Çevreye Karşı Suçlar
Çevreye karşı suçlar, TCK m.181 ilâ m.184 arasında düzenlenmiş olup çevrenin kasten veya taksirle kirletilmesi, gürültüye neden olma ve imar kirliliğine neden olma fiillerini yaptırıma bağlar. Anayasa’nın 56. maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkı güvence altına alınmış, bu hakkın korunması hem devlete hem de vatandaşlara ödev olarak yüklenmiştir. Bu suçlarda 2872 sayılı Çevre Kanunu ile 3194 sayılı İmar Kanunu’ndaki idari yaptırımlar ceza sürecinden bağımsız olarak ayrıca uygulanır.
Çevreye karşı suçlar, ceza hukukunun geleneksel bireysel hukuki değer anlayışının ötesine geçerek kolektif hukuki değerleri koruma altına aldığı alanlardan biridir. Burada korunan değer, belirli bir kişinin sağlığı veya malvarlığı değil; toplumun bütününün ve gelecek kuşakların sağlıklı bir çevrede yaşama hakkıdır. Anayasa m.56, “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir” hükmüyle bu anlayışı temellendirmiştir.
Çevrenin Kasten Kirletilmesi (TCK m.181), ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde, atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişiyi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hâlinde ceza iki katı kadar artırılır. Bu atıkların insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların oluşumuna, üreme yeteneğinin körelmesine, hayvanların veya bitkilerin doğal özelliklerini değiştirmeye neden olabilecek nitelikte olması hâlinde ceza beş yıldan az olmamak üzere hapis ve bin güne kadar adli para cezasıdır.
Maddenin üçüncü fıkrası özel bir düzenleme içerir: İzinsiz olarak ülkeye atık veya artık sokan kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Bu hüküm, tehlikeli atıkların sınır ötesi taşınmasına ilişkin Basel Sözleşmesi’nden doğan uluslararası yükümlülüklerin iç hukuktaki karşılığını oluşturmaktadır.
Çevrenin Taksirle Kirletilmesi (TCK m.182), çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların toprağa, suya veya havaya verilmesine taksirle neden olan kişiyi adli para cezasına bağlar. Bu atık veya artıkların toprakta, suda veya havada kalıcı etki bırakması hâlinde ise iki aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Uygulamada arıtma tesisi arızaları, depolama alanlarındaki sızıntılar ve bakım ihmalleri bu madde kapsamında değerlendirilmektedir.
Gürültüye Neden Olma (TCK m.183), ilgili kanunlarla belirlenen yükümlülüklere aykırı olarak, başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli bir şekilde gürültüye neden olan kişiyi iki aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezasıyla cezalandırır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, suçun oluşumu için gürültünün yalnızca rahatsız edici olmasının yeterli olmaması; sağlığa zarar vermeye elverişli nitelikte bulunmasının aranmasıdır. Bu tespit, Çevresel Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği’nde öngörülen sınır değerler çerçevesinde yapılan ölçümlerle ortaya konur.
İmar Kirliliğine Neden Olma (TCK m.184), uygulamada en sık karşılaşılan çevre suçudur. Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ya da yaptıran kişi bir yıldan beş yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Yapı ruhsatiyesi olmadan başlatılan inşaatlar dolayısıyla kurulan şantiyelere elektrik, su veya telefon bağlantısı yapılmasına müsaade eden kişi de aynı ceza ile cezalandırılır. Ayrıca yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasına çarptırılır.
İmar kirliliğine neden olma suçunda etkin pişmanlık hükmü büyük pratik öneme sahiptir. TCK m.184/5 uyarınca, kişinin ruhsatsız ya da ruhsata aykırı olarak yaptığı veya yaptırdığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hâle getirmesi hâlinde, kamu davası açılmamışsa dava açılmaz, açılmışsa davanın düşmesine, hüküm verilmişse hükmün ortadan kaldırılmasına karar verilir. Bu düzenleme, aykırılığın giderilmesini teşvik eden ve pratikte dosyaların çoğunun sonuçlanma biçimini belirleyen bir hükümdür. Maddenin dördüncü fıkrası ise bu hükümlerin ancak belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanacağını öngörür.
Şu soru sıklıkla sorulmaktadır: Köy yerleşim alanında ruhsatsız yapılan bina bu suçu oluşturur mu? Cevaben belirtmek gerekir ki, TCK m.184/4 uyarınca bu madde hükümleri yalnızca belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde (turizm bölgeleri, boğaziçi öngörünüm bölgesi, sit alanları, askeri yasak bölgeler vb.) uygulanır. Bu alanlar dışında kalan yerlerde ruhsatsız yapılaşma bu suçu oluşturmaz; ancak 3194 sayılı İmar Kanunu ve ilgili özel mevzuat uyarınca idari yaptırımlar ile yıkım kararları uygulanabilir.
Bu suçlarda tüzel kişilerin sorumluluğu ayrı bir başlık teşkil eder. TCK m.20/2 uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz; ancak TCK m.60 ve ilgili mevzuat uyarınca güvenlik tedbiri olarak faaliyet izninin iptali ve müsadere kararı verilebilir. Cezai sorumluluk, şirketin yönetim kurulu üyeleri, genel müdür, tesis sorumlusu veya çevre görevlisi gibi somut olayda karar alma ve denetleme yetkisi bulunan gerçek kişilere yüklenir. Bu sorumluluğun tespitinde şirket içi görev dağılımı, imza sirküleri ve iş tanımları belirleyici olur.
