• Vergi Usul Kanunu m. 341 hükmünde düzenlenen vergi ziyaı, mükellefin veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili mükellefiyetlerini zamanında ifa edememesi yahut eksik ifa etmesi yüzünden verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesini veya eksik tahakkuk ettirilmesi fiilidir. Bu durumun tespitinde, vergi ziyaına sebebiyet verilmesi nedeniyle vergi cezası kesilmektedir. Bu oran genelde ziyaa uğratılan verginin bir katı olup, şayet VUK m. 359 hükmünde tanımlanan suçlarla ilgili sebebiyet verilmişse, üç katı oranında vergi cezası kesilmektedir.

  • Ticari sır, gerek şahıs şirketleri, gerekse limited ve anonim şirketlerin faaliyet alanları ile ilgili olarak, bu firmaların çalışanları ve akdi ilişkide oldukları gerçek ve tüzel kişilerce bilinen, rakiplerinin bu bilgilere ulaşması halinde zarara uğrama riski bulunan, işletmenin ticari başarısı ve verimliliği için önem arz eden, gerek kamuya gerekse ilgisi olmayan şahıslara açıklanmaması gereken, firmanın iç işleyişi, organizasyon yapısı, mali ve iktisadi durumu, kredi ve nakit bilgileri, faaliyet hedef ve stratejisi, hammadde kaynak bilgileri, imalata dair teknik bilgiler ve özellikler, fiyatlandırma uygulaması bilgisi, pazarlama stratejisi ve taktikleri, firmanın pazar payı, toptancı ve perakendeci bilgileri, müşteri potansiyeli ve ağ bilgisi, her türlü sözleşme ve protokol bilgileri ve bu türden tüm bilgi ve belgeyi ifade etmektedir.

  • Bankacılık sırrı, bankaların yöneticileri ve peronellerince bilinen, her türlü mali, ekonomik bilgileri, kredi ve nakit bilgilerini, bankanın müşteri bilgileri ve müşteri potansiyeli, bankanın kredi vermesi, kimlere ne kadar kredi kullandırdığı, mevduat toplaması, kimlerin ne kadar hesabı olduğu, banka yönetim esasları, her türlü bankacılık hizmet ve faaliyetleri ile risk pozisyonlarını haiz tüm bilgi ve belgeleri, bankanın her türlü işletmesel bilgisini, faaliyet ve hedef stratejisini içeren, bu türden tüm bilgi ve belgeyi ifade etmektedir.

  • Müşteri sırrı, gerek şahıs şirketi, gerekse limited ve anonim şirketlerin, banka ve sigorta şirketlerinin, aracı kurumların, iktisadi teşekküllerin, her türlü serbest meslek erbabının kendi faaliyet alanına ilişkin, müşterilerinin şahsi ve özel bilgilerini, ekonomik ve ticari bilgilerini, mali durum bilgilerini, nakit ve kredi durumuna dair bilgilerini, bu türden tüm bilgi ve belgeyi ifade etmektedir.

  • Ticari sırların açıklanması fiili, Türk Ceza Kanunu m. 239 hükmü ile suç olarak tanımlanmıştır. Bu suçun faili, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacaktır.

  • Bankacılık sırlarının açıklanması fiili, hem 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 239 hükmü ile, hem de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 159 hükmünde suç sayılmıştır. Bu durum kanun hükümlerinin içtimaı durumudur. Yargıtay 5. Ceza Dairesi’nin 2013/14327 E. 2015/16810 K. sayılı 30.11.2015 tarihli ilamı, özel normun önceliği ilkesi uyarınca Bankacılık Kanunu m. 159 hükmü esas alınarak karar verilmesi gerektiğine hükmetmiştir. 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun “Sırların Açıklanması” başlığını haiz m. 159 hükmü uyarınca, bankacılık sırlarını açıklayan failler bir yıldan üç yıla kadar hapis ve bin günden ikibin güne kadar adlî para cezasıyla cezalandırılacak, banka ve müşterilere ait sırları açıklayan üçüncü kişiler hakkında da aynı cezaların uygulanacak, bu kimselerin sırları kendileri ya da başkaları için yarar sağlamak amacıyla açıklamış olursa verilecek cezaların altıda bir oranında artırılacak, ayrıca fiilin önemine göre sorumluların bu Kanun kapsamına giren kuruluşlarda görev yapmaları da iki yıldan aşağı olmamak üzere geçici veya sürekli olarak yasaklanacaktır.

