan, bunların somut delillerle desteklenmesi ve doğru sırayla ileri sürülmesi uzmanlık gerektirir.

Ceza Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

Meşru savunmanın şartları nelerdir?

TCK m.25/1 uyarınca kendisine veya başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen ya da tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırının bulunması, savunmanın zorunlu olması ve saldırı ile orantılı biçimde yapılması gerekir. Bu şartların gerçekleşmesi hâlinde faile ceza verilmez.

Meşru savunmada sınır aşılırsa ceza verilir mi?

TCK m.27/2 uyarınca meşru savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan, korku veya telaştan ileri gelmişse faile ceza verilmez. Sınırın kast olmaksızın aşıldığı diğer hâllerde ise fiil taksirle de cezalandırılıyorsa taksirli suç cezası indirilerek uygulanır.

Zorunluluk hâli ile meşru savunma arasındaki fark nedir?

Meşru savunmada bir insanın haksız saldırısı, zorunluluk hâlinde ise bilerek neden olunmamış ağır ve muhakkak bir tehlike söz konusudur. Zorunluluk hâlinde ayrıca tehlikeden başka suretle korunma olanağının bulunmaması ve tehlikenin ağırlığı ile kullanılan vasıta arasında orantı bulunması aranır.

Amirin emri suç işlemeyi meşru kılar mı?

Hayır. TCK m.24 ve Anayasa m.137 uyarınca konusu suç teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez; aksi takdirde emri yerine getiren ile emri veren birlikte sorumlu olur. Yalnızca hukuka uygun ve yerine getirilmesi görev gereği zorunlu emirler sorumluluğu kaldırır.

Haksız tahrik indirimi ne kadar etki eder?

TCK m.29 uyarınca tahrikin derecesine göre ağırlaştırılmış müebbet hapis on sekiz ilâ yirmi dört yıla, müebbet hapis on iki ilâ on sekiz yıla indirilir; diğer hâllerde ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar azaltılır. Bu nedenle olayın arka planındaki husumet zincirinin dosyaya yansıtılması kritiktir.

Yaş küçüklüğü ceza sorumluluğunu nasıl etkiler?

TCK m.31 uyarınca on iki yaşını doldurmamış çocukların ceza sorumluluğu yoktur. On iki-on beş yaş arasında algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunup bulunmadığı araştırılır. On beş-on sekiz yaş arasında ise ceza belirli oranlarda indirilerek uygulanır.

Hata hâlinde ceza sorumluluğu ne olur?

TCK m.30 uyarınca suçun maddi unsurlarında hataya düşen kişi kasten hareket etmiş sayılmaz. Nitelikli hâllerde hataya düşen kişi bu hatasından yararlanır. Hukuka uygunluk sebeplerinin şartları konusunda kaçınılmaz hataya düşen kişi de bu hatasından yararlanır.

Alkol veya uyuşturucu etkisi sorumluluğu kaldırır mı?

TCK m.34 uyarınca iradi olarak alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi hakkında bu hüküm uygulanmaz; yani sorumluluk devam eder. Yalnızca iradesi dışında alkol veya uyuşturucu etkisine maruz kalan ve bu nedenle algılama yeteneği kaybolan kişi bakımından sorumluluk kalkabilir.

Geri Git