Ceza sürecinin yanında paralel idari süreçler de işler. 2872 sayılı Çevre Kanunu m.20 uyarınca kirletme fiillerine ağır idari para cezaları uygulanır; m.15 uyarınca faaliyetin durdurulması kararı verilebilir. 3194 sayılı İmar Kanunu m.32 ve m.42 uyarınca yapı tatil tutanağı düzenlenir, yıkım kararı alınır ve imar para cezası kesilir. Bu idari işlemlere karşı İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilir; idari yargıdaki sonuç ceza dosyasını doğrudan etkileyebileceğinden iki sürecin eşgüdüm içinde yürütülmesi zorunludur.
Delil bakımından bu dosyalarda; çevre denetim raporları, numune alma ve analiz tutanakları, akredite laboratuvar sonuçları, deşarj ölçüm kayıtları, sürekli atıksu izleme sistemi (SAİS) verileri, gürültü ölçüm raporları, uydu ve hava fotoğrafları, yapı tatil tutanakları, tapu ve imar durum belgeleri ile bilirkişi incelemeleri belirleyici olur. Numune alma işleminin usulüne uygun yapılmaması, şahit numune bırakılmaması veya analiz sürelerinin aşılması, bu delillerin güvenilirliğine yönelik en önemli savunma noktalarıdır.
Netice itibariyle çevreye karşı suçlar, ceza hukuku ile idare hukukunun iç içe geçtiği, teknik ölçüm ve bilirkişi raporlarının belirleyici olduğu bir alandır. İmar kirliliğinde etkin pişmanlık imkânının doğru zamanlamayla kullanılması, kirletme dosyalarında numune ve analiz usulüne yönelik itirazların süresinde ileri sürülmesi, tüzel kişi bünyesinde sorumluluğun doğru kişiye yüklenip yüklenmediğinin denetlenmesi ve idari yargı süreçlerinin ceza dosyasıyla uyumlu biçimde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Çevreye Karşı Suçlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Kaçak yapı yapmanın cezası nedir?
Yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan ya da yaptıran kişi TCK m.184 uyarınca bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Ayrıca 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca yapı tatil tutanağı düzenlenir, imar para cezası kesilir ve yıkım kararı alınabilir.
İmar kirliliği suçunda etkin pişmanlık nasıl uygulanır?
TCK m.184/5 uyarınca kişi, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yaptığı binayı imar planına ve ruhsatına uygun hâle getirirse; kamu davası açılmamışsa dava açılmaz, açılmışsa düşme kararı verilir, hüküm verilmişse hükmün ortadan kaldırılmasına karar verilir.
Köyde ruhsatsız yapılan bina suç oluşturur mu?
TCK m.184/4 uyarınca bu madde hükümleri yalnızca belediye sınırları içinde veya özel imar rejimine tabi yerlerde uygulanır. Bu alanlar dışındaki ruhsatsız yapılaşma bu suçu oluşturmaz; ancak İmar Kanunu ve ilgili özel mevzuat uyarınca idari yaptırımlar ile yıkım kararları uygulanabilir.
Çevreyi kirletmenin cezası nedir?
Teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkları toprağa, suya ya da havaya kasten veren kişi TCK m.181 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Atıkların kalıcı özellik göstermesi hâlinde ceza iki kat artırılır; sağlığa ağır zarar verecek nitelikte olması hâlinde ceza beş yıldan az olamaz.
Gürültü nedeniyle şikayet nasıl sonuç verir?
TCK m.183 uyarınca suçun oluşması için gürültünün yalnızca rahatsız edici olması yeterli değildir; başka bir kimsenin sağlığının zarar görmesine elverişli nitelikte bulunması aranır. Bu tespit, ilgili yönetmelikte öngörülen sınır değerler çerçevesinde yapılan ölçüm raporlarıyla ortaya konur.
Çevre suçlarında şirket cezalandırılabilir mi?
TCK m.20/2 uyarınca tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak TCK m.60 uyarınca güvenlik tedbiri olarak faaliyet izninin iptali ve müsadere kararı verilebilir. Cezai sorumluluk, somut olayda karar alma ve denetleme yetkisi bulunan yönetici, tesis sorumlusu veya çevre görevlisi gibi gerçek kişilere yüklenir.
Numune alma usulüne aykırılık savunma oluşturur mu?
Evet. Numune alma işleminin usulüne uygun yapılmaması, şahit numune bırakılmaması, soğuk zincir koşullarına uyulmaması veya analiz sürelerinin aşılması, analiz sonuçlarının güvenilirliğini tartışmaya açan ve uygulamada sıkça kabul gören savunma noktalarıdır.
Ceza davası ile idari yaptırım aynı anda uygulanır mı?
Evet. 2872 sayılı Çevre Kanunu ve 3194 sayılı İmar Kanunu kapsamındaki idari para cezaları, faaliyet durdurma ve yıkım kararları ceza sürecinden bağımsız olarak uygulanır. Bu işlemlere karşı İdare Mahkemesinde iptal davası açılabilir; iki sürecin eşgüdüm içinde yürütülmesi önem taşır.