  • Müşteri sırların açıklanması fiili, Türk Ceza Kanunu m. 239 hükmü ile suç olarak tanımlanmış olup, müşteri sırlarını açıklayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacaktır.

  • Bilimsel keşif ve buluşları veya sınai uygulamaya ilişkin sırlar da Türk Ceza Kanunu m. 239 hükmü kapsamına korunmaktadır. Bilimsel buluşların veya sınai uygulamaya dair bilgileri ve sırları, yetkisiz kişilere veren veya ifşa eden kişiler, bu bilgileri hukuka aykırı ele geçiren kişiler de bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacaktır.

  • Türk Ceza Kanunu m. 239/3 hükmü uyarınca, ticari sır, bankacılık sırrı veya müşteri sırrı niteliğindeki bilgi veya belgeler ile fenni keşif ve buluşlar veya sınai uygulamaya ilişkin bilgilerin Türkiye'de oturmayan bir yabancıya veya onun memurlarına açıklanması halinde, suçun failine verilecek olan bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası, üçte biri oranda arttırılacaktır. Ayrıca ticari sırların, bankacılık sırlarının, müşteri sırlarının, bilimsel ve sınai sırların ülke içinde Türk vatandaşlarına açıklanması suçu şikayet üzerine soruşturulan bir suç iken, bu sırların yabancılara verilmesi re’sen soruşturulacak bir suçtur.

  • Ticari sırların, bankacılık sırlarının, müşteri sırlarının, bilimsel ve sınai sırların, cebir ve tehdit ile öğrenilerek işlenmesi, TCK m. 239/4 hükmünde düzenlenmiştir. Cebir veya tehdit kullanarak, bir kimseyi Ticari sırların, bankacılık sırlarının, müşteri sırlarının, bilimsel ve sınai sırları, bu sırlarla ilgili bilgi veya belgeleri açıklamaya mecbur kılan kişinin, üç yıldan yedi yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılacağına hükmedilmiştir.

  • Ticari sırların, bankacılık sırlarının, müşteri sırlarının, bilimsel ve sınai sırların açıklanması durumunda, bu suçun mağduru olan tarafın, konuyu kapsamlı anlatan bir dilekçe ile, yasal dayanaklar ve olgusal sebeplerin belirtilerek suçun işlendiği mahallin Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunması gerekmektedir. Konunun teknik ve hukuki boyutunun komplike olması nedeniyle, suç duyurusunun konuda uzman avukatla yapılması, soruşturma ve kovuşturma aşamalarının avukatla takibinde mağdurların hukuki yararı bulunmaktadır.

  • Şantaj, bir kimseden maddi çıkar sağlamak, haksız kazanç sağlamak amacıyla, kişiyi aşağılayıcı, kötüleyici, gözden düşürücü bilgi açıklamakla, yaymakla korkutmak; kişiyi arzu etmediği bir fiile zorlamak amacıyla durumundan istifadeyle baskı kurmak fiili olarak tanımlanmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nda yer alan tanımı itibariyle, hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlamak fiilidir.

  • Türk Ceza Kanunu’na göre şantaj fiili hapis cezası gerektiren bir suçtur. Türk Ceza Kanunu’nun m. 107 hükmünde düzenlenen şantaj suçu kapsamında; hakkı olan veya yükümlü olduğu bir şeyi yapacağından veya yapmayacağından bahisle, bir kimseyi kanuna aykırı veya yükümlü olmadığı bir şeyi yapmaya veya yapmamaya ya da haksız çıkar sağlamaya zorlayan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacaktır.

