Anayasa Mahkemesi ve AİHM Bireysel Başvuruları
Olağan kanun yolları tüketildikten sonra temel hak ihlalleri iki aşamada denetlenebilir. Anayasa m.148 uyarınca herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden AİHS kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir; süre otuz gündür. AYM yolundan da sonuç alınamaması hâlinde, kararın tebliğinden itibaren dört ay içinde AİHM’e başvurulabilir.
Bireysel başvuru, klasik kanun yollarından farklı olarak hükmün hukuka uygunluğunu değil, temel hak ihlali bulunup bulunmadığını denetler. Bu nedenle başvuru dilekçesi, bir istinaf veya temyiz dilekçesi gibi değil; ihlal edilen hak, müdahalenin niteliği ve bu müdahalenin ölçüsüzlüğü ekseninde kurgulanmalıdır. Bu ayrımın kavranmaması, uygulamada başvuruların en sık reddedilme sebebidir.
Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, 6216 sayılı Kanun m.45 ve devamında düzenlenmiştir. Başvuru yapılabilmesi için; ihlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihmalin kamu gücü tarafından gerçekleştirilmiş olması, ihlal edilen hakkın hem Anayasada hem AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu protokollerde ortak koruma alanında bulunması ve olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir.
Süre kritiktir: Başvurunun, başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekir. Haklı bir mazereti nedeniyle süresi içinde başvuramayanlar, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazeretlerini belgeleyen delillerle birlikte başvurabilir. Bu süre hak düşürücüdür ve resen gözetilir.
Ceza yargılamalarında en sık ileri sürülen ihlal iddiaları şunlardır: adil yargılanma hakkı (Anayasa m.36 / AİHS m.6) kapsamında gerekçeli karar hakkı, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama, tanık sorgulama hakkı ve makul sürede yargılanma; kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı (m.19 / m.5) kapsamında hukuka aykırı veya makul süreyi aşan tutukluluk; işkence ve kötü muamele yasağı (m.17 / m.3); özel hayatın gizliliği (m.20 / m.8); ve ifade özgürlüğü (m.26 / m.10).
Başvuru dilekçesinin hazırlanmasında üç aşamalı bir yapı izlenmelidir. Birincisi, ihlale konu olguların tarih sırasıyla ve belgeye dayalı biçimde anlatılması. İkincisi, hangi anayasal hakkın hangi işlem veya ihmalle ihlal edildiğinin açıkça gösterilmesi. Üçüncüsü, AYM ve AİHM’in emsal kararlarına atıfla, somut olaydaki müdahalenin kanunilik, meşru amaç ve demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk ölçütlerini karşılamadığının ortaya konulması.
Kabul edilebilirlik engelleri titizlikle gözetilmelidir. Başvuru yollarının tüketilmemiş olması, süre aşımı, konu bakımından yetkisizlik (ortak koruma alanında bulunmayan haklar), kişi bakımından yetkisizlik, açıkça dayanaktan yoksunluk ve anayasal önemden yoksunluk başlıca ret sebepleridir. Ayrıca AYM, kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetleri “kanun yolu şikâyeti” niteliğinde görerek reddetmektedir; bu nedenle başvurunun delil değerlendirmesi eleştirisine indirgenmemesi gerekir.
İhlal kararının sonuçları 6216 sayılı Kanun m.50’de düzenlenmiştir. AYM, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunması hâlinde dosya ilgili mahkemeye gönderilir; bu mahkeme, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde yeniden yargılama yapmakla yükümlüdür. Yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmuyorsa başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir.
AİHM başvurusu ise AİHS m.34 ve m.35 çerçevesinde yürütülür. İç hukuk yollarının tüketilmesinden itibaren dört ay içinde başvuru yapılmalıdır (bu süre, 2022’de yürürlüğe giren 15 No’lu Protokol ile altı aydan dörde indirilmiştir). Türkiye bakımından AYM bireysel başvurusu etkili bir iç hukuk yolu kabul edildiğinden, AİHM’e gitmeden önce AYM yolunun tüketilmesi zorunludur.
