Aile Düzenine Karşı Suçlar
Aile düzenine karşı suçlar, TCK m.230 ilâ m.234 arasında düzenlenmiş olup aile kurumunu ve aile bireyleri arasındaki hukuki ilişkileri koruma altına alır. Birden çok evlilik ve hileli evlenme, çocuğun soybağını değiştirme, kötü muamele, aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali ile çocuğun kaçırılması ve alıkonulması bu kapsamdadır. Bu suçların bir kısmı şikâyete tabi olup uzlaştırma kapsamındadır; hepsi aile hukuku davalarıyla yakın etkileşim içinde yürür.
Aile düzenine karşı suçlar, Anayasa’nın 41. maddesinde “Türk toplumunun temeli” olarak nitelendirilen ailenin ceza hukuku aracılığıyla korunmasını sağlar. Bu suç grubunun en belirgin özelliği, ceza yargılamasının neredeyse her zaman devam eden veya sonuçlanmış bir aile hukuku davasıyla (boşanma, velayet, nafaka, soybağı) iç içe yürümesidir. Bu nedenle bu dosyalarda ceza ve aile hukuku süreçlerinin eşgüdüm içinde yönetilmesi, sonucu doğrudan etkiler.
Birden Çok Evlilik, Hileli Evlenme, Dinsel Tören (TCK m.230), evli olmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişiyi altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Kendisi evli olmamakla birlikte, evli olduğunu bildiği bir kimseyle evlilik işlemi yaptıran kişi de aynı ceza ile cezalandırılır. Gerçek kimliğini saklamak suretiyle bir başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Maddenin beşinci ve altıncı fıkraları uyarınca, aralarında evlenme olmaksızın evlenmenin dinsel törenini yaptıranlar ile bu törenleri yapanlar hakkındaki düzenlemeler Anayasa Mahkemesi kararlarıyla iptal edilmiş olup, bu husus güncel mevzuat çerçevesinde değerlendirilmelidir.
Çocuğun Soybağını Değiştirme (TCK m.231), bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişiyi bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasına bağlar. Maddenin ikinci fıkrası uyarınca, sağlık kurumundaki çocuk doğumlarının bir kısmının kayıt dışı bırakılması veya karıştırılması gibi ihmal sonucu doğan hâller de yaptırıma tabidir. Bu suç, kişinin kimliğini ve kökenini bilme hakkını koruyan temel bir düzenlemedir. Ceza sürecinin yanında, Türk Medeni Kanunu uyarınca soybağının reddi, tanımanın iptali ve babalık davaları da gündeme gelir.
Kötü Muamele (TCK m.232), aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kişiyi iki aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek ya da bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişi ise bir yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Burada dikkat edilmesi gereken husus, fiilin kasten yaralama derecesine ulaşmaması gerektiğidir; yaralama neticesi doğmuşsa TCK m.86 ve devamı hükümleri uygulanır. Eziyet derecesine varan sistematik davranışlarda ise TCK m.96 gündeme gelir.
Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğün İhlali (TCK m.233), aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişiyi, şikâyet üzerine bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırır. Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kişi üç aydan bir yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. Velayet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadi sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddi ve manevi özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlak, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Bu noktada sıkça karıştırılan bir husus vardır: Nafaka ödememek bu suçu mu oluşturur? Cevaben belirtmek gerekir ki, mahkemece hükmedilmiş bir nafakanın ödenmemesi, kural olarak 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesinde düzenlenen “nafaka borcunun ödenmemesi” suçunu oluşturur ve İcra Ceza Mahkemesinde şikâyet yoluyla üç aya kadar tazyik hapsi cezası verilir. TCK m.233 ise, henüz bir nafaka hükmü bulunmasa dahi aile hukukundan doğan bakım ve destek yükümlülüğünün hiç yerine getirilmemesi hâlinde uygulanır. İki düzenleme birbirinden bağımsız olup, koşulları farklıdır.
Çocuğun Kaçırılması ve Alıkonulması (TCK m.234), velayet yetkisi elinden alınmış olan ana veya babanın ya da üçüncü derece dâhil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş bir çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altında bulunan kimsenin yanından cebir veya tehdit kullanmaksızın kaçırması veya alıkoyması hâlinde üç aydan bir yıla kadar hapis cezası öngörür. Fiilin cebir veya tehdit kullanılarak işlenmesi ya da çocuğun ana veya babasının yanından kaçırılması hâlinde ceza artırılır. Kanuni temsilcisinin bilgisi veya rızası dışında evi terk eden çocuğu, rızasıyla da olsa ailesini veya yetkili makamları durumdan haberdar etmeksizin yanında tutan kişi üç aydan bir yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır.
Velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında bu madde sıkça gündeme gelir. Mahkemece belirlenen kişisel ilişki günlerinde çocuğun teslim edilmemesi veya iade edilmemesi hâlinde, İcra ve İflas Kanunu m.25/A uyarınca icra yoluyla çocuk teslimi süreci işletilir ve buna aykırılık ayrı yaptırımlara tabi tutulur. Çocuğun yurt dışına izinsiz götürülmesi hâlinde ise, Türkiye’nin taraf olduğu 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun çerçevesinde iade süreci başlatılır. Bu süreçlerin ceza şikâyetiyle eşzamanlı yürütülmesi, çocuğun ivedilikle iadesini sağlamak bakımından kritik önemdedir.