  • Şantaj suçu sözlü şekilde, telefonla arayarak işleneceği gibi, her türlü iletişim aracı kullanılarak, sosyal medyada facebook, twitter, instagram gibi siteler, whatsapp, skype gibi uygulamalar aracılığıyla da işlenebilir. Şantaj suçunun sosyal medya aracılığıyla işlendiği durumlarda, savcılıkça yapılacak ip adresi tespiti önemli bir delil teşkil etmektedir.

  • Ceza hukukunda, ancak takibi şikayete bağlı suçlar bağlamında uzlaştırma hükümleri uygulanmakta, bu kapsam dışındaki suçlarda uzlaşma mümkün olmamaktadır. Şantaj suçu, takibi şikayete bağlı bir suç değildir. Dolayısıyla, şantaj suçundan dolayı mağdur şikayeti geri çekse bile dosya kapanmayacaktır ve uzlaştırmacı görevlendirilmeyecektir. Bu suç kapsamında savcılık tarafından re’sen soruşturma da başlatılabileceği gibi, şikayetin geri çekilmesi halinde dahi soruşturma ve kovuşturma devam edecektir.

  • Gerek şantaj, gerekse tehdit fiileri, Türk Ceza Kanunu’nda suç olarak tanımlanmıştır. Çoğu zaman şantaj ve tehdit fiilleri birbirine karıştırılabilmektedir. Nitekim, tehdit suçlarında korkutma unsuru ön plandayken, şantaj suçunda haksız çıkar sağlama ön plandadır. Bu iki suçu ayıran kriter haksız çıkar sağlama durumudur. Misal olarak, “seni bitiririm” gibi bir cümle sadece tehdit suçudur. Ancak “istediğim parayı vermezsen özel bilgilerini açıklarım” şeklindeki bir cümle, haksız çıkar sağlama amacı güderek baskı oluşturduğundan şantaj suçudur.

  • İletişim teknolojilerindeki gelişmeler temelinde, internetin yaygınlaşmasıyla birlikte, birçok suçun internet üzerinden işlendiği görülmektedir. Şantaj suçlarının büyük bir kısmı da internette sosyal medya siteleri aracılığıyla işlenmektedir. Genellikle facebook, twitter, instagram gibi siteler üzerinden şantaj suçları işlenmektedir. Çoğu zaman da kişisel verilerin izinsiz ele geçirilmesi suretiyle şantaj suçu işlenmektedir. Bu durumda şantaj suçuyla birlikte, kişisel verilerin izinsiz ele geçirilmesi ve kullanılması suçlarından da soruşturma açılmakta ve failin durumu ağırlaşmaktadır. Birçok durumda da, kişinin kendi rızasıyla sanal sohbet sırasında paylaştığı görsel ve videolar daha sonra şantaj amaçlı kullanılabilmektedir.

  • Şantaj suçu, internet üzerinden olduğu kadar, mobil telefon uygulamaları aracılığıyla da işlenebilmektedir. Bu uygulamaların başında, whatsapp gelmektedir. Bu uygulama aracılığıyla, şantaj unsuru görsel materyal mağdura gönderilerek, şantaj taleplerinin yapıldığı görülmektedir. Whatsapp üzerinden yapılan şantajın savcılıkça tespiti daha hızlı ve kolaydır. Çünkü bu uygulamaya bir telefondan girilmektedir ve hangi telefondan girilmiş ve şantaj suçunun işlenmiş olduğu ilgili kurumlarla yazışma yapılarak daha hızlı şekilde gerçekleşmektedir.

  • Şantaj suçunun faili, şantaj suçuna konu olan görsel, video ve benzeri materyali internet üzerinden yayımlaması halinde, bu içeriğin kaldırılması için yasal olarak başvuru yapılması mümkündür. Kaldırılması istenilen içerik, aynı zamanda ceza davasına da konu teşkil edeceğinden, Noter kanalıyla 24 saat e-tespit yapılmasında yarar vardır. Mağdurların 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi Ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun m. 9/1 hükmü uyarınca internetten konusu suç teşkil eden içeriğin kaldırılması için Sulh Ceza Hakimliği’ne müracaat edilme hakkı vardır. Aynı kanunun m. 12/5 hükmü uyarınca, internet sitesinin merkez adresinin bulunduğu yerin Sulh Ceza Hakimliği’ne müracaat edilebileceği gibi, mağdurun ikamet ettiği mahallin Sulh Ceza Hakimliği’ne de müracaat edilebilecektir.