AİHM başvurusunda resmî başvuru formunun eksiksiz doldurulması şarttır; Mahkeme İçtüzüğü m.47 uyarınca eksik form doğrudan reddedilir. Formda olguların özeti, ihlal edildiği ileri sürülen Sözleşme maddeleri, iç hukuk yollarının tüketildiğine dair bilgiler ve tazmin talebi yer almalıdır. Başvuru, Mahkemenin resmî dillerinden birinde veya taraf devletlerden birinin resmî dilinde yapılabilir.
İhlal kararlarının infazı da takip edilmelidir. AİHM kararları Bakanlar Komitesinin denetiminde infaz edilir. İç hukukta ise CMK m.311/1-f uyarınca, AİHM’in kesinleşmiş ihlal kararına dayanılarak bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. Bu bağlantı, AİHM kararının somut dosyada sonuç doğurmasını sağlayan temel mekanizmadır.
Netice itibariyle bireysel başvuru yolları, ceza yargılamasının son ve en teknik aşamasıdır. Sürelerin hak düşürücü olması, kabul edilebilirlik kriterlerinin katılığı ve başvurunun kanun yolu şikâyetinden ayrıştırılması zorunluluğu, bu alanda uzmanlaşmış bir hukuki desteği gerekli kılar. İhlal kararının ardından yargılamanın yenilenmesi sürecinin de takip edilmesi, sonucun fiilen elde edilmesi bakımından belirleyicidir.
Anayasa Mahkemesi ve AİHM Bireysel Başvuruları Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
AYM bireysel başvuru süresi ne kadardır?
Başvuru yollarının tüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihten itibaren otuz gündür. Haklı mazeret hâlinde, mazeretin kalktığı tarihten itibaren on beş gün içinde ve mazereti belgeleyen delillerle başvurulabilir.
AYM’ye başvurmadan AİHM’e gidilebilir mi?
Hayır. Türkiye bakımından AYM bireysel başvurusu etkili bir iç hukuk yolu kabul edildiğinden, AİHM’e başvurmadan önce AYM yolunun tüketilmesi zorunludur. Aksi hâlde başvuru iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeniyle reddedilir.
AİHM başvuru süresi kaç aydır?
15 No’lu Protokol ile süre altı aydan dört aya indirilmiştir. İç hukuk yollarının tüketildiği nihai kararın tebliğinden itibaren dört ay içinde başvuru yapılmalıdır.
Hangi haklar bireysel başvuruya konu olabilir?
Hem Anayasada hem AİHS ve Türkiye’nin taraf olduğu protokollerde ortak koruma alanında bulunan haklar. Ceza yargılamalarında en sık adil yargılanma hakkı, kişi hürriyeti ve güvenliği, işkence yasağı, özel hayatın gizliliği ve ifade özgürlüğü ileri sürülür.
Kanun yolu şikayeti nedir?
Delil değerlendirmesi veya hukuk kurallarının yorumu gibi kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerdir. AYM bu nitelikteki başvuruları açıkça dayanaktan yoksun bularak reddeder; bu nedenle başvuru bir temyiz dilekçesine indirgenmemelidir.
İhlal kararı verilirse ne olur?
6216 sayılı Kanun m.50 uyarınca AYM, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmeder. Yeniden yargılamada hukuki yarar varsa dosya ilgili mahkemeye gönderilir; yoksa başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir.
AİHM kararı sonrası iç hukukta ne yapılır?
CMK m.311/1-f uyarınca AİHM’in kesinleşmiş ihlal kararına dayanılarak, kararın kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl içinde yargılamanın yenilenmesi talep edilebilir. Bu, AİHM kararının somut dosyada sonuç doğurmasını sağlayan mekanizmadır.
Tutukluyken başvuru yapılabilir mi?
Evet. Tutukluluğun hukuka aykırılığı veya makul süreyi aşması iddiasıyla, yargılama devam ederken de bireysel başvuru yapılabilir. Bu tür başvurularda AYM ihlal tespiti yaparak tazminata hükmedebilir.