Aile içi şiddet iddialarında 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamındaki tedbirler ayrıca ve hızla işletilmelidir. Bu Kanun uyarınca; şiddet uygulayanın konuttan uzaklaştırılması, korunan kişiye yaklaşmaması, iletişim kurmaması, çocuklarla kişisel ilişkinin refakatçi eşliğinde kurulması veya sınırlandırılması gibi tedbirlere karar verilebilir. Bu kararlara aykırılık hâlinde zorlama hapsi uygulanır. Tedbir kararı, ceza soruşturmasından bağımsız olarak ve delil aranmaksızın, beyan esas alınarak verilebilir.
Bu dosyalarda delil olarak; nüfus ve tapu kayıtları, evlenme ve boşanma dosyaları, velayet ve kişisel ilişki kararları, icra dosyaları, sağlık kuruluşu kayıtları ve doğum belgeleri, DNA raporları, sosyal inceleme ve pedagog raporları, okul kayıtları, mesaj ve arama dökümleri ile tanık beyanları kullanılır. Özellikle çocukla ilgili uyuşmazlıklarda sosyal inceleme raporu hem ceza hem de aile mahkemesi süreçlerinde belirleyici nitelik taşıdığından, bu raporun kapsamlı ve gerekçeli hazırlanmasının takibi önemlidir.
Netice itibariyle aile düzenine karşı suçlar, ceza hukuku ile aile hukukunun ayrılmaz biçimde iç içe geçtiği bir alandır. Bir ceza şikâyetinin velayet davasına, bir velayet kararının ceza dosyasına etkisi çoğu zaman doğrudandır. Bu nedenle bu dosyalarda; hangi fiilin hangi kanun kapsamında değerlendirileceğinin doğru tespiti, şikâyet sürelerinin kaçırılmaması, 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbirlerin zamanında talep edilmesi ve tüm süreçlerin bütüncül bir strateji çerçevesinde yürütülmesi gerekmektedir. Bu bütüncül yaklaşım, ancak her iki alana da hâkim bir avukatın desteğiyle sağlanabilir.
Aile Düzenine Karşı Suçlar Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
Nafaka ödememek suç mudur?
Mahkemece hükmedilmiş nafakanın ödenmemesi, İcra ve İflas Kanunu m.344 uyarınca İcra Ceza Mahkemesinde şikâyet yoluyla üç aya kadar tazyik hapsi cezasını gerektirir. TCK m.233 ise henüz nafaka hükmü bulunmasa dahi aile hukukundan doğan bakım ve destek yükümlülüğünün hiç yerine getirilmemesi hâlinde uygulanır.
Velayet sahibi olmayan ebeveynin çocuğu alıkoyması suç mudur?
Evet. Velayet yetkisi elinden alınmış ana veya babanın ya da üçüncü derece dâhil kan hısmının, on altı yaşını bitirmemiş çocuğu veli, vasi veya bakım ve gözetimi altındaki kimsenin yanından kaçırması veya alıkoyması TCK m.234 uyarınca üç aydan bir yıla kadar hapis cezasını gerektirir; cebir veya tehdit kullanılması hâlinde ceza artırılır.
Çocuğun izinsiz yurt dışına götürülmesi durumunda ne yapılabilir?
TCK m.234 kapsamında suç duyurusunda bulunulmasının yanında, 1980 tarihli Lahey Çocuk Kaçırma Sözleşmesi ve 5717 sayılı Kanun çerçevesinde Adalet Bakanlığı aracılığıyla iade süreci başlatılabilir. Bu iki sürecin eşzamanlı yürütülmesi çocuğun ivedilikle iadesi bakımından kritik önemdedir.
Kötü muamele suçu ile yaralama arasındaki fark nedir?
Kötü muamele suçunun (TCK m.232) oluşması için fiilin kasten yaralama derecesine ulaşmaması gerekir. Yaralama neticesi doğmuşsa TCK m.86 ve devamı hükümleri; sistematik ve süreğen kötü davranışlar söz konusuysa TCK m.96 eziyet suçu hükümleri uygulanır.
İkinci kez evlenmenin cezası nedir?
Evli olmasına rağmen başkasıyla evlenme işlemi yaptıran kişi TCK m.230 uyarınca altı aydan iki yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Kendisi evli olmamakla birlikte karşı tarafın evli olduğunu bilerek evlilik işlemi yaptıran kişi de aynı ceza ile cezalandırılır.
Aile içi şiddette hangi tedbirler alınabilir?
6284 sayılı Kanun uyarınca şiddet uygulayanın konuttan uzaklaştırılması, korunan kişiye yaklaşmaması, iletişim kurmaması ve çocuklarla kişisel ilişkinin sınırlandırılması gibi tedbirlere karar verilebilir. Bu kararlar ceza soruşturmasından bağımsız olarak ve beyan esas alınarak verilebilir; aykırılık hâlinde zorlama hapsi uygulanır.
Çocuğun soybağını değiştirmenin cezası nedir?
Bir çocuğun soybağını değiştiren veya gizleyen kişi TCK m.231 uyarınca bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır. Sağlık kurumundaki doğum kayıtlarının karıştırılması veya kayıt dışı bırakılması gibi ihmal sonucu doğan hâller de maddenin ikinci fıkrası kapsamında yaptırıma tabidir.
Bu dosyalarda sosyal inceleme raporu neden önemlidir?
Sosyal inceleme raporu, çocuğun yaşam koşullarını, ebeveynlerle ilişkisini ve üstün yararını değerlendirdiğinden hem ceza hem de aile mahkemesi süreçlerinde belirleyici nitelik taşır. Raporun kapsamlı ve gerekçeli hazırlanmasının takip edilmesi, gerektiğinde itiraz edilmesi büyük önem taşır.