  • Basın suçları, 5187 sayılı Basın Kanunu’nda tanımlanmış suçları ve Türk Ceza Kanunu’nda tanımlanan bir kısım suçların basın yoluyla işlenmesi durumuyla ilgili hükümlerini içermektedir. 5187 sayılı Basın Kanunu’nun m. 1 hükmünde yasanın amacı, “basın özgürlüğünü ve bu özgürlüğün kullanımını düzenlemek” ve kapsamı da “basılmış eserlerin basımı ve yayımı” olarak tanımlanmıştır. Basılmış eserlerin tanımına ise m. 2 hükmünde yer verilmiş olup, “yayınlanmak üzere her türlü basın araçları ile basılan veya diğer araçlarla çoğaltılan yazı, resim ve benzeri eserler ile haber ajansı yayınları” şeklinde tanımlama yapılmıştır. Cezai sorumluluk ise 5187 sayılı Basın Kanunu’nun m. 11 hükmünde değerlendirilmiştir. Basılmış eserler yoluyla işlenen suç yayım anında oluşmaktadır. Süreli yayınlar ve süresiz yayınlar yoluyla işlenen suçlardan ise öncelikle eser sahibi sorumludur. Süreli yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında bulunması nedeniyle Türkiye'de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde, sorumlu müdür ve yayın yönetmeni, genel yayın yönetmeni, editör, basın danışmanı gibi sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili sorumlu olacağına hükmedilmiştir. Ancak bu eserin sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlanması halinde, bundan doğan sorumluluğun da yayımlatana ait olacağı belirtilmiştir. Süresiz yayınlarda eser sahibinin belli olmaması veya yayım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında olması nedeniyle Türkiye'de yargılanamaması veya verilecek cezanın eser sahibinin diğer bir suçtan dolayı kesin hükümle mahkûm olduğu cezaya etki etmemesi hallerinde yayımcının sorumlu olacağına; yayımcının belli olmaması veya basım sırasında ceza ehliyetine sahip bulunmaması ya da yurt dışında olması nedeniyle Türkiye'de yargılanamaması hallerinde ise basımcının sorumlu olacağına hükmedilmiştir. Basın Kanunu, süreli yayınlarda kişilerin şeref ve haysiyetini ihlal edici veya kişilerle ilgili hakikate aykırı yayın yapılması halinde, düzeltme ve cevap hakkının ne şekilde kullanılacağını da aynı yasanın m. 14 hükmünde detaylarıyla belirtmiştir. Basın Kanunu’nda tanımlanan diğer bir suç ise zorunlu bilgilerin gösterilmemesidir. Bu husus yasanın m. 15 hükmünde teferruatlı şekilde ele alınmış olup, basılmış eserlerde gösterilmesi öngörülen hususların gösterilmemesi veya gerçeğe aykırı olarak gösterilmesi halinde, süreli yayınlarda sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili, süresiz yayınlarda yayımcı ve adını ve adresini göstermeyen veya yanlış gösteren basımcı hakkında para cezasına hükmedileceği belirtilmiştir. Bu suçtan dolayı CMK m. 100/4 hükmü uyarınca tutuklama kararı verilemeyecek olup, suçun takibi şikayete bağlı değildir, re’sen takibi gerekmektedir. Basın Kanunu’nda para cezasını gerektirir diğer suçlar, “durdurulan yayının yayımına devam etme” (m. 16), “teslim yükümlülüğüne uymama” (m. 17) olup, ağır para cezasını gerektiren bir suç da “düzeltme ve cevabın yayımlanmaması” (m. 18) şeklinde tanımlanmıştır. Bunun dışında, yasanın m. 20 hükmünde cinsel saldırı, cnayet ve intihara özendirmede haber sınırlarını aşan ve bu fiillere özendiren yayın yapılması halinde para cezasına hükmedileceği belirtilmiştir. Aynı yasanın m. 21 hükmünde ise kimliği açıklanmayacak olan şahıslar tanımlanmış, bu kişilerin kimliklerinin açıklanmasına veya tanınmalarına yol açacak şekilde yayın yapanlar hakkında para cezasına hükmedileceği öngörülmüştür. Keza, bir süreli yayında yayınlanmış haber, yazı ve resimleri kaynak göstermeksizin yayınlamak da yasanın m. 24 hükmünde suç olarak tanımlanmıştır. Basın suçlarından kaynaklı dava süreleri ise yasanın m. 26 hükmü uyarınca belirlenmiş olup, basılmış eserlerin Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildiği tarihten itibaren, günlük süreli yayınlar yönünden dört ay, diğer basılmış eserler yönünden ise altı ay içinde ceza davalarının açılması gerekmektedir. Ancak Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim edilmemiş basılmış eserler yönünden süre, Cumhuriyet Başsavcılığı’nın suç oluşturan fiili öğrenme tarihinden itibaren başlar. Ancak bu süreler, TCK’nın dava zamanaşımına ilişkin maddede öngördüğü süreleri aşamaz. Sorumlu müdürün ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkilinin karşı çıkmasına rağmen yayımlatıldığı iddia edilen eserden dolayı yayımlatan aleyhine açılacak kamu davası yönünden süre, sorumlu müdür ve sorumlu müdürün bağlı olduğu yetkili hakkında verilecek beraat kararının kesinleşmesinden itibaren başlamaktadır. Sorumlu müdürün yayımlanan eserin sahibini bildirmesi durumunda ise, eser sahibi aleyhine açılacak kamu davasında süre, bildirim tarihinden itibaren başlayacaktır. Kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda dava açma süreleri, suçun işlendiğinin öğrenildiği tarihten başlar. Lakin bu süre suç için kanunun öngördüğü dava zamanaşımı süresini aşamaz. Kamu davasının açılması izin veya karar alınmasına bağlı olan suçlarda ise, izin veya karar için gerekli başvurunun yapılmasıyla dava açma süresi durur, ancak durma süresi de dört ayı geçemez. Keza, Basın Kanunu’nda belirtilen suçlar haricinde, yayın organlarında Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen suçların da işlenmesi mümkündür. Birçok vakada, basın yoluyla başlıca “intihara teşvik”, “hakaret”, “tehdit”, “haberleşmenin gizliliğini ihlal”, “özel hayatın gizliliğini ihlal”, “uyuşturucuya özendirme”, ”örgüt propagandası”, “çocuk pornografisi”, “iftira”, “soruşturmanın gizliliğini ihlal”, “yargıyı etkilemek” “halkı askerlikten soğutmak” gibi suçların işlendiği görülmektedir. Basın suçlarında, gerek müştekinin gerekse sanığın haklarının tam olarak korunabilmesi için, soruturma ve kamu davası sürecini konusunda uzman ve tecrübeli bir avukatla takip etmesinde hukuki yarar bulunmaktadır.

BİZE ULAŞIN

Bizimle görüşmek istediğiniz hukuki konular hakkında iletişime geçebilirsiniz.

AVUKAT TOLGA ERSOY

Hobyar Mh. Ankara Cd. No:31
Hoşağası İşhanı Kat:2 No:307
Sirkeci-Fatih/İSTANBUL
HUKUK BÜROSU

İstanbul'da olan Avukat Tolga Ersoy Hukuk Bürosu tüzel kişiliklere ve şahıslara hukuki hizmet vermektedir. Ağırlıklı olarak Ceza Hukuku alanında Ağır Ceza Avukatı olarak çalışmakta birlikte, Aile Hukuku ve Tazminat Hukuku başta olmak üzere hukukun birçok alanlarında Avukatlık hizmeti sunmaktadır.

SOSYAL MEDYA

Avukat Tolga Ersoy'u Takip Edebilirsiniz.